Kültürel dönüşüm projesi

|

 Kültürel dönüşüm projesi A  Kültürel dönüşüm projesi

MUSTAFA SERBES

Türkiye’de kültür, sanat algısı her gün yeni bir tartışmaya gebe…  Bu tartışmaların yanı sıra amaçları sadece güzel olanı yaşatmak olan mekanlar tek tek kapatılıyor. Emre Kınay’ın kurduğu Duru Tiyatro, mekanında artık kendine yer bulmakta zorlanırken, diğer yandan özellikle Dostlar Tiyatrosu’nun evi olan Muammer Karaca Tiyatrosu kapatıldı. Geçtiğimiz hafta ise Yılmaz Güney’den bize kalan Yılmaz Güney Vakfı’nın ekonomik sıkıntılardan dolayı artık faaliyetine devam edemeyeceğini Güney’in eşi Fatoş Güney açıkladı. Son olarak Karadeniz’in bu topraklara hediye ettiği; Çernobil’in genç kurbanlarından, müzisyen Kazım Koyuncu adına açılan Kazım Koyuncu Kültür Merkezi kapatılmak istendi. Kültür, sanat camiasında bu yaşananlar kentsel dönüşüm projesini akıllara getiriyor. Bu proje sadece binalardan, sokaklardan, sokak kültüründen ibaret görünmeyerek, kültürel değişim, kültürel dönüşüm projesi mi uygulanıyor sorusunu akıllara getiriyor… Biz de bu olaylar üzerinden şöyle bir geçelim istedik…


Kazım Koyuncu Kültür Merkezi; 6 yıldır 10 binin üzerinde insanın hiç bir ücret ödemeden ve almadan kültür, sanat atölye çalışması yürüttüğü, ticari hiç bir faaliyetin bulunmadığı gönüllülük çalışmalarıyla idare edilen bir dernek. İlk olarak, derneğin bahçesinde bulunan çay ocağı ve yanındaki masa sandalyeler sebebiyle -tabii ki çay da ücretsiz- derneğin lokal işletme ‘görüntüsünde’ olduğu gerekçesiyle derneğe para cezası kesilmiş. Ardından öncesinde hiç bir tebligat yapılmaksızın “lokal” olduğu iddia edilen kültür merkezinin etkinlik  salonunu kapatmak üzere polis derneğe gelmiş… Ancak dernek merkezi ve ‘lokal’ olduğu iddia edilen alanın aynı alan olduğu  fark edilince ‘lokal’ kapatıldığında dernek çalışmaları da duracağı anlaşılmış ve kapatılma yapılamamış ancak durum tutanak altına alınmış. Son olarak 28 Kasım günü yine önceden hiçbir tebliğ ya da uyarı yapılmaksızın polis ‘lokali’ mühürlemek üzere kültür merkezi ne gelmiş ve kapamaya uygun hale getirilmesi için 2 gün süre vermiş. Dernekler Masası ve Kadıköy Kaymakamlığı ile yapılan görüşmelerin karşılığında “yapacak bir şey yok size tebliğ etmek zorunda değiliz” cevabı alınmış.


Ancak geçen hafta yüzlerce Kazım Koyuncu Kültür Merkezi gönüllüsü merkezin önünde toplanıp ‘Kapattırmayacağız’ dedi ve olay basına yansıdı. Son olarak; kapatılma kararının hukuksuz olduğu gerekçesi ile yapılan itirazlar sonuç verdi ve kapatma kararı askıya alındı.


Kazım Koyuncu Kültür Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Nida Karabağ, “Lokal, açın ticari olsun, izin verelim” gibi bir dayatma yapıldığını ancak asla ticari bir faaliyet yürütülmeyeceğini, buna sonuna dek karşı durulacaklarını söyledi. Kazım Koyuncu isminin olduğu bir yerin kapatılmak istenmesinin, benzer birçok kültür merkezine de kapatılmaya yönelik bir tehdit olduğuna dikkat çeken Karabağ, refleks verilmeseydi, birlik olunup usulsüz kapatmaya karşı çıkılmasaydı merkezin kapatılacağını vurguladı.


Konuya ilişkin Kazım Koyuncu’nun kardeşi müzisyen Niyazi Koyuncu ise ağabeyinin ‘Sanat sokaktadır’ sözlerini hatırlatarak, merkezin kapatılması durumunda, Kazım Koyuncu adına kültür sanat faaliyetlerinin son bulmayacağını, sokakta dahi devam edilebileceğini sanatın sokakta da yapılabileceğini belirtti. “Gönüllülük çalışmalarıyla; ticari amaç gütmeden her yaştan binlerce öğrenciye gitar, resim, şan, keman, piyano, flüt vb dersleri veren merkezin sadece bir binadan ibaret olmadığının da altını çizdi


***

Türkiye Yılmaz Güney’e borçlu

Türkİye sinemasının unutulmaz isimlerinden olan Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney geçtiğimiz hafta giderlerini karşılayamadığı için Yılmaz Güney Vakfı’nı kapatmak zorunda olduğunu söyledi. Özellikle Fatoş Güney' in kişisel çabalarıyla bugünlere ulaşan vakıf Kültür Bakanlığı'ndan da hiçbir destek almamış.
Konuya ilişkin konuştuğumuz Fatoş Güney ise “Yılmaz Güney üzerinde 12 Eylül’den bu yana hem hukuksal hem hukuksal olmayan birçok sansür uygulandı.  Bugüne kadar birkaç isim dışında hiçbir hükümet yetkilisinin Yılmaz Güney filmlerinin restorasyonu üzerine iyi niyet duruşu göstermedi. Türkiye Yılmaz Güney' e borçlu. Daha çok sinema bölümü öğrencileri olmak üzere her yıl birçok üniversite öğrencisi  Yılmaz Güney hakkında tez hazırlıyor, araştırma yapıyor, kaynak arıyor.  Bunun için de vakıftan kalan arşivle bir müze projemiz var. Yılmaz’ın,  eserlerini gelecek kuşaklara aktarabilmek için elimden geleni yapmaya devam edeceğim” diyor.