Hükümet her şeye çok çabuk çözüm buluyor!

|

Hükümet her şeye çok çabuk çözüm buluyor! A Hükümet her şeye çok çabuk çözüm buluyor!

CANAN AYDIN - ADANA

Bugünlerde bahar indi Çukurova’nın düzüne
Donandı ağaçlar
Donandı dünya

Bir ışık fışkırır topraktan yağmur gibi
Bir güneş doldurur ortalığı


Yaşar Kemal
 
Adana’nın bereketli toprakları, edebiyata, sinemaya başta Yılmaz Güney, Ali Şen, Yaşar Kemal gibi değerleri armağan etti. Türkiye’nin bu bereketli topraklarına 1960’larda temellerini atan, doğal afet, ekonomik kriz ve darbeler nedeniyle dönem dönem kesintiye uğrayan 19. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali başladı.

ÇAMBURNU, ÇÖP BURNU OLMASIN
Sinemayı, sanatı halkla buluşturan ve birçok etkinliğe de ev sahipliği yapan Altın Koza Film Festivali kapsamında,  ‘Dünya Sineması’ başlıklı bölümde Fatih Akın’ın ‘Cennetteki Çöplük’ adlı belgesel filmi Türkiye prömiyerini gerçekleştirdi. Yönetmen Akın, imzalı filmde başı Çernobil, HES gibi çevre felaketlerinden kurtulamayan; yeşilin her tonunu cömertçe sergileyen, Doğukaradeniz’in nasıl bir çöplüğe dönüştürüldüğünün hikayesi anlatılıyor. Film gösterimi sonrasında bir basın toplantısı yapan yönetmen Akın, gazetecilerden gelen soruları yanıtlarken bu tür sorunların yanlış politikalardan kaynaklandığını düşündüğünü söyledi.
 
Çamburnu köyü halkının 2007 yılında beldelerine kurulan çöp depolama merkezine karşı verdikleri mücadeleyi köy halkının gözünden anlattıklarını belirten yönetmen Akın hükümetin sorunlara çok çabuk çare bulduğunu ancak bu tür çözümlerin başka sorunları yarattığının farkında olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Doğukaradeniz’de sorunlar belli: Kirlilik var, çöplük var… O bölgede yaşayan halk bundan çok rahatsız. Biz bu filme başladığımızda yol kenarlarını, sahili çöp yığınları kaplamıştı. Biliyoruz ki bu hükümet sorunlara çok çabuk çözüm buluyor! Çözüm ise şuydu; çöpü şuradan alalım şuradaki köye koyalım.  Yani insanların görüş alanından çıksın. Böylece çoğunluk mutlu olsun. Ama o bölgede yaşayan 2 bin kişi bu şekilde kurban ediliyor. Bu bir politika ve her çözüm bir başka sorun yaratıyor”.
Nisan 2007'de çekimlerine başlanan ve Mart 2012'de biten filmin çekimlerine büyük katkılar sağlayan bölge halkından Bünyamin Seyrekbasan Çamburnu'nda çevre sorunu olduğuna işaret ederek ''Orada yaşayanlara çöplerin ambalajlanarak depolanacağını söylemişler. Ancak halk zamanla kokudan rahatsız olmaya başlamış. Evlerinin içinde kokudan duramıyorlar'' dedi.
 
ÜÇ SİNEMA EMEKÇİSİNE ÖDÜL

Bu yıl 43. yılına girmesine rağmen 19.'su gerçekleştirilebilen Altın Koza Uluslararası Film Festivali’nde bir diğer etkinlik ise sinemaya emek veren üç ustaya ‘Yaşam Boyu Onur Ödülü’nün sunulması oldu. Yapımcı, Yılmaz Güney’in yol arkadaşı, ‘Umut’ filminin de yapımcısı Abdurrahman Keskiner, Yeşilçam’da kadın sorununun üzerine birçok sinema filminde yer alan Perihan Savaş ve romantik aşk filmlerinin yakışıklı jönlerinden Ediz Hun.

YILMAZ GÜNEY’İN KARA KUTUSU

Sinemaya Yılmaz Güney’in yardımcısı, asistanı ve menajeri olarak giren sonradan arkadaşı ve dostu olan Keskiner; ya da sinemadaki yaygın adıyla Apo’nun sinema serüveni bir bakıma da Türkiye sinemasında yapımcılık tarihinin de serüveni anlamına geliyor. 60’lı yılların ortaları ve 70’li yıllarda Çirkin Kral’ın sağ kolu olan Keskiner sinemayla tanışmasını şöyle anlatıyor: “İstanbul’a gittiğim zaman Yılmaz Güney’in şoförüyle karşılaştım. Şoför, Yılmaz Güney’in setine götürdü beni. Akşam “beraber yemeğe çıkalım” dedi Yılmaz. Yemeğe çıktık orada bana beraber çalışmayı teklif etti. Ben de kabul ettim ve çiftçiyken filmci oldum”
Ödülü alırken Adanalılara teşekkür eden yapımcı Keskiner, Ali Özgentürk’ün ilk filmi ‘Hazal’da, Türkan Şoray’ın hem oyuncu hem de yönetmen olarak imzasını attığı ‘Yılanı Öldürseler’de, Yavuz Turgul’un unutulmaz filmi ‘Muhsin Bey’de ve Yaşar Seriner’in ‘Kuduz’ adlı filmi başta olmak üzere 60’a yakın filmin yapımcılığını üstlendi.

‘BU ÜLKEDE ÇOK BAŞBAKAN GÖRDÜM’

Ödül alan bir diğer isim Perihan Savaş ise kendisinin de bir anne olduğunu ve artık bu duruma bir dur demek gerektiğini söyleyerek şunları söyledi: “Yeter artık yeter. Artık şuramıza kadar geldi. Sürekli bir şeyler yapılacak ya da yapılıyor deniyor. Ama her gün birileri ölüyor. Artık analar ağlaması” dedi.
Aynı zamanda şehir tiyatroları oyuncusu olan Savaş, son dönemde sanatçı ve sanat üzerine yapılan tartışmaları ise BirGün’e değerlendirdi: “Bu ülkede demokrasi var diyorsa eğer baştakiler ben o zaman özgür bir insanım. O zaman biz sanatçılara demokratik olarak konuşmak düşer. Ben 50 yıldır bu işi yapıyorum. Çok cumhurbaşkanı, çok başbakan, çok bakan gördüm. Ama hala ben buradayım. O gördüklerim nerede?”