Türkiye Marksizmi “âkil insan”ını yitirdi

|

Türkiye Marksizmi “âkil insan”ını yitirdi A Türkiye Marksizmi “âkil insan”ını yitirdi

SUNGUR SAVRAN

Kapital’i, modern tarihin o en patlayıcı, en devrimci malzemesini avucunun içi gibi bilirdi. Bu toprakların tarih boyunca gördüğü en iyi Marksist iktisatçılardan biri idi. Aynı zamanda devrimci hareketin en şaşaalı ve dağdağalı günlerinde siyasi faaliyet göstermişti. Türkiye İşçi Partisi’nde yetişmiş, Maocu bir aşamadan geçmiş, devrimci Marksizmde karar kılmıştı. Kapital’in de, Komünist Manifesto’nun da çevirisini Marx’ın ve Engels’in ana dilinden, bir daha kolay erişilemeyecek bir yetkinlikle yapmıştı. Ama aynı zamanda, siyasi konularda son derecede ince, keskin, derin yargıları vardı. 19’unda İşçi-Köylü gazetesinin yayın kurulunda görev almıştı, 49’unda ÖDP’de Sosyalist Emek İnisiyatifi adını taşıyan platformun sözcülerinden biri olmuştu. Marksist teori konusunda dünya çapında yüksek kalibreye sahip bir aydındı. Ama aynı zamanda proletaryanın sendikal mücadelesinde 70’li yılların Tümas’ında İstanbul şubesinde görev yaparak yer almıştı.

 

 

Nail Satlıgan, bu aşağılık dünyayı değiştirmek için hayatı boyunca olanaklı bütün yöntemlere başvurmuştu kısacası. Onun için teori akademik bir anlamda, donmuş bilgiler katalogu değildi. Bir yandan en rafine, en zor anlaşılabilecek kategorileri özgün biçimde geliştiriyordu, ama bir yandan da bütün o incelikler aslında kapitalizmin zaaflarını, çelişkilerini, kofluğunu ortaya koyduğu ölçüde önemli idi onun için. Hayatının bir aşamasından sonra sağlık sorunları dolayısıyla doğrudan örgütsel politika içinde bulunamadı. Ama her zaman bir Marksistin “partili” olması gerektiğini tekrarladı.

 

 

Nail kendi hatalarından ve dünyanın yeni gelişmelerinden öğrenmeyi bilen bir insandı. Mücadele ettikçe öğreniyor, gelişiyor, siyasi görüşlerini değiştiriyor, daha devrimci, daha sınıfsal pozisyonları keşfettikçe eski tavrında ısrar etmek yerine oralara doğru ilerliyordu. Bütün bunlarda onu yönlendiren bir büyük kılavuz vardı: Marksizm. Nail, her şeyden vazgeçebilirdi, ama Marksizmden asla! Ne işkence gördüğü 12 Mart’ta, ne mücadelenin nasıl kuruduğunu acıyla izlediği 12 Eylül’de, ne Berlin Duvarı ve Sovyetler Birliği çöktüğünde herkes Marksizmden uzaklara savrulduğunda vazgeçti Marksizmden.

 

 

Enternasyonalist ve devrimci Marksist

 

Türkiye solunun bütünü Nail’in katkılarından yararlandı, doğrudur. Ama Nail öyle “görüşler üstü” ya da “partiler üstü” bir yaklaşıma sahip değildi. Nail, dünya ve Türkiye solunda hâkim akım olan Stalinizme, hem Sovyetler Birliği’nde ve diğer bürokratik işçi devletlerindeki uygulamaları, hem de Marksizmi çarpıtarak başka ülkelerde de mücadelede felaketlere yol açması dolayısıyla dünya çapında karşıydı. Nail, kelimenin en has anlamında enternasyonalistti, milli komünizme karşı idi, devrimci Marksistti.

 

 

Ne var ki, Nail’de birçok şeyin sentezini bulabildiğimiz gibi, aynı zamanda en keskin teorik ve politik pozisyonlar ile en kapsayıcı tarzda geliştirilmiş bir siyasi üslubu ve ittifaklar anlayışını da birlikte görebiliyorduk. Meseleler karşısında aceleci değildi, önyargılara saplanmayı reddederdi, her tarafın görüşünü bilmek isterdi. Sonra günümüzün sert tartışmalarını değerlendirirken buna mutlaka bir tarihsel genişlik içinde bakardı. Türkiye solunun daha önceki sert polemiklerinin zaman içinde nerelere evrildiğini çok iyi bildiği için anın öfkesine kapılmazdı. Bilgeydi. Bugün AKP hükümeti kendi oyununu oynayacağından az çok emin olduğu insanları, hangi kritere bağlı olduğu bile anlaşılmaz şekilde “âkil insan” ilan etti. Nail, kelimenin her anlamıyla “âkil” idi. Ama onun bunun, burjuvazinin güçlerinin bilgesi değil. İşçi sınıfının bilge teorisyeni.

 

Nail Türkiye’de yorgun birçok 68’linin yapamadığını yaptı. Hayatının sonuna kadar sömürülenlerin, ezilenlerin hâkim sınıf haline gelebilmesi için taş taş üstüne koydu. İnsanlığa hizmet sevgisi o kadar büyüktü ki, bedenini tıp öğrencilerinin eğitimi için bağışladı. Böylece yalnızca hayatı sırasında değil, ölümünden sonra da insanlığa hizmet etmek istedi. Bir hesaplayın, kaç tane böyle insan tanıdınız; o zaman anlarsınız hepimizin ne yitirmiş olduğunu.