Seçimler, eğitim ve AKP

|

Seçimler, eğitim ve AKP  A Seçimler, eğitim ve AKP

Gönüllerimizde, mücadelemizde ve geleceğimizde en üst eğitsel konuma atanan öğretmen Şafak Bay’ı yıldızlı göklere doğru uğurladık. Hastane odalarında o illet hastalığın verdiği onca acıya karşın onunla saatlerce eğitim üzerine konuşmuştuk. Anılarımızda ve mücadelemizde yaşaması, yaşatılması umuduyla… 

 12 Haziran 2011 genel seçimlerinin propaganda çalışmalarında eğitime dair aklınızda kalan bir şey oldu mu acaba? Filmi geriye sarın ve bir düşünün; dişe dokunur bir vaat, söz veya proje duydunuz mu parti liderlerinden? Ya sosyalist ve Kürtlerden? Ekmek, özgürlük, demokrasi önemli de eğitim ne olacak? 16 milyon ilk ve orta öğretim öğrencisi, 600 bin eğitim emekçisi, binlerce okul, koca bir MEB örgütü, uzmanlar, onca dershane, özel okul; yani koca bir eğitim dünyası işte onca sorunuyla önümüzde duruyor ama seçimlerde bu koca eğitim dünyasının sorunlarını ele alan bir lider konuşması, yazılı açıklaması, projesi, çıkış noktası duydunuz mu hiç?
 
Evet, eğitim şart, öğretim önemli, okula gitmek lazım, meslek için pedagojik hazırlık almalı, yaşam boyu öğrenim görmeli ama seçim öncesi başbakan R. T. Erdoğan’ın ilköğretim çocuklarına bedava dağıtılacağı duyurulan tablet bilgisayarından, CHP’nin tüm hafta açık kalıp çok yönlü hizmet vereceği söylenilen dost okul projesinden başka hiçbir şey duydunuz mu? Hayır duymadınız, zira ilk ve orta öğretim onlar için pek de önemli değil, çünkü bu kademenin öğrencileri daha oy kullanacak yaşta olmadıkları, yani seçmen vasfı kazanamadıkları için liderlerin propagandif çalışma yörüngelerine bir türlü giremediler. Seçimler öncesi YGS atışma ve tartışmaları dışında eğitim sorunları, onca ağız dalaşı, salvolar, bel altı vuruşlar, kibirli duruş ve vaazlar arasında kendine gereken yeri bir türlü bulamadı.
 
Eğitim açısından seçim sonuçlarını irdeleyelim:
 
İlk olarak, AKP, kamusal eğitimi çökerttiği halde oylarında hiçbir gerileme yaşamadı. Depreme dayanıksız, çürük, badana ve boyası akmış, içleri kir-pas  içinde, tuvaletleri girilemeyecek derecede pis, laboratuarı olmayan, sıraları kırık, kütüphanelerinde kitap olmayan, sınıfları sıkışık, öğretmenleri sağlığını kaybetmiş, müdürleri düşük bütçe nedeniyle çaresiz, velilerin bilmem ne harcaması için para yetiştiremediği kamu okulları tam bir sefalet yuvası görünümündeyken AKP, bedava ders kitabı ile durumu kurtarmıştır. AKP döneminde özel okul, dershane, vakıf üniversitesi ücretleri iki, hatta üç katına yükselmiş; paralı eğitim artık kanıksanan bir hal almıştır. Yoksullar, çocuklarının gittikleri okulların, özel okullar karşısındaki niteliksiz, standardı düşük, eşitsiz ve adil olmayan durumlarını eleştiren bir tutum içine girmiş görünmemektedirler.
 
İkinci olarak, AKP, YGS’deki şifre skandalından pek etkilenmemiş; onca protesto, miting, yazılı ve sözlü basın açıklaması, yürüyüş ve okul boykotları, medyada yürütülen anti-kampanyaya rağmen YGS skandalından yara almamış görünmektedir. Şifre, sınav sorularının çalınması, sınava girerken donuna kadar aranma gibi olaylar anlaşılan gençleri de velilerini de etkilememiştir. Eğitimde otoriter, anti-demokratik uygulamaların beklenen muhalif etkiyi harekete geçirdiği söylenemeyecek bir resmi var önümüzde. 
 
Üçüncü olarak, Türkiye’de mesleki eğitimin çökmesi, Anadolu liselerinin niteliksizleşmesi, öğretmen maaşlarının erimesi, atanamayan eğitim fakültesi çıkışlı aday öğretmenlerin 300 binin üzerine çıkması, kamu okullarının dershane ve kursların yedeğine çekilmesi, eğitimin her kademe ve işleminin paralı hale gelmesi, sınav sayılarının artmasından dolayı öğrencilerde birçok sorunun yaşanması, işsiz üniversite mezunlarının çoğalması, eğitimin içeriğinin giderek Yaratılışçı dogmalarla doldurulması, zorunlu din dersinin sürmesi, eğitimde başta etnik kimlik, cinsiyet ve sınıf olmak üzere türlü ayrımcılıkların yaşanmaya devam etmesi, anadilinde eğitimin bölücülük olarak görülmesi, okullarda dayak, çeteleşme gibi olayların rutinleşmesi gibi birçok sorun olanca yakıcılığıyla devam etmesine karşın halk bunların hesabını sandıkta sormamıştır. Bu işte bir gariplik yok mu sizce?
 
Halk eğitimden, okullardan, eğitimin niteliğinden, sınav uygulamalarından, alınan diploma ve sertifikaların bir işe yaramadığından şikayetçi ama sandıkta ortaya başka bir sorun çıkıyor. Marx’ın yanlış bilinç dediği olay mı desek, muhalif Kürt, sosyalist ve demokratların bu sorunları yeterince dillendirememesi mi desek? Ne demeli acaba? Ortada enkaza dönüşmüş bir kamusal eğitim sistemi var. Herkes bu enkazın sorumlularını biliyor ama işte seçimlerde işin sorumluları paçayı sıyırmış görünmektedir.
 
Her şeye rağmen, bağımsız Kürt ve sosyalist adayların mecliste olması önemli. Önümüzdeki dönem Kürt, sosyalist ve CHP’li milletvekillerinin bir araya gelerek eğitimin bu sorunlarını daha fazla dillendirmesi; parasız, demokratik, kitlesel ve nitelikli bir eğitim sisteminin alternatiflerini düşünmeleri gerekiyor. Bu konuda biz Eğitim Sen’lilerin TBMM’deki bağımsız sosyalist ve demokrat milletvekillerine sonuna kadar destek vermemiz lazım. AKP, bedava ders kitabı gibi popülist pedagojik yöntemleri de kullanarak eğitimde Bologna Süreci’nin, neoliberal eğitim politikalarının iyice yerleşmesi için önümüzdeki dönem daha fazla mesai harcayacaktır. Bizler de bu dönemde kamu okullarını, toplumsal eğitimi, eğitimin her türlü içeriği ve yönetiminin demokratikleştirilmesini, piyasa değerlerinin okullardan kapı dışarı edilmesini daha fazla savunmalı, bunun için de halkı bilinçlendirecek alternatif pedagojik projeler hazırlamalıyız.
 
 
 
Kemal İnal
inalkemal@gmail.com