Ercan Kesal: Birbiriyle ilgisiz detaylar hayatımızı anlamlandırıyor

|

Ercan Kesal:  Birbiriyle ilgisiz detaylar hayatımızı anlamlandırıyor A Ercan Kesal:  Birbiriyle ilgisiz detaylar hayatımızı anlamlandırıyor

CAN UĞUR/BİRGÜN

İlk kitabı Peri Gazozu bugün raflarda yerini alacak olan sinema oyuncusu ve BirGün Pazar yazarı Ercan Kesal'la hem yeni çıkan kitabını hem de bundan sonra ne yapacağını konuştuk. İnsan hikayelerinden yola çıkarak yazdığı kitabında hayatının çeşitli bölümlerinden kesitler sunan Ercan Kesal, Gezi Parkı direnişinin içimizi ısıttığı şu günlerde yaşadıklarımızı da şöyle yorumluyor: Gezi direnişi bu yanıyla beni hiç şaşırtmadı.Ama, kendi mücadele deneyimlerimizle ilgili de epeyce ezber bozdu galiba.En güzeli de, egemenlerin aklını ve ruhunu karıştırdı.Neye uğradıklarını şaşırttı.Hayat böyledir işte ve bu topraklardan hiç ümit kesilmez.

Sohbete Peri Gazozu’ndan başlayalım isterseniz. Örneğin kitabın ismi…

Kitabın ismini eşim Nazan Kesal koydu...Babam uzun yıllar çiftçilik yaptıktan sonra çocukluk arkadaşı Dr.Yaşar abinin de önerisiyle kasabada gazozculuk yapmaya karar verir.İlk gazozhanemiz ahırdan bozma küçük bir odaydı.Su sorununu halledebilmek için özellikle mahalle çeşmesine yakın bir yere kurulmuştu.  Şişelerimiz markasızdı ve çok ilkel şartlarda gazoz üretiyorduk. Uzunca bir süre sonra hem daha modern bir gazozhanemiz oldu, hem de bir markamız: Peri Gazozu.. Sloganımız bile vardı:"Peri bacaları diyarında Peri içilir..."Çocukluğumun ve gençliğimin tüm yazları aralıksız gazozhanemizde çalışmakla geçmiştir. Avanos'lu olup da yolu gazozhaneden geçmeyen yok gibidir.Herkesin Peri gazozları ile ilgili mutlaka yaşadığı bir şeyler vardır. Ailemizin tüm anılarında gazozhanemiz baş köşededir...Üstelik Peri Gazozu işte.. Efsunlu, büyülü bir gazoz.Taşrada geçen çocukluğum gibi bir şey yani...

Peki ne anlatıyorsunuz bu kitapta?
Bu kitapta ne anlatıyorum? Edebiyatla öteden beri uğraşan, yazan, yayımlayan biri oldum hep. İlk olarak Tıp fakültesi öğrencisi iken İzmir'de çıkan "Dönem" isimli bir dergide şiir ve yazılarım yayımlandı. Mecburi  hizmet yıllarında da, serbest hekimlik yaparken de hep yazdıklarımla çeşitli dergilerde yer aldım, yayınevi kurdum, başkalarının kitaplarını da yayımladım, editörlük  de yaptım.Bir çok derginin ya kurucusu ya da yazarı oldum. Radikal ve BirGün'de düzenli olarak yazmak ise beni ayrıca disipline etti ve verimli kıldı. Daha sistemli çalışmaya, seçerek okumaya başladım.Sonunda böyle bir kitap ortaya çıktı. Kitaptaki hikayeler, çocukluğum, ilk gençliğim ve mecburi hizmet yıllarımda bizzat yaşadığım, şahit olduğum veya içinde  bulunduğum olaylardır. Hemen hepsi de gerçekten yaşanmıştır.Yaşarken çoğu zaman farketmediğimiz, hemen yanıbaşımızdan geçip giden basit hayatların içindeki güçlü ögelerin  peşine düştüm. Birbiriyle ilgisizmiş gibi duran bir çok detayın, hayatımızı anlamlandıran çok önemli özelliklere sahip olduklarının bilincindeyim.Derdim onlar üzerinden ve ortak metaforlarla bağlayarak,  kendime ve yaşama dair farkettikletimi okurumu da göstermek.Onlarla hemhal olmak, yalnızlığımızı azaltmak, ümidimizi güçlendirmek...

İlk kitabınız Peri Gazozu. Nasıl bir duygu bu?

Çocukluğumdan bu yana kitaplarla çok özel ve derin bir ilişkim olmuştur.Nedense o sayfaların arasında şimdiye kadar bir türlü cevabını bulamadığım varoluşsal sorularımın sırrının yattığını düşünmüşümdür.Daha önceden okumuş dahi olsam kapağını açtığım her kitap içimi titretir.Kütüphanem mabedim gibidir. En çok etrafımın kitaplarla çevrili olduğu mekanlarda rahat ederim. Bunların arasına şimdi benim yazdığım bir kitabın katıldığını düşünmek bile heyecan verici.Mutluyum.

Gezi Parkı direnişinde Türkiye tabiri caizse olağanüstü günler yaşadı. Siz ne düşünüyorsunuz?
Ben insanlık tarihinin zalimlerle mazlumların mücadeleler tarihi olduğuna inanırım. Spartaküs'ten bu yana böyledir. Eşitsizlik, haksızlık,adaletsizlik ve zulüm hüküm sürdükçe de böyle olacaktır.İnsan direndiği, karşı çıktığı için  Eşref-i mahlukattır, yaratılmışların en şereflisi yani. Haksızlığa boyun etmeyen, direnen insan, itiraz eden, karşı çıkan insan, zalime karşı mazlumun yanında duran insan haysiyetlidir, onurludur.Gezi direnişi bu yanıyla beni hiç şaşırtmadı.Ama, kendi mücadele deneyimlerimizle ilgili de epeyce ezber bozdu galiba.En güzeli de, egemenlerin aklını ve ruhunu karıştırdı.Neye uğradıklarını şaşırttı.Hayat böyledir işte ve bu topraklardan hiç ümit kesilmez.Bundan sonra da öğrendiklerimizden ve yaşadıklarımızdan çıkardığımız derslerle birlikte, kalıcı ve devamlı bir yürüyüşün izlerini sürmeliyiz.

Önümüzdeki dönemde yapmayı planladığınız işler var mı?

Sinema hayatımın en orta yerinde artık.Yazdığım, okuduğum ya da planladığım her şey sinemaya yönelik.Yakın zamanda üç dört uzun metrajlı filmde oynadım, onların festival ve vizyon maceralarını izleyeceğim. M.Fazıl Coşkun'un "Yozgat Blues", Onur Ünlü'nün "Sen Aydınlatırsın Geceyi" ve Tayfun Pirselimoğlu'nun "Ben O Değilim" filmleri çok severek ve coşkuyla çalıştığım işler oldu.Bunun dışında tek başıma ve birlikte sürdürdüğüm senaryo çalışmaları var. Onların sonuçlanması için daha sıkı çalışmam lazım. Orta vadede kamera arkasına geçme hayalimin gizlisi saklısı yok zaten.Yaz bitimiyle birlikte de Radikal ve Birgün'deki yazılarıma devam edeceğim.Bir süre sonra, belki sinema odaklı bir kitap da gündeme gelebilir...