Tokalaşma özgürlüğümüz var

|

Tokalaşma özgürlüğümüz var A Tokalaşma özgürlüğümüz var

Abraham Lincoln,1864 yılında ABD başkanı seçilir. Karl Marx, Başkan Lincon’e kutlama mesajı gönderir. Marx’ın, Uluslararası Emekçiler Birliği adına gönderdiği mesaja karşılık olarak, dönemin ABD hükümetinde bakanlık yapan, Charles Francis Adam, Lincoln adına yanıt verir. Mesaj şöyledir: ‘Amerikan hükümeti, izlediği ilerici politikalardan sapmadan yoluna devam edecektir; Amerika, gerici politikalara geçit vermeyeceğinin bilincindedir. Amerika, hiçbir ülkeye yasadışı davranmayı ,bu yönde propaganda yapmayı ve müdahale etmeyi düşünmez. Amerikan devletinin prensipleri, her insana ve her ülkeye eşitlikçi bir şekilde adaletli yaklaşmayı öngörür. Tüm dünyanın saygısını ve dostluğunu kazanmak için gayret sarf edeceğiz.’ Cumhuriyetçi Lincoln’den, Cumhuriyetçi Bush’a geçen bu 140 yıllık dönemde, Amerika nereden, nereye geldi? Sivil bilinç ortadan kalkmış, dostluk kendini şiddete bırakmış, adaletin yerini intikam duygusu almış.

FOTOĞRAFLARA BAKIN

Bush, dünyaya dönüp de, ne demişti? ‘Ya bizimlesiniz, ya da değilsiniz, ya bizim yanımızda yer alırsınız, ya da düşmanımızsınız’. Elbette, yazının amacı, Lincoln’ ün partisindeki değişimin sırları değil; onu, araştırmacılara bırakalım ve içimizdeki Bushçulara dönelim.

Irak’tan gelen her haberde, her fotoğrafta, görüntüde hep onları hatırlıyorum: ABD ile birlikte ‘Irak’a müdahale edelim’ diyenleri. Savaş çığlıkları atanları, ‘ABD’yi darıltmak haddimize mi, gelecek paralarla ekonomimiz kurtulacak’ diyenleri hatırlıyorum. Irak’tan işkence görüntüleri geldikçe, hep o yüzler, o yazılar, aklıma geliyor. O yüzler, hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlar. Ne bir özür, ne bir özeleştiri, hiç bunları söylememiş gibi, yüzsüzce yaşıyorlar. Amerika Irak’ta çöktü, Amerikan politikası iflas etmiş durumda, açmazdalar. Bush bile, özür dilemek zorunda kaldı da, bizim Bushçular da ‘tık’ yok. Tezkere ret edildiğinde, nasıl da şaşırmışlardı.

NE HİSSEDİYORSUNUZ?

Bugün, işkence fotoğraflarına baktıklarında neler, hissediyorlar? Yüreklerinin sığınacağı küçücük bir limanları bile yok. Amerika, Irak’a demokrasi getirecekti, bu operasyon demokrasi ihracıydı, hiç karşı çıkılır mıydı? Amerika, demokrasi yerine, Irak’a işkence getirdi, küresel onursuzluğunu taşıdı. Bu görüntüler, belleklere kazındı. Onlarca yıl, kaç kuşak, bu görüntülerle, kinle, intikamla yaşayacak. Kimler, Irak’a demokrasi getireceğini düşünüyordu? İncil’deki, iyi ile kötünün savaşında, başrolü oynayacağına, dünyayı yöneteceğine inanan ABD’li ırkçı fundementalistler.

3 DİNİN DOĞDUĞU YER

Ortadoğu, sürekli sarsıntıların olduğu, dünyanın en sismik bölgesidir. Bu bölgede dinler kesişiyor, 3 dinin doğduğu yeri konuşuyoruz. Burada, dinler çatışır, dinler laiklikle çatışır, zenginlik fakirlikle çatışır. Her türlü sarsıntının, salınımın olduğu bu bölge, Amerikanın müdahalesiyle metastaz yapmış durumda. Dünyanın, bu metestaz bölgesinin sınırında, Türkiye yüzyıllardır varlığını sürdürüyor. Türkiye’nin, ABD’nin ‘şer ülkesi’ ilan ettiği 3 ülkeye, 1135 km sınırı bulunuyor. Hep birlikte soralım: Avrupa, Türkiye’nin, dünyanın neresinde olduğunu algılayabiliyor mu? Soruya, gelecek hafta yanıt bulmaya çalışacağız.