Lobi, Merkez’i ele mi geçirdi?

|

 Lobi, Merkez’i ele mi geçirdi? A  Lobi, Merkez’i ele mi geçirdi?

GÜLŞAH KARADAĞ

Başbakan Tayyip Erdoğan, Gezi isyanına Türkiye'nin demokrasi ihtiyacının neden olduğunu kabul etmek yerine, topu 'dış mihraklara' ve olmayan 'faiz lobisi'ne atınca, Türkiye'nin para politikası boşa düştü.
Küresel sermaye hareketinin tüm dünyada gelişmekte olan ülkelerden hızla çıkıp anavatanına döndüğü son iki ay içinde, Türkiye ile aynı ligde bulunan ülkeler para politikalarında hızlı değişikliklere giderken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika adımı atamadı.

TCMB, "Faiz lobisine yenilmeyeceğiz" diyen Erdoğan'ın faiz artışına karşı çıkacağı korkusuyla hareket alanını kaybetti. Doların 1,70 liradan 1,97 liraya, piyasa faizlerinin yüzde 4,5'ten yüzde 9,5'e yükseldiği bir ortamda, TCMB piyasa dengesini sarsan harekete sadece döviz satış ihaleleri açarak tepki verebildi. Bir günde 2,25 milyar dolara kadar çıkan döviz ihaleleri sonucunda iki ayda yaklaşık 6,5 milyar dolarlık döviz rezervi eridi.

KIRILGANLIK YÜKSELDİ
Merkez Bankası'nın 'hareketsizlik' hali özetle şu endişelere neden oldu: Değer kaybeden TL'ye rezervle müdahale etmek yetersiz kalacaktı. Merkez Bankası'nın piyasa faizi üzerindeki belirleyici ve yönlendirici politik hakimiyetinin kırılması riski ortaya çıkmıştı. Siyasi istikrara dönük güvenin sarsıldığı bir dönemde, TCMB'ye duyulan güvenin de kırılmasını ekonomi kaldıramazdı. Cari açıkta dünya liderliği liginde olan Türkiye ekonomisinin dış sermayeye bağımlılığı, güvensizlikle birleşince, 'kırılgan' dengeler tuzla buz olabilirdi.

VESİLE BİLE BEKLENMEDİ

Ekonomik dengelerin altüst oluşuna neden olabilecek vehametteki gelişmeler karşısında, Merkez Bankası dün ilk kez politika değişikliği sinyali verdi. Piyasalar böyle bir adım beklemiyordu, herkes 23 Temmuz'daki TCMB para politikası toplantısını bekliyordu. Ama TCMB Başkanı Erdem Başçı yazılı bir açıklama yaparak "23 Temmuz'da faiz koridorunu genişletici adım atabiliriz" dedi. Başçı'nın herhangi bir semineri, konuşması, paneli yoktu.
Bir 'vesile' bile beklemeksizin 'yazılı' olarak yapılan açıklamanın en dikkat çekici yanı, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Dolmabahçe'deki çalışma ofisinde önceki akşam gerçekleştirilen 'Ekonomi Zirvesi'nin hemen ardından gelmiş olmasıydı.

DOLMABAHÇE'DE ZİRVE

Başbakanlıktan yapılan açıklamada, ekonomi bakanlarının katılımıyla yapılan Dolmabahçe zirvesinde, uluslararası ve yurt içi finansal piyasalardaki gelişmeler ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerin ele alındığı bildirildi. Açıklamada şu cümle dikkat çekti:
"Gerek küresel ölçekteki gelişmeler gerekse son dönemde yaşanan olaylar neticesinde ülkemizde de döviz kurları, borsa endeksi ile iç ve dış borçlanma maliyetlerinde diğer gelişmekte olan ülkelere benzer dalgalanmalar yaşanmaktadır. Başta Merkez Bankamız olmak üzere ilgili kurumlarımız tüm gelişmekte olan ülkeleri etkisi altına alan bu gelişmelerin ülkemize olumsuz yansımalarını en aza indirmek amacıyla gereken adımları zamanında, eşgüdüm içerisinde ve kararlılıkla atmaktadırlar."

GELECEĞE ZARAR VERDİ
Merkez Bankası, Başbakan Erdoğan'ın 'sıfır faiz' ısrarının da etkisiyle iki yıldır 'deneysel politika' adı altında 'üç faizli' bir politika izliyor. Bu politikada, halka sunulan mevduat faizi enflasyonun yarı seviyesine çekildi; öte yandan yabancı sermayeye sunulan faiz dünya liginde ilk sıralarda kalmaya devam etti; halkın kullandığı kredilerin faizi ise enflasyonun iki katına kadar yükseltildi. Halkı borç aldığında yüksek faiz, borç verdiğinde düşük faizle karşı karşıya bırakan bir politika, yıllarca hükümet tarafından "Faizleri düşürdük" propagandasıyla savunuldu. Sonuç olarak, Türkiye halkının bugünü de geleceği de daha borçlu hale geldi; tasarruf oranı cumhuriyet tarihi boyunca görülmemiş derecede düştü. Hükümet politikası, ekonominin geleceğine zarar verdi, bugünü yabancı sermayeye bağımlı kıldı.

YELDEĞİRMENİ YENDİ
Başbakan Erdoğan dün 'olmayan faiz düşüşü' ile övünüyordu, bugün 'olmayan faiz lobisi' ile savaşıyor. Olmayanla övünmek gibi olmayanla savaşmak da nihayetinde muhalefete ya da iktidara değil bir bütün olarak Türkiye'ye zarar verecek. Başçı'nın acele açıklamasından anlaşılan, Erdoğan yeldeğirmenleriyle savaşını kaybetti. Mantık, artık 'faiz lobisi' lafı bir kenara bırakılır diyor. Çünkü Erdoğan, yeldeğirmenleriyle savaşını sürdürmeye devam ederse, "Faiz lobisi, Merkez Bankası'nı ele mi geçirdi?" sorusuna da yanıt bulmak zorunda kalacak.