Diren! Öpsün seni Zeki Müren!

|

Diren! Öpsün seni Zeki Müren! A Diren! Öpsün seni Zeki Müren!

SEÇİL TÜRKKAN

9 Temmuz'da Aydın’ın Kuşadası ilçesinde 24 yaşındaki Dora isimli bir trans kadın evinde bıçaklanarak öldürüldü. Cinayet, Dora’dan haber alamayan arkadaşının evine gitmesiyle öğrenildi.  Bir bireyin 'nefret saikiyle' öldürülmesine 'nefret cinayeti' deniyor. Dora'nın cinayeti de nefret cinayetlerine bir örnek. Cinayetlerin arkasında ise bazı zihinler ve buna izin veren yasalar da var, bu yüzden Türkiye'nin önemli sorunlarından biri. KAOS GL Derneği de nefret suçlarıyla mücadele eden az örgütten biri. Hem yaptıkları 'Nefret Suçları Mağdur ve Tanıklarına Çağrı'yı hem de Türkiye'deki nefret cinayetlerini Murat Köylü ile konuştuk. Ayrıca İstanbul LGBT Dayanışma Derneği de trans cinayetlerini protesto etmek amacıyla bugün saat 18:00’da Galatasaray Lisesi önünden Taksim tramvay durağına yürüyecek. İzmir Yakın Kitabevi önünde de saat 18:00'de bir basın açıklaması yapılacak.

Nefret cinayetlerini nasıl açıklayabiliriz?
Nefret suçları ya da giderek daha çok tercih edilen adı ile önyargı suçları insanların toplumsal kimlikleri ya da konumları nedeniyle hedef alındığı, salt mağdur kişiden çok mağdurun temsil ettiği  gruptan insanların bütününe olumsuz tavır, tutum ve mesaj ileten suçlardır. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği gibi etnik, dini mezhepsel kimlik, siyasi düşünce, engellilik, medeni durum, sağlık durumu nedeniyle de insanlar önyargı suçlarının mağdurları olabilir. Kadınları hedef alan namus cinayetlerini de önyargı ya da nefret suçu olarak gören güçlü bir anlayış vardır. Buradaki nefret ya da önyargı münferit duygulanım ifade etmekten öte, mağdurun fail tarafından sosyal kimliği temelinde seçilmesi esasına dayanır. Özü itibariyle politik suçlardır. Türkiye Avrupa Konseyi üyesi ve AGİT katılımcısı ülkeler arasında nefret suçlarına dair mevzuatı ve politikası olmayan birkaç ülkeden biridir.

Geçtiğimiz günlerde Kuşadası'nda Trans birey Dora Özer öldürüldü. Nefret cinayetleri hala sürüyor. Bu konuda elinizde bir rapor var mı?
Her sene özellikle LGBT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans)  örgütlerinin kişisel ilişkileri, tanışıklıkları üzerinden bir de medyaya yansıyabilen haberler vasıtasıyla nefret suçu mağduru LGBTler hakkında kısıtlı bilgi sahibi olabiliyoruz. Bu kapsamda raporlar elimizde mevcut ama bunlar daha çok emsal vakaları somutlaştırıyor. Ne yazık ki LGBT'leri hedef alan şiddetin tamamını resmetmekten uzaklar. BM (Birleşmiş Milletler), AB ( Avrupa Birliği), AK (Avrupa Komisyonu) ve AGİT (Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı) de Türkiye'yi izliyor ve onlar ile de paylaşıyoruz. Bu hükümetlerarası kuruluşlar Türkiye Devleti'ne meseleyi bir an önce çözmesi için adımlar atması gerektiğini türlü yöntemlerle ve araçlarla yllardır belirtiyorlar. Türkiye Hükümeti ise şu ana dek herhangi bir adım atmış değil. Bu sistematik şiddeti ve insan hakları ihlallerini görmezden gelmesi en basit tabiri ile skandal. Geçtiğimiz 1 Mayıs'ta meydanda dile getirdiğimiz üzere "LGBT'lere yönelik adı konulmamış bir savaş var ve bu sürüyor." CHP'nin meclis araştırma önergesini geçtiğimiz aylarda reddeden AK Parti meseleyi kendi ahlakı doğrultusunda anlayamadığını ifade edip, araştırmaktan bile kaçınmıştı. Bu suça ortak olmak demek.

Dora cinayeti ise münferit bir olay değil, LGBT'lerin mağdur eden sistematik ayrımcılık ve şiddetin medyaya yansıyan son ve en acı verici örneklerinden.  Türkiye mevzuatında nefret suçu diye bir kategori yok. İşlenen çoğu suç soruşturma, kovuşturma ya da yargılanma aşamalarında adi suç olarak değerlendiriliyor. LGBT'ler devlete polise güvenmediği için mağduriyetlerini yargı süreçlerine taşıyamıyorlar. Şiddet cezasız ya da takipsiz kalıyor. Bu yüzden Türkiye'de kamu yönetiminin elinde de sadece LGBT'leri değil pek çok toplumsal kesimi hedef alan bu önyargı suçlarına dair rapor, istatistik vb. yok.

Şimdi bir rapor hazırlamak istiyorsunuz. Bunu nasıl yapacaksınız?

2013 yılında işlenen homofobi veya transfobi temelli nefret suçlarına dair izleme gerçekleştiriyoruz. Mağdurlara ve tanıklara yönelttiğimiz, AGİT kriterlerine uygun sorulardan oluşan iki formumuz var. Mağdur ve tanıklar KaosGL.org sitemizdeki banner ile bu formların çevrimiçi versiyonuna erişebiliyorlar. Sosyal medyayı en etkin biçimde kullanmak istiyoruz. Bir yandan da yüz yüze iletişimin eşsizliğine inanıyoruz. Basılı formlara da yine derneğimiz ile iletişime geçerek ulaşabilirler. Yaşadıkları ile ilgili bilgi vermek isteyen mağdurlar ya da tanıklar randevu alarak Ankara'daki ofisimizi ziyaret edebilirler.

NE YAPMALI?

Nefret cinayetlerinin çözümü için yapılması gerekenler sizce neler?

Aslında işin bencesi, Kaos GL'cesinden öte, nefret suçları ile mücadele için uluslararası toplumun ve hükümetlerin elinde son derece kapsamlı ve detaylı birikim var. Sadece hükümetlerarası kuruluşlar değil, CHP ve BDP de yıllardır pek çok kez Türkiye Devleti'ni uyaran, sorumluluğunu ve yükümlülüğünü yerine getirmeye çağıran etkinliklerde bulundular. Sivil toplum kuruluşları da öyle. Bu çağrılardan bir tanesi hemen yasal düzenlemelerin meclis gündemine getirilmesi idi. Nefret Suçları Yasa Platformu Hükümet'e aylar önce uluslararası kriterlere uygun yasa taslağı hazırlayıp iletti. Cinayetler sürüp giderken, yasa çıkarmak için gece yarılarına kadar çalışabilen AK Parti'nin henüz bir adım attığını göremedik. Oysa, aynı yıllardır beklenilen ayrımcılıkla mücadele yasası gibi nefret suçları mevzuatı da "ileri demokrasi"nin temel mesnetlerindendir. Hükümetin gündemine bakarsak, tam tersine, önyargı suçlarına temel oluşturan nefret söylemleri başbakanın ve AK Parti kurmaylarının dilinden düşmüyor. Yasal düzenleme yok, herhangi bir politika da yok. Söylediğim gibi, meselenin araştırılmasından bile kaçınıyorlar. LGBT'lerin şiddeti ve ayrımcılığı hak ettiğini düşünen bir kamu yönetimi, bir siyasi iktidar olabilir mi? Olursa, durum da böyle olur işte. Daha nice Doralar, Ahmet Yıldızlar öldürülecek. Cinayetleri ve hiçbir şey yapmayan Türkiye Devleti'ni hangi siyasi mantık ahlak ve vicdan ile açıklayabilirsiniz? Bir yandan Türkiye yargısına bakıyorsunuz. Yargıtay bile daha geçtiğimiz aylarda eşcinsel katilini haksız tahrik indirimi ile ödüllendirdi. Bunlar insan onuru adına hep utanç verici şeyler ama ülkemizde yaşanıyor.