Bir Bulut'un yükselişi

|

Bir Bulut A Bir Bulut

BERKANT GÜLTEKİN

Yiğit Bulut hayattaki tercihlerini hep başarı parolasına göre yaptı; Doğan Medya Grubu sahibi Aydın Doğan'ın bacanağı Namık Kemal Zeybek'in kızı, sunucu Şule Zeybek'le evlenirken bile... Bulut'un kayınpederi Namık Kemal Zeybek 12 Eylül'de MHP ve Ülkü Ocakları'nın kurucusu olmakla yargılanmıştı; milliyetçi bir siyasi anlayışa sahipti. Bulut, Şule Zeybek'le evlendikten sonra , Doğan Medya Grubu gazetelerinden Vatan'da köşe yazarlığı yapmaya başladı (2007). Yiğit, bu yıllarda çizgisini, Doğan Medya Grubu'nun iktidarla olan ilişkisine göre belirledi. Yiğit'in Vatan'da yazmaya başladığı yıllarda Doğan Grubu henüz Erdoğan'ın tümüyle medyayı ele geçirme operasyonundan zarar görmemiş, ara sıra gerilimli ilişkiler yaşasa da medyadaki güçlü pozisyonunu kaybetmemişti. Bulut bu yıllarda, kayınpederi Zeybek'in görüşlerine paralel olarak milliyetçi-ulusalcı bir hat izliyor, AKP'yi amansızca, ekonomiye zarar vermek, küresel güçlere boyun eğmek ve Cumhuriyetin değerlerine saldırmakla eleştiriyordu. 2008 yılında katıldığı Siyaset Meydanı programında AKP düzenini,  sert üslubu ve yüksek ses tonuyla, “70 milyon kişi 5 bin kişiye çalışıyor. 70 milyonluk bir anonim şirket kurmuşlar. Türkiye bu hale geldi. 'Banka sattım' diye övünen bir iktidar düşünemiyorum” sözleriyle eleştirmişti.

O yıllarda iktidara karşı yürüttüğü ulusalcı muhalefetle öne çıkan Bulut, AKP'ye yakın çevreler tarafından Ergenekoncu olarak tanımlanıyordu. Ancak bu ün Yiğit Bulut gibi gözünü 'en tepeye' diken biri için yeterli değildi. Bulut'un hedefinde Doğan Medya Grubu'nun medar-ı iftiharı, Türkiye basının 'Amiral Gemisi' Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmenliği koltuğu vardı.

Ne var ki Yiğit Bulut'un hedeflediği  konum kolay kazınılabilecek bir koltuk değildi. Zira Ertuğrul Özkök 20 yıldır Hürriyet'in başındaydı ve kendi pozisyonun müstakbel sahibi Yiğit Bulut'a karşı 'özel' bir yaklaşımı vardı. Ertuğrul Özkök'ün Hürriyet'teki kıdeminden kaynaklı olarak Bulut, hiçbir zaman hedeflediği mevkiinin sahibi olamadı. Ancak Özkök'ü de rahat bırakmadı. Aradığı fırsat 10 Şubat 2008'de, Meclis'te, üniversitelerde türbanla girişi onaylandığı bir yasa tasarısından sonra geldi. MHP ve AKP'nin birlikte saf tuttuğu yasa, 411 oyla kabul edilmiş ve Özkök komutasındaki 'Amiral Gemisi', “Kaosa kalkan 411” manşetini atmıştı. Özkök'ün bu tercihi Doğan Medya Grubu'na pahalıya patlayacaktı. Hürriyet'in bu manşetinden sonra gözünü gazeteye iyiden iyiye dikmeye başlayan AKP, yaptığı maliye hamlesiyle, 9 Eylül 2009'da Doğan Medya'ya 4.9 milyar TL gibi rekor bir ceza kesti. Bu ceza Yiğit Bulut'un aradığı fırsatı doğurmuştu. Bulut, aile içinde cezanın sorumlusu olarak Ertuğrul Özkök'ü işaret ediyor, Doğan Medya'yı onun batırdığını söyleyerek, Özkök'e karşı bir öfke iklimi yaratmaya çalışıyordu.

Yürüttüğü muhalefete karşın Bulut, Özkök'ün iktidar baskısı sonucu görevden alınması beklemedi. Ona Başbakanlık Başdanışmanı'na giden yolu Ciner'in, Habertürk'ün başına Fatih Altaylı'nın geçirmesi açtı. Altaylı kendisi gibi Galatasaray Lisesi mezunu olan Bulut'u, Doğan Medya'dan transfer etti. Kısa süre sonra Habertürk TV'nin başındaki isim Erdoğan Aktaş ATV'ye geçince, Bulut da kademe atlayarak Habertürk TV'nin başına geçti. Bulut hem 2 gün gazetede yazıyor hem de kanalı yönetiyordu.

Yiğit Bulut'un siyasi görüşleri bu tarihten sonra adeta 180 derece döndü. 2010 yılında ABD'ye yaptığı ziyaret, Fetullah Gülen'i ziyaret edip, ondan icazet aldığı şeklinde yorumlandı. Aslında kişiliğinde değişen bir şey olmamıştı. Bulut formasını giydiği takımın yıldız oyuncuydu. Daha önce Doğan Medya Grubu'ndaki hükümet eleştirileri, bu kez Bulut'un, iktidarın yakın ekonomik ilişkiler vesilesiyle Turgay Ciner'e verdiği Habertürk TV'nin başına geçmesiyle tam tersi bir hale büründü. Bulut bu zamanda, iktidar taraftarı tavrının yanında, Doğan Medya'ya karşı yürüttüğü muhalefet neticisinde, Kanal D'de sunuculuk yapan eşi Şule Zeybek'ten de ayrıldı.

2009'a kadar iktidar yanlıları tarafından Ergenekoncu olarak tanımlanan Yiğit Bulut, 3 Ocak 2012'de Habertürk'teki görevinden ayrılıp, AKP'nin 2000'li yılların başında start verdiği medya hamlesinin ilk halkası olan ve Genel Yayın Yönetmenliği'ni Erdoğan'ın en 'has' adamlarından Mustafa Karaalioğlu'nun yaptığı Star grubuyla anlaştı. Bu tarihlerde 24 isimli kanalın Genel Yayın Yönetmeliği'ne başladı. Gruba transferinden sonra Erdoğan hayranlığına bir katmer daha eklenen Bulut, göreve başladığı günden bu yana iktidara zeval gelmemesi için elinden geleni yaptı. Son Gezi eylemlerinde de iktidarı savunma adına olan canhıraş çabası süren Bulut, direniş için, “Emperyallerin oyunudur, Erdoğan'ın kellesini ben vermem” dedi. Son süreçte de yazdığı her yazıda, sarfettiği her cümlede AKP iktidarına olan görevini 'layıkıyla' yerine getirdi. Ve en sonunda, 'en tepeye' ulaştı. AKP onu Başbakanlık Başdanışmanlığı ile ödüllendirdi.

Onun söylemlerinde 'AKP'den 'AK Parti'ye uzanan süreçte, başarı hırsı ve çıkarcı hayat anlayışı kendisini Başbakanlık Başdanışmanlığı'na taşıdı. İktidarın bu zor günlerinde göreve getirilen Bulut'un, 11 yıllık saltanatının son günlerine mi denk geldiği bilinmez ama Başdanışmanlık görevi açıklandıktan sonra Zaytung'un Yiğit Bulut'un ağzından yaptığı manidar açıklamayı hatırlamakta fayda var: “İçimde trene son istasyonda binmişim gibi bir his var”.

***

180 derecelik dönüş
Yiğit Bulut'un değişimini, kaleme aldığı köşe yazılarından izlemek mümkün. 2007 yılında, 'idealist' bir muahlifken Vatan gazetesinde yazdığı köşe yazısında “Bugün iddia edildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet yapısının statüko olduğunu savunup, ulus-devleti yıpratmaya çalışanlar; bilerek veya bilmeyerek aslında 'küresel büyük statüko'ya hizmet edenlerdir” diyen Bulut 2011'in Aralık ayında Habertürk gazetesinde yazdığı yazıda, “Başbakan Erdoğan'ı konuşması Yeni Türkiye'nin gücünü geçmişten alacağını en büyük göstergesi. Bu noktadan sonra Türk halkı olarak bize düşen 'bu gerçeğe bu konsepte' uygun davranmak, üzerimize düşeni yapmaktır” dedi.

Yiğit Bulut kimdir?

1972 yılında doğan Yiğit Bulut, “Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz” diyen Süleyman Demirel öncülüğündeki Adalet Partisi'nin, 1977 yılında Edirne milletvekili Mustafa Bulut'ın oğludur. Başarılı bir öğrenci olan Yiğit Bulut; önce Galatasaray Lisesi'ni bitirdi, daha sonra linsans öğrenimi Bankacılık ve Finans üzerine Bilkent'te yaptı. Bununla da yetinmeyen Bulut, Paris'e giderek Sorbonne Üniversitesi'nde yüksek lisans öğrenimini tamamdı. Bulut iyi derecede Fransızca ve İngilizce biliyor.