1915 Öncesinde Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeniler

|

1915 Öncesinde Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeniler A 1915 Öncesinde Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeniler

Son yıllarda art arda yayımladığı prestij kitaplara bir yenisini daha ekleyen Aras Yayıncılık, Fransalı tarihçi Raymond H. Kévorkian ve Paul B. Paboudjian’ın ortak çalışması olan "1915 Öncesinde Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeniler" adlı eseri yayımladı.
Fransa’da yayımlandıktan 20 yıl sonra Türkiyeli okurla buluşan kitap, 1915 öncesinde Ermeni nüfus barındıran 2900’ü aşkın yerleşim biriminin (vilayet, sancak, kaza ve köyler) dökümünü sunuyor. 20’nci yüzyıl başlarında taşra bölgelerindeki Ermeni din görevlilerince hazırlanmış olan nüfus istatistiklerini ilk kez gün yüzüne çıkaran kitapta, söz konusu yerleşim yerleri; tarihsel arka planları, sahip oldukları okul, kilise, ve manastırlar, eski-yeni isimleri, haritalar ve 1000 kadar görsel eşliğinde yer alıyor.

ÇALKANTILI BİR DÖNEME IŞIK TUTUYOR
İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, 19’uncu yüzyılın ikinci yarısıyla birlikte modernleşme sürecine giren Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni halkının yaşadığı çalkantılı döneme ışık tutuluyor. Ermenilerin eğitim, basın-yayın, din, ekonomi ve politika alanlarında yaşadığı gelişmelerin irdelendiği 'Tarih ve Toplumsal Yapı' başlıklı bu bölüm, imparatorluğun son 150 yılının Ermeniler özelinde bir panoramasını sunuyor.
İstanbul, İzmir, İzmit, Ankara, Sivas, Trabzon, Kayseri, Adana, Diyarbakır, Erzurum, Van... 'İnsanlar ve Yaşadıkları Topraklar' adını taşıyan ikinci bölümde, Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Ermeni nüfusunun ayrıntılı bir dökümü çıkarılıyor. Kévorkian, bunu yaparken yerleşim birimlerinin Ortaçağ'a, çoğu zaman Roma İmparatorluğu dönemlerine uzanan tarihsel arka planlarını da sunmayı ihmal etmiyor. 20'nci yüzyıl başında, taşradaki Ermeni din görevlilerince hazırlanmış nüfus dökümlerini temel alan Kévorkian, birkaç kişi de olsa, Ermeni nüfusu barındıran her köyü 20’nci yüzyıl başlarında bağlı olduğu kaza, sancak ve vilayet bazında ele alıyor.
Fransızca orijinalinde Ermenice, Rumca, Kürtçe vb eski adlarıyla anılan, ancak ulus-devlete geçiş sürecinde Türkçeleştirilen köy, bucak gibi yerleşim birimlerinin bugünkü adlarının da Türkçe basımda ilave edilmiş olması, eseri daha da işlevsel kılıyor.