Ulus-devletin önlüğünden piyasanın özel kıyafetine

|

Ulus-devletin önlüğünden piyasanın özel kıyafetine A Ulus-devletin önlüğünden piyasanın özel kıyafetine

Her eğitim-öğretim yılı başında aileler için küçük bir maraton başlar. Okul alışverişinden söz ediyoruz. Çocuklarını tepeden tırnağa, yeniden, kaliteli, mümkünse tanınmış marka ve nezih alışveriş mekânlarından giydirme telaşı, aileleri esir alır. Giyim ve kırtasiyenin yanına okula kayıt ücreti, servis parası, okuldaki özel etkinlikler için ayrı bütçe, dershane, kurs veya özel ders için ayrı bir meblağ… Liste uzar gider. Geçmişte, daha birkaç on yıl önce bir öğrencinin en fazla birkaç kalem masrafı olurdu: önlük, ayakkabı ve defter-kitap. Şimdi bunlara markalı özel giysiler, çanta, suluk, beslenme çantası, cafcaflı kırtasiye malzemeleri, elektronik malzemeler vs girmiş durumda. Adı İngilizce olan bir dolu mağaza çocuk-öğrenci tüketicileri kendine çekmek için albenili, canlı, renkli, sevimli, göz alıcı okul ürünlerini vitrinlerinde sergiliyorlar. Her vitrinde birbirinden değişik okul koleksiyonu, kreasyonu, moda ürünler öğrenci ve velilerini bekliyor.

En ucuz mağazalarda bile bir ilköğretim öğrencisinin dönem başı masrafı 200 TL’den başlıyor.  Okul ürünlerinin fiyatlarının geçen seneye göre % 40 arttığı söyleniyor. Bir de Okul Aile Birliği tarafından müdürler aracılığıyla alınan “okula bağış” meselesi var ki bu konuda akıl-almaz bir oyun oynanıyor. Böylece yoksul ebeveynin bütçesi zorlandıkça zorlanıyor. Bir de dönem başında her öğrenciden okuldaki çeşitli hizmet ve malzemeler için (temizlik, tebeşir, tahta vs.) toplanan paraları da saymak gerekir. Burada ilginç olan nokta, okulların artık “önlük”ten “özel kıyafet”e kayması. Okul Aile Birlikleri belli kurumlarla anlaşarak öğrencilere özel kıyafet giydirilmesine ön ayak oluyor-bu konuda alınan komisyondan bahsedilmeli mi? Yorumlara bakılırsa, önlük artık taşrada kalmış durumda. Şehir öğrencileri kendi özgünlüklerini özel kıyafetleri üzerinden gösterecekler.

Önlükten özel kıyafete geçiş, son derece simgesel anlamlar içeren bir değişme. İyi bilinir; ulus-devletler, kapitalist ekonominin yarattığı eşitsizlikleri gizlemek için ideolojik alanda eğitimi kullanırlar. Ekonomideki eşitsizlikler eğitim üzerinden/ile gizlenmeye çalışılır. Yani, toplumun sınıflara bölünmüş olduğu gerçeğini gizlemek adına kamu okullarını birörnek bir biçimde tasarlarlar: Birörnek müfredat, ders kitabı, okul binası, eğitim malzemesi ve okul üniforması, yani önlüğü; bütün bunlar üniter mantık içinde yeniden düzenlenir. Ulusun tüm yurttaş-öğrencileri okul avlusunda aynı elbiseyi-üniformayı-giyerler, böylece dışarıdaki sınıf farklılıklarının okula taşınması önlenmiş olur. Avludaki öğrenciler birbirlerini önlük üzerinden benzer, farksız ve aynı görür; haliyle eşitsizlikler dünyasının farklılıklar üzerinden görünmesi engellenmiş olur.

Ne var ki, bu ulus-devlet mantığı piyasa tarafından yerle bir edilmiş durumda. Artık şehirlerin gecekondu mahallelerinde bile anne-babalar çocuklarına kara ya da mavi önlük giydirmek  istemiyorlar, zira tek tip kıyafet, postmodern farklılıklar dünyasında kabul görmüyor olsa gerek. Çeşitlilik, renklilik ve bunların yarattığı zenginlik ve kalite, anne-babaların çocuklarını piyasanın yeni giyim ve kırtasiye kültürü içine sokmasına yol açıyor. Çocuklar da kaliteyi marka üzerinden tanımlıyor, öğrenci kitlesi içinde farklılıklarını gösterebilmek adına adeta kendilerini parçalıyorlar. Günün gençlik modası tepeden tırnağa öğrenciyi piyasadaki giyim ve makyaj trendlerine bağlarken her anne-baba da çocuklarının kitlenin içinde erimesini engellemek adına piyasadan kendilerine “özellikler” satın alıyorlar. Ulus-devletin “genel”ini terk eden anne-babalar, çocuklarını piyasaların “özel”i içine sokmak için yapılacak en olağan şeyi yapıyorlar: Para harcıyorlar. Ulus-devletler hiç olmazsa bu para işini okuldan uzak tutmaya çalışmışlardı: Parasız, kitlesel ve demokratik eğitim şiarıyla. 

Yaşadığımız şey şu: “Kara önlük”ler artık “beyaz kıyafet”lerin gölgesinde kalmış durumda; akıllı tahta, tablet bilgisayar, Internet, cep telefonu vb. ile donanmış olan öğrencileri simsiyah görünen bir okul avlusu içine sokmak artık mümkün değil. En azından Beyaz Türkler için mümkün değil. Fakat okul giysisi, kırtasiye malzemeleri vs. için yapılan onca harcama, eğitimden beklentileri kat be kat yükseltiyor. Eskiden eğitimden tek beklenti, çocuğun “adam olması” idi. Velilerin önünde toplumsal bir ideal vardı. Şimdi kimsenin bu idealle ilgilendiği yok; varsa-yoksa “çocuğun yırtması”. Geçmişte buna sınıf atlamak, statüsünü yükseltmek falan denirdi. Şimdi bunlar da fazla modernist bulunuyor, bu nedenle çocuklar için doğrudan en etkili mekanizmalar araştırılıyor. Amaç, çocuğun en kaliteli okul, en nitelikli öğretmen, en iyi sınıf ortamında eğitim görmesi. Mesele, yatırım. Bunun için en yoksul ailenin bile kafasına yerleştirilmiş bir zihniyet söz konusu: eğitimde kalite ancak ve ancak parayla satın alınabilir. Devletten nitelikli eğitim için bir şey beklemeyin. Her şey size bağlı. Bu konuda MEB’in son yıllarda milli diye tanımlanan eğitim sistemini küreselleştirmek adına yaptığı değişikliklerin velilerdeki yansıması olağanüstü olmuş durumda. MEB bile kamu okulları içinde ayrışma ve kutuplaşma yaratmayı düşünmemişti; ama bunu piyasanın ortasında kalan veliler düşünmüş durumda. Piyasada dolgun ücretli, statüsü yüksek, getirisi fazla bir meslek edinme adına çocuklarını özel kıyafetlerin içine gönül rahatlığıyla sokan veliler, çocuklarına artık psikolojik değil ekonomik yatırım nesnesi olarak bakıyorlar. Bu yüzden kara önlük, beyaz Türklerin dünyasına artık uymuyor; geçmişteki homojen yurttaşlık ideali piyasalar tarafından paramparça edilmiş durumda. Bir zamanlar kız öğrenciler akademik başarılarını toplumsal idealler çerçevesinde anlamlandırırlardı-tıpkı erkek öğrenciler gibi; şimdi ise en çok önemsedikleri şey, etek boyu, makyaj, manikür-pedikür, saç-baş biçimi, tırnak boyası, takı vb. için okul yönetimleri ile inanılmaz biçimde mücadele etmek. Bu giyim konusunun özgürlük mücadelesi ile ilişkilendirilmesi, en trajik şeylerden biri. Okullar neoliberalleştiriliyor. Eğitimin onca yapısal sorunu var. Ama tüm bunlara rağmen kara önlükten özel kıyafete geçişi eğitimde özgürleşme diye pazarlayan bir zihniyet var. Yazık!        

 
Kemal İnal
inalkemal@gmail.com