Yetiş ya Ali!

|

Yetiş ya Ali! A Yetiş ya Ali!

YAŞAR AYDIN/BİRGÜN

“En çevreci, en milliyetçi, en dindar” Erdoğan, dün de dört dörtlük Alevi olduğunu ilan etti. Aynı Erdoğan ve partisi Cemevine “cümbüş evi” demiş, Sivas Katliamı katillerini aklayıp partisine sokmuş, dedeleri aşağılamıştı...

Başbakan Tayyip Erdoğan “Eğer Alevilik Ali'yi sevmekse, ben dört dörtlük Aleviyim” dedi ve bir kez daha Alevi örgütlerinin tepkisini çekti. BirGün'e konuşan Alevi örgütleri temsilcileri, Başbakan'a vicdan sahibi insan olmayı öğütlediler

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan memlekette birinci olamadığı bir tek konu bırakmamakta kararlı. En çevreci, en milliyetçi, en dindardan sonra şimdi de en iyi Alevi olduğunu ilan etti. Başbakan Erdoğan'ın bu çıkışına Alevilerin sorunlarını yıllarca dile getiren ve bunun için mücadele eden kurumlardan büyük tepki geldi. Örgütlerin ortak düşüncesi Başbakan'ın iyi bir Alevi olması değil, adaletli ve vicdanlı bir yönetici olması yönünde.

ALEVİLER İÇİN NE YAPILDI?
Aleviler yıllardır kimlik, ibadet, kültür, eğitim, kamu hayatına katılma, eşit yurttaş olma konusunda mücadele veriyor. Bu konulara dair ciddi bir kamuoyu yaratılsa da yasal anlamda ciddi bir gelişme yaşanmadı. AKP iktidarının ilk yıllarında ortaya atılan Alevi Açılımı ise tam bir hayal kırıklığı oldu.
Peki AKP İktidarı ve Başbakan Tayyip Erdoğan bu on yıl boyunca Alevilerle nasıl ilişkilendi? Onlar için neler söyledi? Bu konuda CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün hazırladığı rapor, AKP’nin Alevilere bakış açısına dair önemli notlar içeriyor.

CEM EVİ CÜMBÜŞ EVİ
Başbakan Erdoğan'ın Alevilerle ilgili söylediği sözleri ve uygulamaları raporlaştıran Hüseyin Aygün'ün çalışmasından birkaç anekdot şu şekilde:
“Cemevi, cümbüş evidir.” Bu sözü Başbakan, İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde, Karaca Ahmet Sultan Dergahı’nı yıktırmaya çalışırken söyledi. 2010 Kazlıçeşme Mitinginde ise “Artık yargı ideolojik davranmayacak. Bana davrandı, bizzat bunun bedelini ödedim. Yargıtay’da maalesef belli bir mezhebe bağlı grup, bu noktada öyle yaklaştı” sözleriyle yargıdaki Alevileri hedef aldı. Yine 2010 yılında bu sefer Sincan'da “Artık Dede’lerden talimat alarak atama bitiyor” dedi.
Bir başka unutulmayan olay ise Kahramanmaraş, Afyon ve Denizli’de yaptığı konuşmalarda CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğini vurgulamış ve kitlelerden “yuh” sesleri gelmesi olmuştu. Erdoğan bu seslere hiçbir karşılık vermemişti. Alevi toplumunun unutulmaz yaralarından biri olan 2 Temmuz olaylarının zaman aşımına uğramasından sonra söylediği “Hayırlı olsun” sözü ise hala hafızalarda.
Son olarak Reyhanlı'da meydana gelen patlama sonrası “50 Sünni vatandaşımız hayatını kaybetti” ifadesi de bir başka önemli gaf oldu.

KİM NE DEDİ?


Turgut Öker (Avrupa Alevi Federasyonu):Başbakan kendi işi ile uğraşsın. Zorunlu din dersi kaldırılmıyor, cemevlerinin ibadet yeri olarak kabul edilmiyor, Alevi köylerine zorla cami yapılıyor, cemevlerimize ucube diyen ve Karacaahmet cemevini yıkmaya gelen başbakan dört dörtlük Alevi oluyormuş! Alevi kimliğini, inancını inkar eden, katliamcılarla gurur duyan bir başbakan, Alevi haklarını hukuksal ve yasal bir zeminde tanımamak, yerine  ‘Ali’yi sevmek Alevilik ise ben daha Aleviyim’ ifadesi Alevilere yönelik saygısızlıktır.
Başbakan hukuksal zemine gelsin, siyaset diline sığınsın. Ulemanın diliyle, Aleviliği tarif etmesin. Alevi olmak başka zenginlik ister. Buda başbakan da yok.

Ercan Geçmez(Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Derneği Başakanı): Başbakan Gezi eylemleri sonrası gündem belirleyemez oldu. Şimdi Aleviler üzerinden yeniden gündem belirlemeye çalışıyor. Ortadoğu'ya yönelik Sünni-İslam hayalleri suya düşen Başbakan, bu durumu ülke içinde mezhepler üzerinden gündem yaratarak gidermeye çalışıyor.
Demokratik bir Türkiye'nin önündeki engeller kalksın. O zaman kimin hangi mezhepten olduğunun ve ne yaptığının da önemi olmayacak. Hz. Ali'yi çok sevdiğini söyleyen Başbakan'a onun bir sözünü hatırlatmak istiyorum. “haksızlığa eğilmeyin. Eğilirseniz şerefinizi ve namusunuzu kaybedersiniz”. Bizim doğrumuz bu. Bugüne kadar eğilmedik bundan sonra da eğilmeyeceğiz.

Ali Kenanoğlu (Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı):
Bir Başbakan’a düşen görev inançları tanımlamak, tariflemek, o inancın mensuplarını kategoriye ayırmak, kendini de o inancın Dört dörtlük timsali ilan etmek değildir. Alevilerin toplumsal taleplerini, inanç özgürlüklerini, gasp edilen haklarını hukuklarını, eşit yurttaşlık haklarını teslim etmenin yolu kendini Alevi ilan etmekten geçmez.
Başbakan’ın Alevilerle dalga geçer tarzda kendisini dört dörtlük Alevi ilan etmesi de komedi ötesi vahim bir vakadır. Sayın Başbakan Dört dörtlük bir Alevi olmak yerine bu talepleri yerine getirerek iyi bir Başbakan, hak hukuk tanıyan iyi bir yönetici, ayrımcılığı ortadan kaldıran, vicdan sahibi iyi bir insan olmayı hedeflemelidir.

Kemal Bülbül (PSAKD Genel Başkanı): Bir Başbakan olarak senin görevin Aleviliği tanımlamak değil, tanımaktır. Bırak Muaviye tarzı oyunları da Alevi Toplumunun Aleviliğini tanı! “Dört dörtlük aleviyim” diyorsun. “Dört dörtlük” değil ama sen Dörtte birlik bir Muaviye taklidisin!
Senin görevin hukuk, demokrasi, insan hak ve özgürlük çerçevesinde Türkiye’de yaşayan tüm etnik ve inançsal grupların haklarını tanımaktır. Sen Gezi Eylemlerinde hak arayanlara “Çapulcu” Lice’de karakol yerine barış isteyenlere “Terörist” diyerek gaz bombası, tazyikli su, polis kurşunu ile sefer ediyorsun. Haklı, meşru ve demokratik olduğu asla tartışma götürmeyen Gezi Eylemlerinde polis kurşunu ile katledilen canların hesabını ver.

Erdoğan da Gökçek'e özendi

Başbakan Erdoğan, alevilerle ilgili sözlerini söylediği iftar yemeğinde aynı zamanda bir gafa da imza attı. Erdoğan, daha önce Melih Gökçek’in yapmış olduğu gibi hayal ürünü bir habere inanarak bu haberi muhalefete mal etti. GAH adlı facebook sayfasında yer alan “Oruç tutmadığı için dayak yediği iddiasıyla karakola giden gence polisler “ramazan ayı yarın başlıyor” diyerek çay ısmarladı” haberi, Başbakan’ın sözlerine şu şekilde yansıdı: "Bir genç ‘oruç tutmadığım için bana saldırdılar’ diyerek karakola şikayete gidiyor. Polis de ‘kardeş ramazan yarın başlıyor. Buyur bir çayımızı iç’ deyip yolluyor. Seçime 8 ay kala sandıkta hile var diye dereyi görmeden paçayı sıvayanlar oldu. 8 ay kala bahane üreteceğinize yenilginize gerekçe üreteceğinize gidin ve çalışın."