Grup Yorum meydan okuyor

|

Grup Yorum meydan okuyor A Grup Yorum meydan okuyor

GÜLŞEN İŞERİ

Yunan bir filozofun “Bir ülkenin türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlüdür” sözü sanıyorum bugün karşılığını Grup Yorum’da buluyor... Onlarca baskı, gözaltı ve tutuklamalara rağmen türkülerini söylemeye devam ediyorlar... Hem de yüzbinlerin korosu eşliğinde...

Bu yıl üçüncüsü yapılan Bağımsız Türkiye konseri 14 Nisan’da Bakırköy’de gerçekleşecek... Geçen yıl 300 bin kişinin katıldığı konsere bu yıl 500 bin kişi bekleniyor. 500 bin aynı anda Grup Yorum şarkıları söyleyecek. Sahnede sadece Grup Yorum olmayacak tabii; yine aynı geleneğe uygun ve her yıl olduğu gibi sanatçılar, tiyatrocular, yazarlar da yer alacak... Şu ana kadar netleşen isimler arasında Adile Yadırgı, Yaşar Kurt, Derya Petek, Apolas Lermi, Cahit Berkay, Erdal Bayrakoğlu, Grup Abdal, Hakan Yeşilyurt, Karmate, Marsis, Nejat Yavaşoğulları, Niyazi Koyuncu, İsmail Hakkı Demircioğlu, Selçuk Balcı, Suavi, Yasemin Göksu yer alıyor. Genco Erkal da okuyacağı şiirlerle konserde sahne alacak. Bu senenin farkı ise uluslararası konukların da konsere geliyor olması. Sanatın gücü Bakırköy meydanından tüm dünyaya duyurulacak....

Grup Yorum; yasaklanmasına, onları dinleyenlerin tutuklanmasına, biletlerini satanların gözaltına alınmasına, Yorum dinlemenin ‘suç’ sayılmasına rağmen 14 Nisan’da Bağımsız Türkiye konserinde hep birlikte türkü söylemeye çağırıyor.

 
-14 Nisan’da ‘Bağımsız Türkiye’ adını verdiğiniz halk konserinizi gerçekleştireceksiniz... Bu konserin geçen diğer iki konserden farkı ne olacak?

Bu sene Bağımsız Türkiye konserlerimizin 3.sünü yapıyoruz. Yine Bakırköy Halk Pazarı’nda. Büyük konserlerimizin başlangıcını 2010 yılında gerçekleştirdiğimiz İnönü Stadı Konseri’yle yaptık. Sonrasında ise 2011’de 150 bin kişinin katıldığı, 2012’de 350 bin kişinin katıldığı konserlerimizi gerçekleştirdik. Bu sene ise 500 bin dinleyicimizle bir araya gelmek istiyoruz, hedefimiz bu. Bağımsız Türkiye konserleri; iktidarların sömürüsünden nasibini almış, her geçen gün daha da yoksullaşmış olanların, baskıya uğramış muhalif kesimlerin buluştuğu konserlerdir. Aynı zamanda emperyalizme karşı Anadolu halklarının birlikte mücadele ederek, bağımsızlığı elde edeceğinin ve Sosyalizm’in kurulacağının iddialı bir sahnesidir. Geçmiş yıllarda dört-beş konuklu bir sahnemiz vardı ve gelen dostlarımız Yorum şarkısı ve kendi şarkısını söylüyordu. Bu sene ise onlarca sanatçı dostumuz son dönemde Grup Yorum’un yaşadığı saldırı ve baskılara karşı Yorum şarkıları söyleyecekler. Bu senenin bir farkı da uluslararası konuklarımızın da yoğunluğu. Birçok ülkeden devrimci, sosyalist, demokrat kurum, örgüt ve kuruluşların temsilcileri 4. Eyüp Baş Emperyalizme Karşı Uluslararası Halkların Birliği sempozyumu nedeniyle ülkemize gelecekler ve bizim konserimizle bu sempozyuma da bir başlangıç yapmış olacağız.

-İki yıl boyunca yüzbinleri alanlara topladınız... Sadece dinleyici kitleniz değil sanatçılar da sizlere destek verdi.... Grup Yorum’un yüzbinleri peşinden getiren sırrı nedir?
Grup Yorum halktır diyoruz. 28 yıllık sanat yaşamı, halkın mücadelesi ve sosyalizm mücadelesiyle geçmiştir. Halk gibi yaşar, halktan biridir. Ezilenlerin sesi olmuştur ve bunun bedelini ödemiştir. Halk, kendisine emek vereni unutmaz. İlk kurulduğu günden bugüne hem emekçilerin, halkın yanında, içinde olması hem de müziğinde sanatında estetik bir başarı yakalamasıyla dilden dile, kulaktan kulağa yayılan bir ses olmuştur Yorum. Hem sanatsal hem içeriksel başarı bu gücü doğurmuştur dersek sanırız abartmış olmayız.

-Yaklaşık 25 yıldır müziğinizi icra ediyorsunuz... Ama bunun yanında sokakta, okullarda, gecekondularda, işçilerle birlikte vs... Kısaca hayatın her alanında yer aldınız... Büyük halk kitlelerini Bakırköy’de buluştururken bu 25 yıllık zaman diliminde nelerden feragat etti Grup Yorum?

Aslında hayatın her alanında olma çabasının da bir sonucu Bakırköy konserlerimiz. Bağımsız Türkiye sloganı evet birçok şey ifade ediyor insanlar için. Adaletsizliklerin, sömürünün, yoksulluğun, işgallerin olmadığı bir ülke bir dünya özlemini ifade diyor. Ama sadece bu sloganla büyük kitleleri toplamak çok mümkün değildi. Kimin çağırdığı da bir o kadar önemli. Biz de tarihimiz boyunca konserlerimizin yanı sıra mücadelenin her alanında yer alarak, şarkılarımızın her satırını her notasını Bağımsızlık mücadelesine armağan ederek yürüdük. Şarkılarımızın yanı sıra ödediğimiz bedeller, bu bedeller pahasına geri adım atmamamız da etkili oldu elbette ki. Şimdi de böyle bir meydan okuma olacak. Bizi yok etmek isteyen egemenlere yine en büyük cevabı Bakırköy’deki yüzbinlerle vereceğiz.

-Konserlerinize herkesi çağırıyorsunuz... Oyuncular, tiyatrocular, rockçılar vs...  Grup Yorum herkesle yan yana duran bir Grup mu ya da Grup Yorum’un yanında herkes yan yana mı duruyor?
Halkın her kesimini olduğu gibi sanatçıları da saflaştırıyorlar. Herkesi kapitalizmin çarkları arasında öğütmeye, hizaya getirmeye, becerebilirlerse halkın mücadelesinin karşısına dikmeye çalışıyorlar. Biz de kirlenmeyen, bu düzene hizmet etmeyen, çıkarı halkın çıkarıyla aynı olan sanatçıların bir arada olmasını, birlikte üretmesini, birlikte söylemesini istiyoruz. Bir Sanat Cephesi olarak çıkmak istiyoruz bu düzenin sahiplerinin karşısına. Hem sanatçıların kendi hakları kendi özgürlükleri için mücadele etmesini, hem halkın hakları için mücadele etmesini istiyoruz. Güçlenmesini, özgüven sahibi olmasını istiyoruz. Hayatın her alanında olduğu gibi kültür sanat alanında da güçlü olabilmek için örgütlü olmak gerektiğini savunuyor ve bunun zeminlerini yaratmaya çalışıyoruz. AKP ve onun kolluk gücü de bizi terörize etmeye, tecrit etmeye, sanatçılardan ve halktan koparmak istiyor. Operasyonlarla, tutuklamalarla, komplolarla, yalanlarla istiyorlar ki yalnız kalalım. Ne halk olsun etrafımızda ne de sanatçılar. İşte bu nedenle hem yüzbinlerin toplanması, hem de sahnemizin sanatçı dostlarımızla dolup taşması güzel bir cevap oluyor. Onlar yok ederiz dedikçe biz daha güçleniyoruz. Onlar tutukladıkça biz çoğalıyoruz. Onlarca kişi gelip Yorum’a solistlik yapıyor. Bu kimin haklı olduğunu, kimin güçlü olduğunu da gösteriyor.

-80 sonrasında kurulan bir grupsunuz... Grup Yorum denildiği zaman aklımızda sadece bir kare olurdu... Ne isim bilirdik ne de herhangi bir yüz.... Ama bugün Grup Yorum üyelerinin hepsini tanıyoruz... Bu bir tercih miydi yoksa kendiliğinden gelişen olağan bir durum muydu?

Elbette ki böyle bir tercihimiz yok bizim. Grup Yorum ‘isimsiz ve resimsiz gölgeler ordusudur’. Ama eskiye oranla kitle iletişim araçlarının artmış olmasından tutalım, yaşadığımız her baskı, gözaltı ya da karşılaştığımız keyfi uygulamanın haber olması bu durumu yaratıyor olabilir. Grup elemanımız Seçkin Aydoğan iki yıla yakın bir süredir tutuklu. Ayfer Rüzgar yine birkaç aydır tutuklu. Birçok Yorum üyesi ev hapsi cezası aldı. Bütün bunlarla ilgili yaptığımız eylemler kampanyalar oluyor. Burada mesele kişilerin adının duyuluyor, ezberleniyor olması değil, bütün bunları yaşıyor olmamız ve kabul etmiyor olmamız. Tartışılması gereken de Yorum üyelerinin isimlerinin biliniyor olması değil, bunları neden yaşadıklarıdır diye düşünüyoruz.

-Değişen dünya konjektöründe aynı kalmak mümkün değil elbette... Grup Yorum hapishanelerde üretti, sürgünde üretti, bütün üyeleri gözaltına alındığında halk koroları oluşturuldu... 25 yıldır da aynı baskılara maruz kalıyorsunuz... Geçtiğmiz günlerde bütün üyeleriniz gözaltına alındı... 14 Nisan’ın da garantisi yok... Bu durumu hiç düşündünüz mü?

Elbette ki 14 Nisan’a kadar ne olacağının bir garantisi yok. Ama bildiğimiz, tarihimizden öğrendiğimiz ve artık herkesin de öğrendiğini sandığımız bir gerçek var:

Her ne yaşanırsa yaşansın, o konserimiz olur… Ama sahnedekiler değişir, ama sahnenin yeri değişir, ama konserin biçimi değişir, o konser mutlaka ama mutlaka olur… Bunu bilmek yeterli.

-Şimdi siz karşı olduğunuz popüler kültür araçlarını kullanıyorsunuz... 14 Nisan’daki konserle de bağlarsak sanıyorum yine oyuncular, sanatçılar yer alacak... Sahne oldukça farklı...  Grup Yorum’un dünya görüşü ve savunduğu değerler bu oluşturduğu platformun neresinde? Neler söyleyecek; sanat bireyselleşirken Grup Yorum bunun aksini mi söylüyor?

Biz araçların kendisine karşı olmaktan çok, o araçların nasıl kullanıldığıyla ilgileniriz. O araçların neye hizmet ettiğiyle ilgileniriz. Devrimden yana olan, devrimi büyütecek olan, emperyalistlere ve işbirlikçilerine öfkemizi haykırmamıza hizmet edecek olan, bu düşüncemizi büyük halk kitleleri ile buluşturmamızı sağlayacak olan her aracı kullanabiliriz. Bu çağrıya ortak olan aydın sanatçı dostlarımızla birlikte olmamız da yine bizi güçlendirecektir. Sinemacı dostlarımızın, tiyatrocu dostlarımızın, müzisyen dostlarımızın, şair dostlarımızın bizimle aynı heyecana sahip olarak 'Yaşasın Bağımsız Türkiye' diye haykırması, bizim şarkılarımızı bizimle birlikte söylemesi, aynı hedef etrafında bir araya gelmesi, aslında ‘sanatın bireyselleştiği’ tespitinin ne kadar ayakları havada olduğunu gösteriyor. O gün orada 500 bin izleyici, onlarca - yüzlerce sanatçı ama BİR BÜYÜK HALK KOROSU  olarak söyleyeceğiz şarkılarımızı.

-Yılların devrimci sanatçısı/grubu bir de film yaptı...  Adına da F tipi dedi... Grup Yorum müziğin ötesinde sinema dilini kullanmayı tercih etmesinin nedeni nedir?
Grup Yorum olarak bizim geliştirdiğimiz bir projeydi F Tipi Film. F Tipi Hapishanelerde 12 yıldır uygulanan tecrit işkencesini sinema yoluyla da anlatmak istiyorduk. Yönetmen dostlarımıza çağrı yaptık, 9 yönetmenle birlikte bu filmi oluşturduk. Grup Yorum olarak değil de, Yorum’u da içinde barındıran İdil Kültür Merkezi’nin sinema çalışmaları zaten hep vardı. Ama bunlar amatör düzeyde ve kısa filmler şeklindeydi. Ama F Tipi Film’le birlikte yepyeni bir yola da girdik. Artık ülkemizin tüm gerçeklerini; yıkımları, yoksullukları, sömürüyü, direnişleri, kahramanlıkları… halka dair ne varsa filmler yoluyla da anlatmak istiyoruz. Devrimci Sinemacılık adına önemli örnekler ortaya koyacağımızı düşünüyoruz.

-Meclis’te CHP’lilerin konuğu olmanız çok fazla eleştirilerin de odağı oldu... “Grup Yorum sisteme entegre oluyor” denildi... Siyaseti reddeden bir Grup bugün meclis’e gidip derdini anlattı... Bu eleştirilere, bu bakış açısına Grup Yorum nasıl bakıyor? Konserde siyasetçileri de görecek miyiz?
İki ay önce büyük bir operasyon yapıldı. Birçok demokratik kurum polis baskınlarıyla talan edildi ve demokrasi mücadelesi veren birçok kişi tutuklandı. Bu operasyon bize de yapılmıştı. Kültür merkezimiz kapımız parçalanarak basılmış, hepimiz işkencelerle gözaltına alınmıştık. Kültür merkezimizde hemen her şey parçalanmıştı. Her şeye ama her şeye el konulmuştu. Bunlar içinde kayıtlarını büyük oranda tamamladığımız albümümüz de vardı. Tam bir polis terörü yaşamıştık. Tam bir hukuksuzluk yaşamaktaydık. Ve medya eliyle hakkımızda ’11 çelik kapıları vardı, kozmik odaları vardı’ gibi birçok yalan haber üretiyordu. Gizli işler çevirdiğimiz havası yaratılıyor, böylece baskın meşrulaştırılıyordu. Bunu kabul etmedik. Bu yalanları ve yaşadıklarımızı her yerde anlattık. Eylemler yaptık. Bu süreç içinde CHP milletvekilerinden bir davet geldi ve mecliste basın toplantısı yaparak yaşadıklarımızı anlatabileceğimiz söylendi. Biz de yaşanan gerçekleri halka anlatmak istediğimizden, herkesin neler yaşandığını duymasını istediğimizden ve bu basın toplantısının etkili olacağını bildiğimizden, daveti kabul ettik. Ki gerçekten de yalanlarını büyük oranda teşhir ettik bu basın toplantısında. Mesele bundan ibarettir. Bunun dışında anlamlar aramak biraz komik olmaktadır. Düzen partilerine de, CHP’ye de, meclise de nasıl baktığımız gayet açık ve net bilinmektedir.

-Bu konserde yeni albümden de şarkılar olacak mı?
Evet daha çıkmadan fiilen toplatılmış olan albümümüzden de şarkılar söyleyeceğiz. Bu şarkılarımız ilk kez halkımızla, dinleyicilerimizle buluşacak.

-Bu soruyu sormuşken emniyetteki kayıtların akibeti ne durumda?

Avukatlarımız sürekli soruyorlar ve aldıkları cevap hep aynı: Aktarma ve inceleme bitmemiş, bittiğinde iade edeceklermiş! Yasa da neymiş, biz bildiğimizi okuruz, yaptığımız eşkiyalık da yanımıza kar kalır diyorlar… Biz de elbette ki böyle bir keyfiyete teslim olamazdık, kayıtlarımıza yeniden başladık.

-Türkiye’de sanatçılar yan yana durmaktan imtina ediyor... Ancak siz yıllardır öyle bir şeyi başardınız ki, yan yana gelmek, birlikte aynı sahneden seslenmek... Örgütlü olunmadan bir güç olunmaz mı diyorsunuz? Sanatçılara mesajınız nedir buradan?
Haklarınızı almak mücadele etmekten geçiyor. Sistematik, planlı ve programlı bir mücadele ile alınmayacak hak, yenilmeyecek zorbalık yok. İstediğimiz kadar bu düzene öfke duyalım, bu iktidara öfke duyalım, tek başımıza olduktan sonra bunu bir etkisi bir gücü olmuyor. İşte bu nedenle gücümüzü birleştirmek yani örgütlenmek gerekiyor. Sanat Cephesi çalışması da kültür sanat alanındaki bütün aydınları bir araya getirmeyi hedefleyen, sanatçıların tüm özlük haklarından (dizilerdeki vahşi çalışma koşullarından sigortaya kadar), yapımcı teröründen üretim koşullarını iyileştirmeye kadar, kendi özel gündeminden ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmelere tepkisini ortaya koymasına kadar hayatının tüm yanlarını içinde barındıran bir çalışma. Sanat Cephesi ile çok daha güçlü olacağımızı, dayanışmamızla birbirimizi de büyüteceğimizi düşünüyoruz.


(insanhaber.com)