Zalimin gazı varsa mazlumun tozu var!

|

Zalimin gazı varsa mazlumun tozu var! A Zalimin gazı varsa mazlumun tozu var!

Bir zaman "Siyaset Meydanı"nda ettiğim "Siz ne zaman bu kadar zalim oldunuz!" cümlesi o kadar çok tekrar edildi ki her çok tekrar edilen şey gibi içi boşaldı. Tekerrür, bağlamı da unutturdu elbette. Öyle olur. Görüntü o kadar çok sizin delirdiğiniz anı gösterir ki sizi kimin delirttiği karanlıkta kalır, unutulur. Hatırlatayım: Programda biri "Başbakan'a karşı geldi, tabii böyle olur!" demişti. Öğretmen Metin Lokumcu bir protesto sırasında biber gazından boğularak ölmüştü. Başbakan'ın yarım ağızla, biraz da müstehzi söylediği  "Allah rahmet eylesin!" Başbakan'ın taraftarlarınca hemen benimsenmişti. Hükümete karşı mı geliniyor? Artık onlara Allah rahmet eylesindi! Hi hi hi... Bu lafların kendisi kadar, beraberindeki gevşek, yıvışık gülümseme, kendini o çok zeki zanneden üstten, pişkin ton beni delirtmişti. O yüzden demiştim, "Nedir ulan bu zalimlik!" diye.

ÇOCUĞA DA, HASTAYA DA...


O günden bugüne zalimlik sirayet etti. Zulmün meşruiyet sınırları genişledi. Kütahya'da "goldü- değildi" tartışması sırasında polis gelip çocuğun gözünün içine biber gazı sıktı. Akıl hastasıyla başa çıkamadılar, biber gazı sıktılar. 1 Mayıs'ta hastanelerin içine sıkılan biber gazını saymıyorum bile. Öğrencilerin geçtiğimiz hafta yediği dayağı, gazı görenlerin bile kalbi sıkışmıştır zaten. Önceki gün de küçücük bir kız çocuğunu, biber gazını müteakip dört polis kahramanca dövdü.

Siyasal iktidarın fıtratından kaynaklı bir asabiyeti ve son vaziyetlerden kaynaklı bir paniği olduğu muhakkak. Ortadoğu'yu şekillendirmek gibi işleri ve bu işin içinde yapayalnız kalıvermek gibi problemleri varken haylaz kullarının itişip kakışmasını istemiyor. Herkes evine gitsin, çocuğunu yapıp ayranını içip yatsın aşağıya istiyor. Orası malum. Fakat iktidarın küçük adamlarına ne oluyor? Nedir bu şiddet bu celal? Bu hınç nedir? Sözümona entelektüel, çok "sivil", varlığını hükümetin varlığına armağan etmiş kanaat önderlerinin 1 Mayıs'ta, "Twitter'dan Ece Temelkuran'a gaz sıkma imkanı olsa keşke" ya da "Ezgi Başaran'ın yüzüne kezzap atmak için güzel bir gün" diyebilmelerinin ardındaki muamma nedir?  Çok sivil kanaat önderi bile "gazlı" olan bir siyasal hareketin polisinin gazla adam boğmasına şaşmıyoruz, ama merak ediyoruz elbette? Bu neyin kafasıdır? Bunu sosyologlara, psikologlara bırakarak sorayım: Neler olabilir?

REFAH KAPISI


Yıllar evvel Mısır'ın Gazze-Refah Sınır Kapısı'nda bir olay yaşandı. Tam teçhizatlı polislere, askerlere karşı iman tahtasından başka kalkanı olmayan Filistinliler bağırıyordu. Yükselen gerilim itişme kakışmayı başlatttığında silahlar dürtüldü, tartaklama başladı. O zaman, hatırlıyorum, genç bir Filistinli yerden bir avuç toz alıp askerin gözüne attı. Diğer Filistinliler de onu takip ettiler. Tozdan başka bir silahı olmayanlar ağır mühimmatla donanmış olanları bir kaç dakikalığına saf dışı bıraktılar. Ortadoğu, Filistin-İsrail ve dahi bu meselelerle yakından ilgili olan siyasal iktidarın bu toz işlerine de dikkatli bakması iyi olur. Zira hiçbir şeyi kalmayana kadar kırılanların bile bir avuç tozu olabileceği hesaba katılmalı. Başbakan Tayyip Erdoğan "kinine sahip çıkan bir gençlik" isterken bu gençlerin de kinlenebileceğini hesaba katmalı. Bu hiçbirimizin istemediği bir filmi başlatır... O filmde kimse pişkin pişkin gülümseyemez!


ECE TEMELKURAN