GRUP YORUM: Halkın yarattığı sanatı iktidar engelleyemez

|

GRUP YORUM: Halkın yarattığı sanatı iktidar engelleyemez A GRUP YORUM: Halkın yarattığı sanatı iktidar engelleyemez

GÜLŞEN İŞERİ
 
Yunan bir filozofun “Bir ülkenin türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlüdür” sözü sanıyorum bugün karşılığını Grup Yorum’da buluyor. Henüz Grup Yorum üzerindeki baskıları tartışırken 20 Ocak,  sabaha karşı 7 ilde yapılan eşzamanlı operasyonlarda  aralarında Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Grup Yorum’un da bulunduğu kurum; İdil Kültür Merkez basıldı... Öyle sıradan bir baskın da değildi. Helikopterler, kesici aletler, gaz bombaları ve yüzlerce timlerle... Önce kapıyı kestiler, sonrada duvarı delip içeri girdiler. Her yeri talan ettikten sonra Grup Yorum üyelerini gözaltına aldılar... Savcılık sonrasında ise Grup Yorum üyeleri Selma Altın, İnan Altın, Caner Bozkurt, İbrahim Gökçek ve Ali Aracı serbest bırakıldı, 9 avukat ise tutuklandı... Ve toplamda ÇHD’li avukatların, Grup Yorum üyelerinin, Yürüyüş çalışanlarının hedef alındığı operasyonda 45 kişi tutuklandı.

Bugüne kadar Grup Yorum’un şarkıları yasaklandı, onları dinleyenler suçlandı... Neredeyse Grup Yorum dinlemek ‘suç’ ilan edildi...

Bu süreci Grup Yorum’la bir araya gelerek konuştuk. Nasıl alındıklarını, bu gözaltının diğerlerinden farkını, baskıları ve bu baskılara karşı çoğalan türküleri değerlendirdik.
 
-Grup Yorum’a ve pek çok demokratik kurumlara geçtiğimiz günlerde bir kez daha baskın yapıldı. Biraz bize bu süreçten söz edebilir misiniz?
 
Sabaha karşı geldiler İdil Kültür Merkezi’ne;  kapıyı kırarak başladılar ve bizde o sese uyandık. Yaklaşık 10-15 dakika sürdü...
 
-11 kapıdan söz ediliyor?
 
Burada bir tane kapımız var, her evin, her kurumun olduğu gibi… O kapıyı kırdılar ve o kapının yan duvarını da delip içeri girdiler. Bize her hangi bir arama kararı gösterilmedi, ne bir savcı, avukat hiç bir prosedür yerine getirilmeden alıp götürdüler.

-Nasıl gözaltına alındınız?
 
Yere yatmamızı, teslim olmamızı istediler. Döverek, üzerimize gaz sıkarak gözaltına aldılar bizi.
 
Buradan Vatan’a götürüldük, Vatan’da üst araması, sonrasında sağlık kontrolü derken 10 saat geçti ve o sürede de kelepçeliydik… Kaldığımız sürede de her türlü keyfi uygulamaya maruz kaldık.
 
-Mesela?
 
Üst aramasından tutalım da, parmak izi alınmasına kadar, her şeyi işkence malzemesi haline dönüştürdüler.
 
Bu seferki gözaltının farklılığı,  su ve şeker verilmedi. Normalde su ve şeker haktır, avukatlar her zaman istek doğrultusunda suyunu ve şekerini getirir. Bu sefer avukatlarımız getirmiş olmasına rağmen bize verilmedi.  Zaten her gittiğimiz yere ters kelepçeyle gittik ve bekletildik.
 
Her şey keyfiydi;  hukuk yok, her şeyi ayaklar altına alan bir gözaltı süreci yaşadık.
 
-Bir de tabii avukatlarla birlikte gözaltına alındınız...
 
Evet;  avukatlar da işin hukuki yanını tartışmaya çalıştılar ama bir süre sonra bunun da bir anlamı olmadığını gördüler, karşı taraf ne hak ne de hukuk biliyor çünkü.
 
-Bakanlık sizin için devreye girdi mi?
 
Bakanlık müsteşarı bir kaç kez İdil Kültür Merkezi’ni aradı; bizimle görüşmek istediklerini ve mağduriyetimizi gidermek istediklerini söylediler. Biz de avukatlarımızla görüşün dedik.  Somut bir şey yok, bizim onlardan da  böyle bir talebimiz de olmadı.
 
-Onlardan talebiniz ne peki?
 
Bizim talebimiz  şu:  Siz geldiniz tutanak tutmadan, belge göstermeden, bizim bilgisayarımızı alıp götürdünüz, bunu derhal verin... Çıkacak olan albümümüzü istiyoruz.
 
-Albümün yedeği var değil mi?
 
Yedeği var evet, ama stüdyomuzu kullanılmaz hale getirdiler. Bin bir zahmetle, masrafla kurduğumuz sistemimizi alıp dağıttılar.
 
Bu da sorun değil, albümü çıkartacağız... Ama şuan tarihe geçen bir şey var;  neticede Grup Yorum’un çıkmamış albümüne el konuldu. O şarkıların başına gelecek her türlü şeyden de polis sorumlu. Verecekler mi vermeyecekler mi bilmiyoruz;  yapmaları gereken şuydu, kendi disklerine kopyalayıp gideceklerdi.
 
-Parmak izlerini de konuşuyorken; bağlamadan da parmak izi alındı değil mi?
 
Evet alınmış tabi. Artık neyi bulmayı amaçlamışlarsa! Biz burada 11 kişiydik hepimiz alındık. Normalde bir kişinin kalması gerekir  bu alınmaya iştirak etmesi için… Ertesi gün arama devam etmiş, mahalleli söyledi. 11 saatlik bir arama var ama polis kayıtlarında 10 dakika görünüyor… Bu 10 dakikalık görüntüde gayet sakin bir arama vardı, kameralar kapatılınca gerçek su yüzüne çıktı,  her şeyimizi almışlar…
 
Mesela kültür bakanlığından onaylı kitabımız var, bu kitabın toplatılma kararı varsa bir kitap yeterli ama buradan hepsini alıp gitmişler. Tavır Dergisi’nin son sayısı olan 1000 kusur dergiyi alıp gitmişler, maddi zarar vermek… Bunun aramayla ilgisi yok...
 
İdil’in fotoğrafı var mobilya üzerinde, gözleri oyulmuş alnı oyulmuş... Aramaya gelirken ki niyetlerinin, amaçlarının ne olduğu belli.
 
Arama değilde biraz intikam amaçlı gelinmiş. Eğer bir tutanak yoksa bunun adı hırsızlıktır. Belge yoksa, iştirak eden bir muhatap yoksa...
 
Sadece bağlama da değil, buzdolabından çamaşır makinasına kadar her şeyden parmak izi alınmış.
 
-Grup Yorum niye ‘tehlikeli?’
 
İdil Kültür Merkezi  Türkiye’deki en önemli kültür merkezlerinden birisidir. Belkide son yıllarda başını çekmekte. Mesela, İnönü konserleri, Bakırköy konserleri, yaptığımız turneler, festivaller, sempozyumlar uluslar arası ilişkiler, tüm bunlar kültür sanat anlamında ciddi işler. Son zamandaki ‘F Tipi Film’ de çok ciddi bir işti. Tarihe iz bırakan işler...  Bu adımların devamının geleceği ve daha da büyük şeylere kapı açacağının göstergesi… Kin, nefret burada…
 
- İdil Kültür Merkezi ilk kez basılmıyor; daha önceki baskınlara tanıklık ettiniz ayrıca...
 
Bu kurum 2 yıl önce de basıldı, o baskında çok daha diplomatik dil takınmıştı polis; yine işkenceyle gözaltına alındık ama kurumumuzu bu kadar dağıtmamıştı polis. Daha sembolik bir arama yapılmış bir kaç bilgisayar alınmıştı ama bu kez ciddi bir öfke var. Bu da kurumun geleceğe dair,  yarına dair daha güçlü şeyler vaat ediyor olmasıyla ilgili.
 
Halkın bu düzenin çelişkilerini görmesini sağlıyoruz.  Konserlerimizde olsun, albümlerimizde olsun… Asıl korkutan bu işte, bu yüzden pervasızlaşıyor…. Buradan o tehlikeyi görüyorlar.
 
Son konserlerle birlikte çok büyük bir kesime meşruluk bilinci yarattık… Önü açılan bir durum var. Çok rahatlıkla 350 bin kişi bir araya gelebiliyor. Aynı zamanda biz insanlara diyoruz ki:  “Koskoca bir tarihe sahibiyiz, Mahirlerden bugüne… “
 
Böylesi bir durumda da insanların tarihimize bakmasını ve buradan güç almasını sağlamaya çalışıyoruz.  Bu giderek ivme de kazanıyor. Bu  ülkede milyonlarca kişiyi örgütleme hedefiyle yola çıkan bir grup açısından az ama kitleleri düşününce ciddi  bir sayı… Bugün 350 bin kişiyi bir araya getiren hiçbir  slogan yok… Tam da bu noktada iktidarın karşısına Yorum ve Yorum’un işaret ettiği bir mesele var:  Bağımsız Türkiye.
 
Bu kadar azgınca saldırmasının nedeni de bu, insanlarımıza gözdağı vermek… Yorum üzerinden, avukatlar üzerinden… Sendikalısından tutun da gazetecisine, yazarına...  Herkese kadar… En ufak örgütlenme gördüğü anda korku salıyor.
 
-Grup Yorum üzerinden baskı önce öğrenciler üzerinden geldi…  Tutuklanan öğrenciler Grup yorum dinlemek, bilet satmak gibi nedenlerden suçlandılar...
 
Adım adım terörize edilmeye çalışıldı evet… Grup Yorum dinleyicileri ve devrimci sanatçılar ses çıkartmasaydık çok daha büyük bir şey yaşayabilirdik. Hepimiz tutuklanabilirdik.
 
Bu noktada önemli olan sanatçılara, aydınlara yaptığımız çağrı. Bugün devrimci sanatçılara yönelik bir saldırı var ama muhalif olana, düşünene, araştırana herkese adım adım bu saldırı gelecektir.  Biz yine diyoruz ki: Grup Yorum ve devrimci sanatçıların terörize edilmesine izin vermeyin, gayri meşru gibi gösterilmesine izin vermeyin.
 
Ama elbette burada asıl yok etmek istediği ideolojinin kendisi…
 
-Grup Yorum  ve ÇHD avukatları aynı gece gözaltına alındı… Bir yandan sanatçılar bir yanda avukatlar, neler düşündürttü size?
 
Yine dışarıda yüzlerce avukatımız vardı… Onlarla da görüşmemiz engellendi. Savcının karşısına çıkacaksınız denildi. Ve hakkımızda nasıl bir dosya hazırlanmış, nasıl bir iddia var... Neyle suçlandığımızı bilmeden savcının karşısına çıktık. Avukatlarımızla bir kere bile görüştürülmedik… Savcının odasına girerken konuşup sorduk, dosyada ne olduğunu ve avukatlarda dosyayı görmediklerini  gizlilik kararı olduğunu söyledi.
 
Avukatlarda aynı şeyi yaşadı… Bütün iddiaları savcı yüzümüze okuduktan sonra öğrendik...
 
-Neydi iddialar?
 
O saate ne işiniz vardı? Örgütün yeriymiş! Yasal bir kurumdan söz ediyoruz…
 
Ben zaten buradayım... Yorum burada çalışmasını yürütüyor, burada kalınmaz diye de bir şey yok! Herkes kalabilir, biz de kalabiliriz… Demokratik eylemler…  İdil Kültür Merkezi  önünde yaptığımız eylemlerin fotoğrafları vardı, üzerimizdeki önlüklerde de Grup Yorum’a özgürlük yazıyor… “Buna katılmışsın” diyor, ben buna katılmazsam zaten ayıp, arkadaşımız Seçkin Aydoğan içeride onun için her pazar İdil önünde eylem yapıyoruz… Biz örgütlüyoruz zaten.
 
Kaldı ki hiçbir dosyada delil yok, bir sürü iddia var.
 
-Geçmişten bugüne doğru bakarsak çok bilinen bir isimdir Victor Jara… Onunda parmakları kesilmişti… Tarihte hep yer alan bir isimdir... Bugün sizlerde benzer işkencelere maruz kaldınız, kulak zarı patlatıldı, parmaklar ezildi...  Bugün şarkılarınız yasaklanıyor, sözlerine dava açılıyor... Tüm bunları nasıl yorumluyorsunuz?
 
Çok fazla baskıya uğrayan sanatçı dostlarımız var ama Grup Yorum belkide en fazla bedel ödeyendir. Bugün AKP iktidarı açısından baktığımızda Yorum bu bedeli ödüyor. Pek çok kişi artık AKP’nin zulmünden payına düşeni alıyor. Ancak;  AKP’nin ya da onun gibi duranların engelleyemediği bir şey var:  Sanat denilen şey köleci toplumdan bu yana,  ilk sınıfların ayrıştığı andan itibaren halk kendi sanatını,  kendi kültürünü öyle ya da böyle beslemiş, büyütmüş, geliştirmiş, önüne de koymuş yetiştirdiği sanatçılarını, iktidar hiçbir zaman bunları engelleyememiştir.
 
Evet sözünü ettiğin gibi hep de engellemeye çalışmış. Mesela köleci toplumda da pek çok  enstrüman yasaklanmış, köleleri isyana teşvik ediyor diye, , Latin Amerika'da da pek çok yerel enstrüman yasaklanmış, devrime teşvik ediyor, isyana teşvik ediyor diye. Bugün bizim şarkılarımız gibi…
 
Elbetteki varlığını, iktidarını sürdürmek için zordan başka, yok etmekten başka, yasaklamaktan başka bir yolu yok. Sığınabileceği bir yöntem  yok.
 
Devrimci sanatçılar ancak ve ancak halkın bağrından çıkabilir. Burjuvazinin yoktur öyle büyük şairleri, bestekarları…
 
Bunu da başaramadığı için bu yöntemleri yapıyor…. O buna mecbur, yok etmeye ve yıkmaya… Bugün kapitalizmin var mıdır Nazım Hikmet gibi bir şairi ya da Pablo Neruda gibi… Halk kahramanları yoktur…
 
-Grup Yorum olarak türkülerinizi söylemeye devam ettiniz ancak toplumsal olarak bir korku var... Bu korku duvarı ne zaman yıkılır?
 
Bir güven aslında… Biz var olan gücümüze güveniyoruz, sanatmıza güveniyoruz ve halkımıza güveniyoruz…
 
Örgütlülük bir yanıyla da… Gerçekten aydınlar , yazarlar, gazeteciler, sanatçılar çekiniyorlar… Çünkü yalnızlar. Zorda zaten, böyle bir gücün karşısında nasıl duracaksın? Örgütlülük devletin baskısından çok daha güçlü. Onun için aydınlara, sanatçılara çağrımız örgütlenin; örgütsüz olduğumuz için bu kadar pervasız saldırıyor zaten…
 
-Grup Yorum’un ısrarı ne hayat içinde?
 
Devrim ve sosyalizm.
 
YORUM İÇERDE DE OLSA ALANLAR DOLAR

-F Tipi Film’den de söz edelim mi?
 
Grup Yorum elemanları da f tiplerinde  kaldı ama onun dışında f tiplerini çok iyi biliyor. F tiplerinden sonra devam eden ölüm oruçlarına kadar içindeydi. Yorum derdi;  f tipi sürecini Grup Yorum biliyor en iyi grup Yorum anlatır değildi. Bunun yakıcılığını en fazla Grup Yorum hissetti sanatçılar içerisinde... Hala F tipleri var, hala tecrit bir yanıyla devam ediyor. Evet, o istenilen f tipi hayata geçirilemedi. Ama tecrit var olan bir gerçek.
 
-14 Nisan’da Bağımsız Türkiye konseriniz var... Şu sıralarda sık sık gözaltına alınıyorsunuz; konser öncesi bir gözaltı olması durumunda Grup Yorum ne yapacak?
 
Bu söylediğin durum daha önceki yıllarda yaşanmış... 1990’lı yıllarda Grup Yorum’un tamamı gözaltına alınmıştı konser öncesi. Grup Yorum’un mahkemeye kadar çekilip, teslim olmayıp mahkeme gününü beklediği  o dönemlerde Türkiye’nin her yanından Grup Yorum’lar üretildi. Bu daha güçlü olur...  Halkımız çok yaratıcı. Biletix meselesinde de böyle oldu, Malatya’da tutuklanan öğrenciler meselesinde de, ev hapislerinde de.
 
Mesela Avrupa turnesi vardı, ev hapsinde olan arkadaşlarımız sahnede yer alamadılar ama onların söylediği şarkıları kitle söyledi.  Bunun sınırı yok, arkamızda güç, halk denen o koca derya kendi sanatını, kendi grubunu, sanatçısını en güzel şekilde savunur.  14 Nisan’da konserimiz var,  13 Nisan günü Yorum üyeleri gözaltına alınabilir, ertesi gün o alan yine dolar