Bir direnişin öyküsü: F TİPİ FİLM

|

Bir direnişin öyküsü: F TİPİ FİLM A Bir direnişin öyküsü: F TİPİ FİLM

GÜLŞEN İŞERİ/BİRGÜN

F tiplerini ve tecriti 9 yönetmenin çektiği 10 kısa filmle anlatan ve proje tasarımı Grup Yorum’a ait olan F Tipi Film’in yönetmenlerinden Grup Yorum, Ezel Akay ve Hüseyin Karabey, oyuncularından Civan Canova ve Fırat Tanış’la F Tipi Film’ini konuştuk

 Yıl 2000… Türkiye kanlı bir katliama daha tanıklık ediyordu o yıllarda. 20 hapishaneye eş zamanlı operasyonlar düzenlenmişti. Adına Hayata Dönüş denilen operasyonun gerekçesi ölüm oruçlarını bitirmek ve hapishanedeki tutsakları F tiplerine yollamaktı… 19 Aralık 2000’de olan oldu…

Devletin bütün güçleri hapishane kapısına dayanmıştı. Atılan bombalar, yakılan insanlar… Hafızamıza kazınmıştı “diri diri yaktılar” diye bağıran kadınlar, aklımıza kazınmıştı “bedenimiz tutuştu” diyenler. 28 kişi atılan bombalardan ve fosforlardan hayatını kaybetmişti.

F tiplerine karşı mücadele ise 19 Aralık katliamının ardından dışarıda ve içeride devam etti… ‘beyaz ölüm’e yani tecrite karşı olanlar 7 yıl süren ölüm oruçlarıyla tarihe geçti…  Tam 122 kişi hayatını kaybetti. 

19 Aralık katliamının üzerinden ise 12 yıl geçti… 12 yıl boyunca tecrit ve F tipleri sokaklarda anlatıldı, paneller yapıldı, tanıklıklar anlattı, ‘beyaz ölüm’ün nelere yol açacağı dünyadaki örneklere de bakılarak yorumlandı.

Bu kez sanatın dili konuşuyor… F tipleri ve tecrit film olarak karşımızda… Grup Yorum’un tasarladığı ve yapımcılığını üstlendiği, 9 yönetmen ile ortaklaşa yürütülen film projesi F Tipi Film, geçtiğimiz cuma vizyona girdi. 

F Tipi Film de; Ezel Akay,  Sırrı Süreyya Önder, Barış Pirhasan, Aydın Bulut, Hüseyin Karabey, Reis Çelik, Vedat Özdemir, Mehmet İlker Altınay ve Grup Yorum olmak üzere 9 yönetmen yer alıyor. Yönetmenlerin her biri, F Tipi hapishanedeki tecrit uygulamasını konu alan 10’ar dakikalık kısa filmle anlatıyor ve ortaya çıkan filmler birbirine bağlanıp tek bir uzun metraj film oluyor...

Tansu Biçer, Serkan Keskin, Bülent Emrah Parlak, Gizem Soysaldı, Erkan Can, Fırat Tanış, Derya Durmaz, Civan Canova, Tansel Öngel gibi birçok ünlü oyuncunun rol aldığı film bir hakikaten peşine düşmüş: F tipleri ve tecrit.

Filmde tecritin insanları nasıl yavaş yavaş yok ettğini izlerken,  o yok oluşta yeniden ayağa kalkıp tecrite meydan okuyanlara da tanıklık ediyoruz.

Ve yıllardır Grup Yorum’un sesinden duymaya alıştığımız ve marş olarak hayatımıza giren ‘Sıyrılıp Gelen’ ise Şevval Sam’ın sesi ve yorumuyla filmin ruhuna, öyküsüne, yalnızlığına bir o kadarda çoğalmışlığına uygun bir söz söylüyor. İçimizden söylüyormuş gibi sessizce ‘Sıyırılıp Geliyor’.

F Tipi Film’ini yönetmenler ve oyuncularla birlikte değerlendirdik...

Bu Film Yılgınlığın Filmi Değil


Filmin amacını Grup Yorum şöyle özetliyor: F tipi hapishaneler özelinde uygulanan tecrit politikasını tüm boyutuyla;  içerisi, dışarısı, gardiyanı, kardeşi, çocuğuyla insanların hafızalarını tazelemek amacıyla beyazperdeye yansıtmaktı.  Amacımız AKP iktidarının bir önceki iktidardan devralıp uyguladığı tecrit politikasını hatırlatmak insanlara…”

Bu filmin mesajı ise gayet açık. Pek çok politik filmde gördüğümüz ‘yorgun demokrat’ hali yok, tam aksine bir direnişin filmi…  Grup Yorum’da bu noktada tamda buna değiniyor: Bu film sonrası Türkiye’de politik film nasıl çekilir onu da gösterdik.  Politik film yılgınlığın filmi değil, karamsarlığın filmi değildir…

EZEL AKAY-YÖNETMEN
Bu filmde hakikatleri anlatıyoruz

F tiplerinin üzerinden 12 yıl geçti. Bu 12 yılda politik içerikli filmlerin sayısı müthiş arttığı dönemlerdi. Demek ki insanlar önce 12 Eylül’le hesaplaşma arzusundaydı. Her şeyin kökeninde onun yattığını düşündükleri için, ölüm oruçlarını, hayata dönüş saçmalığını sinemaya getirmek, parça parça bir şeyler yapıldı, ama bu kadar kapsamlı ayrıntılı çalışılmış bir başka iş olmadı.

Şimdi bu işle uğraşan insanların 12 yılda ne yaptığına bakıyorum ben de dahil bir çok sosyal aktiviteye, politik meseleye, topluluklara dahil olduk,  işlerimizle destek olduk, ama nedense f tipi cezaevleriyle ilgili bir şey yapmadık. Bunun nedenini gerçekten bilmiyorum.

İnsanları sloganlarla etkileyemiyoruz. Dolayısıyla sloganlar kitlelerle iletişim kurmak için iyi bir araç değil. Sanatsa insanların zihnine, ruhuna, kalbine girebilen, onları sinirlendirebilen, onlardan itiraz sesleri yükseltebilen veya vicdanlarını harekete geçirip bedenleri de harekete geçen bir çok mekanizmayla dolu...

Bu filmde biz gerçeği göstermiyoruz, hepsi kurgu, hepsi oyuncu, kurulmuş dekorlar var, ama çok önemli bir hakikati anlatıyoruz, filmin tamını gördüğümde o hakikat ruhunun ortaya çıktığını düşünüyorum.  Zaten bizi gerçek değil,  hakikat etkiliyor.

HÜSEYİN KARABEY-YÖNETMEN
Toplum olarak travma yaşadık

Bu projeyle iki yıl önce tanıştım. Grup Yorum’dan İnan aradı, projeden söz etti ve ben de dahil oldum. Başka ne gerekiyorsa yapmaya çalıştım. Çünkü çok önemli… Toplumsal tecriti kırmak içinde çok önemli… Sadece cezaevleri tecritte değil, bizde tecritteyiz… Birbirimizden haberimiz yok…

Sanatın gücü de bu herhalde, halkın gözünde önemli… Ben de bir filmi izliyormuş gibi izlemedim… Anılarım canlandı, utandım kendimden, üzüldüm, öfkelendim, sanat buna muktedir. Bunlar can yakıcı konular… insanı harekete geçirende zaten empati duygusudur.

Düşünsenize ne oldu da biz sustuk. Hatırlayın, 2000’li yıllarda hepimiz ayaktaydık, 12 yıl geçmiş ama ben hala hissediyorum… Neden korkutulduk? Bizde travma yaşadık toplum olarak, yoksa duyarsızlıktan değildi, a-politikleştirilmeye çalışan bir ülkeyiz apolitik değiliz. Ufacık bir kıvılcım her şeyi yerine getiriyor, farklı siyasetten olsak da.

CİVAN CANOVA-OYUNCU
Bizim de etkilendiğimiz bir dava

Arkadaşlarımızın çok insanca dertleri var, bizde elimizden geldiği kadarıyla katkıda bulunmaya çalıştık. Bizimde etkilendiğimiz bir dava.

Kolektif bir çalışma oldu. Film yapmak kitlelere ulaşmak açısından çok önemli. Ama bu da her ortamda kolay olmuyor. Biz oyuncu arkadaşlarımız çok büyük bir zevkle bunun içinde olmak istedik.

12 Eylül dönemiyle ilgili bir film yaptık daha önce, belli filmler daha sonra yapılmaya başladı… Keşke o dönemler yapılsaydı...

FIRAT TANIŞ-OYUNCU
Bu film merhamet duygusuna temas ediyor

Ben siyasi boyutuyla, f tipiyle, örgütlülükle yüzleşme ve hesaplaşma olması dışında insanın merhamet duygusuyla ilgili bir yere temas ettiğini düşünüyorum. Merhamet denen şey insanı 10500 yıldır bir gergedandan, aslandan, kaplandan ayıran genetik bir şey…  Filmin tamamı merhamet üzerine… Ama burada acımak, acındırmak ilgili bir şeyden değil, insanlık olduğundan beri konuştuğumuz şeyden bahsediyorum.

Unutuyoruz biz her şeyi,  daha dün ne yediğini unutan insanlarız… 12 yıl geçmiş… Toplumsal bir şey, bilmiyorum ama izleyenlerin güzel bir film izleyeceklerini düşünüyorum.  Toplumsal geri dönüşümleri olsun ancak bu geri dönüşler olumsuz da oluyor;  mesela bir şirket afişleri dağıtmamış, geri dönüşler bunlar. Toplumsal geri dönüş…

Benim oynadığım bölüm bir biyografi… Muharrem Karademir’i biyografisi. Tanımıyorum, filmle tanıştım onun hikâyesiyle, elimden geldiğince canlandırdım, tanıyanlardan af fola,  ruhundan af fola…