Ethem Sarısülük'ün katili hapse girmeyebilir

|

Ethem Sarısülük A Ethem Sarısülük

Ethem Sarısülük’ü öldüren polis Ahmet Şahbaz’la ilgili iddianame kabul edildi, 1 yıl 4 aydan beş yıla kadar hapsi isteniyor. Sarısülük ailesinin avukatı, “Alt sınırdan ceza alırsa ertelenir ve hiç hapse girmez” dedi.

Ankara’daki direnişçi Ethem Sarısülük’ü vurarak öldüren polis Ahmet Şahbaz hakkındaki iddaname bugün kabul edildi.

Savcı Veli Dalgalı, Şahbaz’ın Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 81. ve 27/1. maddeleri uyarınca “taksirle insan öldürmek” suçlamasıyla yargılanmasını istedi.

Sarısülük ailesinin avukatı Kazım Bayraktar, istenilen cezanın 1 yıl 4 ay ile 5 yıl arasında olduğunu, ceza indirimleri de göz önüne alındığında, alt sınırdan ceza verildiği takdirde 1 yıl 4 aylık hapis cezasının ertelemeye tabi olacağını, bu durumda polis Şahbaz’ın hapse bile girmeyeceğini söyledi.

Ahmet Şahbaz tutuksuz yargılanacak.

Polisin vücuduna taş gelmiş!

15 sayfalık iddianamede, savcı Dalgalı merminin Sarısülük’ün başına sekme olmadan direkt olarak isabet etmesinin, “şüphelinin maktulü doğrudan hedef alarak ateş ettiği anlamına gelmediğini” ileri sürdü.

İddianamede özetle şu tespitler yer aldı:

“Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 16. maddesinde polise silah kullanma yetkisi tanınıyor ancak bu öldürme yetkisi anlamına gelmez.”

“Ethem Sarısülük’ün arasında bulunduğu gösterici grubunun taşlı saldırısı ile şüphelinin silahlı savunması arasında bir orantı yok. Meşru savunmada yasal sınır aşıldı ve sınırın kasten aşılması halinde cezai sorumluluk kalkmaz.”

“Ancak şüphelinin kendine saldırıda bulunan gösterici gruba karşı tabancasını çekerek havaya uyarı atışı yaptığı sırada, üçüncü atışı yapmak isterken dönüp kaçmaya çalıştığı esnada, omuz hizasından yukarıda tuttuğu tabancasının dönme hareketinin etkisi ile yere paralel hale gelmesi ve o konumda iken ateş etmesi sonucu Ethem Sarısülük yaralandı.”

“Atış öncesi ve atış esnasında polis Şahbaz’ın vücudunun muhtelif yerlerine isabet eden taşlar dikkate alındığında şüphelinin meşru savunma sınırını kasten aştığı söylenemez. Sınır, kasıt olmadan aşılmıştır.”

Savunma gibi iddianame


İddianamedeki suçlama, Ahmet Şahbaz’ın savunmasıyla paralellik gösterdi. Şahbaz da kendini şöyle savunmuştu:

“Namluyu omuz hizamın üzerine kaldırdım ve havaya doğru üç el ateş ettim. O sırada yoğun şekilde taş atışına maruz kalmıştım. Aldığım darbeler stabilitemi bozmuş olabilir. Bileğime gelen taş nedeniyle namlunun pozisyonu değişip maktulün kafasına doğru yönelmiş olabilir.”

“Göstericiler halen taş atmaya devam ediyordu. Kendimi korumak kastıyla hareket ettim. Silah kullanma şartlarının oluştuğunu düşünüyorum.”

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da, polis Şahbaz bu ifadeyi vermeden bir gün önce yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

“Kalkanı göstericiler tarafından alınmış, vücuduna 33 adet taş isabet etmiş. Havaya 2 el ateş etmiş, üçüncü el sırasında eline gelen bir taş neticesinde olayın meydana gelmiş olabileceği… Eğer yargı sürecinde olayın bilerek ve kasten gerçekleştiği ortaya çıkarsa ona göre karar verilecektir.”

Ne olmuştu?

Taksim’deki Gezi direnişine destek için Ankara'da yapılan eylemde, 1 Haziran günü polisin açtığı ateş sonucu OSTİM işçisi 27 yaşındaki Ethem Sarısülük başından vuruldu. Ağır yaralı olarak Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.

6 Haziran’da olay yerinde keşif yapıldı. 10 Haziran’da MOBESE görüntüleri de ortaya çıktı. Videoda çevik kuvvet polisinin kaçarken ateş açtığı, ardından Sarısülük’ün yere yığıldığı görülüyor.

Sarısülük vurulduktan 14 gün sonra hayatını kaybetti, memleketi Çorum’da son yolculuğuna uğurlandı.

Sarısülük’ü vuran silahın Şahbaz’a ait olduğu balistik raporuyla kanıtlandı. Ankara 13. Sulh Ceza Mahkemesi, “meşru müdafaa sınırında kalması olasılığının varlığı” gerekçesi ile Şahbaz’ın tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Karara itiraz edildi, itiraz reddedildi.

Sarısülük’ün vurma anıyla ilgili tanıklık eden Mehmet Can Tayşan hakkında gözaltı kararı çıktı, mahkemede tanıklık için çağrılacak olan Şahin İmga da tutuklandı.

Sarısülük’ün kardeşi, kardeşinin eşi ve iki arkadaşı da telefonla tehdit edildi.

Ayça Söylemez/Bianet