Ekonomi tartışan 'Marksist'!

|

Ekonomi tartışan A Ekonomi tartışan

Solculuk adına yapılan AKP güzellemeleri kabak tadı verdi. Ama güzelleme merakı ve karşılıksız aşk bitmek bilmiyor. 12 Ocak 2011’de Taraf’ta yayınlanan “Osmanlı Barışı ve Türkiye ekonomisi” başlıklı AKP’nin ekonomi ve işsizlik konusundaki “başarı” öyküsünü öven köşe yazısı bu güzelleme meselesinde ne yazık ki bir izan kalmadığını gösteriyor. Önce Marksist olduğunu iddia olunan bu analizden uzun bir alıntı yapalım:

“Biz Marksistler arasında ekonominin gerçekçi ve ayrıntılı analizi özel önem taşır.(...) Ekonomiye bakış, ekonomiden başlamıyor, AK Parti hükümetinin devrilmesi gereğinden başlıyor. Yani herşeyin kötü gittiğini kanıtlamak, açlığın, yoksulluğun, işsizliğin felaket boyutlarına vardığını göstermek gerek. Ekonomik göstergeler bunları göstermiyorsa ne yapmalı peki?”

‘Güler Sabancı.. Türkiye ekonomisinin, 2010’da beklenenden çok daha güçlü bir yükseliş gösterdiğini vurguladı.’ Kim takar Sabancı’yı? Ne anlar ki ekonomiden?

‘Üçüncü çeyrekte Avrupa’nın en hızlı büyüyen ekonomisi yüzde 6,9’la İsveç olurken, son altı çeyrektir kesintisiz büyüme sergileyen Türkiye yüzde 5,5 ile onu izledi. Türkiye’nin yıl sonunda Avrupa’nın büyüme şampiyonu olacağına kesin gözüyle bakılıyor.’ Büyüme de neymiş? Bize ne? ‘İşsizlik eylül ayında yüzde 11,3’e indi.’ İnsin, kim takar?

Niye tartışamıyoruz ekonomiyi? Çünkü gazete haberlerinden alıntıladığım yukarıdaki verileri ağzımıza aldığımız anda “AKP yalakalığı” yapıyor olacağız! O zaman, verileri görmezden gelelim! Kriz anlatalım sürekli.

İlginç memleket vesselam! Sağcısı padişahları tartışmaz, Kemalist’i Kemal’i tartışmaz, solcusu ekonomiyi tartışmaz!”

Özgeçmişinde ekonomi tahsili yaptığını ama hiç ekonomist olarak çalışmadığı vurgulayan yazar neo klasik iktisadın temel tezlerini ve analiz araçlarını bizlere Marksist analiz diye anlatıyor. Solcuları ekonomi tartışmamakla itham ediyor ve kanıt olarak ekonomik büyümeden, işsizlik oranının düşmesinden dem vuruyor Aslında kriz, işsizlik filan yokmuş, bunlar hükümeti devirmek için üretilen komplolarmış!  Umarız yarın öbür gün ekonomik durum eleştirileri iddianamelerde hükümeti devirme suçunun kanıtları olarak yer almaz.

Evet, yazar haklı. Marksistler açısından ekonominin detaylı analizi büyük önem taşıyor. Ama ne zamandan beri tarih ve toplum dışı bir yaklaşım olan neoklasik iktisat solun analiz aracı oldu? Ne zamandan beri sadece büyüme göstergeleri solcu bir analiz aracı oldu? Üstelik o büyümenin ne menem büyüme olduğuna bakmadan.

Türkiye ekonomisi 2001 ve 2008 kriz dönemleri hariç epey zamandır hızlı büyüyor. 1987-2006 dönemine yıllık ortalama yüzde 4.3, 2002-2006 döneminde de yıllık ortalama yüzde 7.2 oranında büyüdü. Ama büyüme istihdam yaratmayan yapay bir büyüme oldu. Dahası işsizlik arttı. Düşük döviz kuruna, reel ücretlerin baskılanmasına ve çalışma koşullarının ağırlaştırılmasına (daha uzun çalışma saatlerine ve daha düşük ücrete dayalı) dayalı bir büyüme yaşandı. Yazar belki Marksist literatürdeki sömürü kavramını hatırlayacaktır bunları söylediğimizde. İşçi cehennemlerinde günde 12-14 saat çalıştırılan ve fazla mesai ücreti dahi alamayan yüzbinlerce güvencesiz çalışanı hatırlayacaktır belki. Yazarımız anlamıyor çünkü ekonomiyi Güler Hanım gibi analiz ediyor. AKP’li ekonomistler de ve bir ekonomist olmakla pek övünen başbakan da yazarımızla hem fikir: Ekonomi tıkırında!

Gelelim yazarın işsizliğin düşüşüne hayran kalışına. İşsizlik 11,3’e inmiş ama yazara göre kalın kafalı solcular bunu takmıyormuş. Hey hat! Bir Marksist işsizlik verilerini böyle mi okur? Bu mu “gerçekçi ve ayrıntılı ve Marksist analiz”! Hadi yazarın düz mantığından hareket ederek soralım: İşsizlik 2000 yılında yüzde 6,5 idi; şimdi yüzde 11 olması nasıl başarı sayılabilir?

Anlaşılan yazar ekonomiyle ilgili ama sosyal politikayla hiç ilgili değil. Öyle olsa istihdam oranlarına bakar, işgücüne katılma oranlarına bakar, kent ve genç işsizliğine bakar, artık sermaye çevrelerinin bile analizlerinde kullanmaya başladığı alternatif işsizlik oranlarına bakar ve saf saf “işsizlik 11,3’e indi ama solcular bunu takmıyor” demezdi.

Hane Halkı İşgücü verilerine biraz dikkatli bakan biri standart-klasik işsizlik oranlarının kifayetsizliğini hemen anlayacaktır. Üstelik bunun için insanın Marksist hele “devrimci sosyalist” olmasına da gerek yok. Memlekette istihdam oranı yüzde 43 civarında (işgücünün yüzde 57’si istihdam dışında) ve yıllardır bu seviyelerde sürünüyor. Tarım dışı işsizlik yüzde 14 ve genç işsizliği ise yüzde 21’in üzerinde.

Dahası sosyal politika ve çalışma ekonomisi literatüründe giderek artan biçimde alternatif (geliştirilmiş) işsizlik tanımları kullanılıyor. İşin ilginç yanı, Taraf yazarının ilgilenmediği bu alternatif işsizlik oranlarını artık TÜSİAD ve TİSK de analizlerinde kullanıyor. Standart-klasik işsizlik tanımı referans döneminde bir saat bile çalışanı istihdam içinde kabul ederken, işsiz olup son üç ay içinde iş arama kanallarından birini kullananları işsiz olarak tanımlar. Oysa iş bulmaktan ümidini kesenler, iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar, eksik istihdam gibi başka işgücü kategorileri var. İşte bunları hesaba kattığınızda alternatif ve daha gerçekçi işsizlik oranlarına ulaşırsınız. İşte bu hesaplamaya göre işsizlik yüzde 11,3 değil yüzde 20,2’dir ve  işsiz sayısı da 6 milyonu aşmaktadır.

Yazar bizim verilerimizi muteber kabul etmiyorsa analizlerini pek makbul bulduğu sermaye çevrelerinin işsizlik çalışmalarına baksın. Orada da bu rakamları görecektir. Elbette hükümetin ekonomik performansı gözlerini kamaştırmamışsa! Veya en iyisi Taraf yazarına Timur Selçuk’un “ekonomi tıkırında” şarkısını tavsiye edelim:

“ekonomi tıkırında / kriz var bunalım var  /ekonomi tıkırında
 
kriz bunalım derken / bilançoya bir baktık/ bu yıl iki misli kâr/ hayret şu işe bak sen / nerden geldi bu kârlar/ kime gitti bu kârlar

aman kimse sormasın / kim kazandı bu işten / aman kimse duymasın”
 
Aziz Çelik