Şube müdürünün açıklaması MEB’in işleyişine aykırı değildir

|

 Şube müdürünün açıklaması MEB’in işleyişine aykırı değildir A  Şube müdürünün açıklaması MEB’in işleyişine aykırı değildir

Türkiye, Cumhuriyetle birlikte tanıştığı modern okul kavramını geliştiremeden hızla ortadan kaldırma yolunda önemli mesafe aldı. Okullar, kimi beceri ve yeteneklerin de kazandırıldığı geleneksel eğitim veren dini kurumlara döndürüldü. Bu nedenle 83 üniversitesinde ilahiyat fakültesi; okullarında biri resmen, ikisi fiilen zorunlu hale getirilmiş üç din dersi; 18 bin Kuran kursu (Turan Eser, BirGün, 12 Şubat 2013) bulunan ülkede, Afyon Milli Eğitim Şube Müdürünün okul müdürlerine hitaben  yaptığı konuşma dini bir kurumun işleyişine aykırı değildir. Ne diyor şube müdürü "Sizler okul müdürlerinin başdanışmanısınız. İdari yetki olsun ya da olmasın. Okul müdürü bir adım atacak, size soracak. Müdürler kusura bakmasın. Müdürler de var burada. Bundan sonra işler ve işlemler, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinin kontrolünde gerçekleşiyor ve gerçekleşecek. Bunu Ankara da böyle istiyor. Bunu Valilik de böyle istiyor. Bunu Milli Eğitim Müdürü de böyle istiyor, biz de böyle istiyoruz. Allah da böyle istiyor.”

MEB’İn danIŞman İhtİyacI: 51 bİn
Şube müdürü, din dersi öğretmenlerinin aynı zamanda MEB’in danışmanı olduğunu altı ay önce, Ocak 2013’te söylemiş. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ise 4 Haziran’da "Öğretmen İstihdam Projeksiyonları Stratejileri ve Sistemlerinin Geliştirilmesi Projesi"nde yaptığı konuşmada Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni sayısının 2023’e kadar 51 bine çıkarılacağını açıkladı. Demek ki MEB’in danışman gereksinimi aşağıdan yukarıya, yukarıdan aşağıya istişarelerle belirlenmiş. Bu sayı, din dersinin, en çok öğretmen istihdam edilen ilk beş dersten biri olduğunu göstermektedir. MEB’in Levent Tüzel’in soru önergesine verdiği yanıta göre mevcut din dersi öğretmeni 18 bin 734; bu sayıyı 51 bine çıkarmak için açılacak 32 bin kontenjan, talep göz önüne alınmadan imam hatip ortaokulları sayısının artırılacağının da belirtisidir. Buna bağlı olarak Anadolu imam hatip liseleri ile kalan 60 devlet üniversitesinde de ilahiyat fakültelerinin açılacağının işareti verilmektedir.

Modern okuldan geleneksel okula dönüŞ

Modern okul, kapitalizmin, bireyi/toplumu Tanrı’nın elinden alıp kendi amaçları için eğitmek üzere geliştirdiği bir eğitim kurumdur. Burjuvazinin Sanayi Devrimiyle birlikte eğitimi zorunlu kılması, bilgi kaynağı olarak bilimsel bilgiyi esas alması, bir müfredat çerçevesinde sunduğu bilgiyi basitten karmaşığa doğru tasnif edip okul içinde farklı yaş gruplarına (sınıflarda) anlayabileceği bir biçimde sunması binyılların dogmatik geleneğini tasfiye etmek, kendi ilkelerini pekiştirmek için geliştirdiği önlemlerdi. Modern okul, bu ve benzeri önlemlerin yanı sıra, geleneksel (teolojik) eğitimin bilgi kaynaklarından, eğitim yöntemlerinden yararlanmamış hatta ondan uzak durmuştur. Bunun bir sonucu olarak Batı, din eğitimini her zaman okul sisteminin dışında tutmuştur.
Bugün Batı’da var olduğu söylenen din eğitimi ya dini kurumların bünyesinde ya da okullarda genel müfredattan ayrılmış olarak ama kesinlikle din adamları tarafından verilmektedir. 10 Nisan 2012 tarihli yazımda da belirttiğim gibi din eğitimi Belçika’da Katolik okullarında, İngiltere’de dini gruplar, Hollanda’da din temsilcileri, İtalya’da Katolik kilisesi, İsveç’te kilise, Almanya’da kilise, Yunanistan’da kilise, Avusturya’da kilise; İspanya’da ders seçmeli, Portekiz’de seçmeli, Norveç’te kültür dersi olarak, Danimarka’da liselerde bilgi olarak verilir.

***

Zorunlu din dersi kaldırılmadan demokratikleşme olmaz

Batı’da din eğitimini veren görevlilere “öğretmen” denmez. Yine aynı tarihli yazımda belirttiğim gibi orada öğrenci, din ile bilimin aynı disiplin içinde ele alınmadığını görür, din adamıyla öğretmenin farklı alanların temsilcileri olduğunu fark eder ve yaşantısında bilimle dinin önerilerinden hangisini kullanacağına ikisi arasındaki kıyaslama sonunda karar verir. Demokratik olan da budur: Türkiye zorunlu din dersi uygulamasından vazgeçmediği sürece demokratikleşme yolunda bir adım bile atmış sayılmaz.