Liseliye her yer ‘sosyal medya’

|

Liseliye her yer ‘sosyal medya’ A Liseliye her yer ‘sosyal medya’

Liseliler YGS rezaletinden dolayı geçen hafta bir günlük boykot kararı almışlardı. Okula gitmeyip derslere girmediler. İlginçtir, günlerdir süren gösteri, miting, boykot, forum gibi eylemlerini hep facebook üzerinden örgütlediler. Bugüne değin liseli gençliği apolikleştiren, “paylaşım” kavramının içini boşaltıp sanal alemde bir serbest zaman etkinliğine çeviren facebook, bu kez başka bir şey için devreye sokuldu. İran’da twitter ile başlayan, sonra Mısır’da zirve yapan internet üzerinden örgütlenme, gençlik için başkaldırının yeni bir aracı ve mecrası oldu. Neoliberal kapitalizm ileri ve güçlü teknoloji ile kendini daha kuvvetli bir biçimde yeniden üretmeyi beklerken bu kez kendi mezarını kazdı: sanal alem gerçek alemde başına bela oldu. Gençlik, başta Arap ülkeleri olmak üzere, birçok yerde sanal alemden gerçek bir alem devşirebilmeyi becerdi. “İleri demokrasiler”, demokrasi adına sorgulanmaya başlamıştı bir kere.

1970’lerin ikinci yarısından bu yana liseli gençlik ilk defa ciddi bir başkaldırının arefesinde. Kendilerini aldatanlardan hesap sorma hakkını kendilerinde görmeye başladılar. Boykot günü bazı okullarda öğrencileri engellemek için sınav konuldu, kapılar kilitlendi, öğrenciler tehdit edildi ama nafile. Vakıadır ki,  bugüne değin orta öğrenim gençliği sınav merkezli sistemle tutsak edilmişti. Test-tost kafalı bir gençlik siyasal mücadeleyi unutmuştu. Öğrenciler sınavda başarı dışında bir şeyler düşünemez hale getirilmişti. İçtikleri, yedikleri ve düşündükleri her an sınav üzerine kurulmuştu. İlköğretimden üniversiteden mezun olup iş hayatına adım atıncaya kadar yüzlerce sınava girip çıkmışlardı. Ama demek ki, liselilerin de bir dayanma noktası varmış. İstekleri, eğitimde dürüstlük, eşitlik ve hesap verme geleneğinin işletilmesi. ÖSYM başkanı Ali Demir’in istifasını istiyorlar. İsteklerini çok görmemek lazım; başbakanımızın ilan ettiği “ileri demokrasi”de herhalde istifa bir demokratik gelenek olsa gerek. KPSS rezaletinden sonra hükümet, istifa etmeyi düşünen ve eden de, Ünal Yarımağan’ı kaale almamıştı. Peki Ali Demir neden hala destekleniyor?

Facebook ilk kez Türkiye’de liseli gençliği kendine getirdi. Coşku, heyecan ve hesap sormanın değerinin farkına vardılar bu sosyal medya ile gençler. Kimilerinin yanlarında velileri de vardı. Hatta öğretmenleri bile. 12 haziran 2011 genel seçimlerinde bu skandalın sandığı etkilemeyeceğini kim, ne adına ileri sürebilir ki? Öğrencilerin boykot günü açtığı bir pankartta facebook adı vardı ve hemen altında büyük harflerle şu ibare yer alıyordu: “EĞİTİM SİSTEMİNİZ BATSIN“.  Bu ifade çok mu kindar? Çok mu sitemkar? Neydi öğrencileri bu derece isyan ettiren? Öyle ya da böyle; şu bir gerçek ki, bu neoliberal eğitim sisteminin öğrencilerde yarattığı en büyük tahribat, toplumsallık duygusunun kayboluşudur.   Zaten sınav sisteminin en önemli amaçlarından biri, öğrencilerin birbirlerini dost, arkadaş, yoldaş olarak değil, şimdiye kadar hep rakip biçiminde görmesiydi. Bu rekabet, bir ülke gençliğine yapılabilecek en büyük kötülüktür. İnsan olan rekabeti değil, yardım ve paylaşımı düşünür. Facebook ile güya bencil bir medya tasarlanmıştı; önceleri gençlik facebook ile sistemi sorgulamayan bir paylaşım geleneğini içselleştirdi. Ama bu gelenek, öğrencilerin emeği çalınınca birden sosyal bir mecraya kaydı. Liseli gençliği çılgına çeviren asıl nokta bu oldu; emeklerinin çalınması ve birilerine avantaj sağlanması.

İlginçtir, yıllarca sınav mekanizmasıyla kendilerine verilen “hazır paket şıklar” dışında düşünemeyen liseli gençliğin ürettiği sloganlarda müthiş bir yaratıcılık oluştu. “Yandaş Geçirme  Sınavı”, “ÖS’YEME bizi, çözdük şifrenizi” vs türünden sloganların yaratıcılığı, liseli gençliğin tümüyle hala kaybedilmediğinin göstergesidir. 1 milyon 700 bin öğrencinin ağını alan hükümet belki bu seçimlerde de rahat olacak ama ileride, çok yakın zamanda bu gençlik “ileri demokrasi”nin ne olduğunu anlayacaktır, reformların kimin yararına işlediğini görecektir. Ve tüm bunları facebook gibi sosyal medyada paylaştıkça daha net fark edecektir. Neoliberal ideolojinin yarattığı facebook teknolojisi, bir bumerang gibi tersine döndü ve attığı sahibine doğru gidiyor. Liseli bilinci sanal alemde sosyalleştikçe bumerangın hedefi sınav mekanizmasının fırsat eşitliği ve adalet iddiasını, sözde bilimselliğini sorgulayacaktır. Sınavları hazırlayıp öğrencilerin bilgilerini ölçüp değerlendirenlerin hesaba katmaları gereken en önemli şey, emek hırsızlığının asla affedilmemesidir. Yıllarca harcanan para ve emek, girilen stres, gösterilen çaba boşa gitti mi, o zaman kan deli akar ve paylaşım sosyalleşir. İşte o zaman gençlik, 1968 Mayıs’ında olduğu gibi “gerçekçi olup imkansızı isterler”. Asıl sınav o zaman başlar ve bütün soruların tek bir şıkkı olur.     
 
 
Kemal İnal
inalkemal@gmail.com