Mahir Çayan'ın fotoğrafı nasıl bir suç delili olur?

|

Mahir Çayan A Mahir Çayan

SERHAT BOZTAŞ ANKARA

Uzun tutukluluk süreleri ve yargılamalarla fiili cezalandırmaya dönüştürülen günün adalet anlayışı, 12 Eylül hukuksuzluğunu dahi aratır durumda. 17 Nisan 2011 tarihli Bakırköy Cumartesi Pazarı’nda yapılan Grup Yorum konseri için stant açan, bilet dağıtan, konser afişlerini duvara asan Ayça Kılınç ve arkadaşlarının konsere katılımı arttırma çabası “terör örgütü faaliyeti” olarak adlandırılıyor. 26 Kasım’da yapılan duruşmalarında Malatya Özel Yetkili Savcılığı’nın karşısına çıkan tutuklu öğrenciler Ayça Kılınç, Uğur Pektaş, Yusuf Yılmaz, Erkin Kocaman, Kubilay Uçucu, Sevcan Göktaş’ın yanı sıra Ölüm orucunda kaybettiği kızının fotoğrafını taşıdığı için tutuksuz yargılanan 57 yaşındaki anne; Hatice Harman’ın karar duruşması 17 Ocak 2012’de.

2011 yılı sonuna yaklaştığımız bu günlerde, Malatya’da gözaltına alınan ve tutukluluğu 7 aya yaklaşan tıp öğrencisi Ayça Kılınç’ın ailesinin gözüyle arkadaşlarının ve yüzlerce ailenin durumunu anlatmaya çalışacağız. Ayça Kılınç’ın annesi ve babası tüm tutuklu öğrencileri kendi evlatları gibi gördüklerini söyleyerek, tüm aileleri yaşanan hukuksuzluklar karşısında acilen birlikte olmaya çağırdı.

'ÇOCUKLARIMIZ BU BASKIYI HAK ETMİYOR'
Baba Yusuf Kılınç: “Ayça, Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi. ODTU Matematik bölümünü bırakarak, tıp fakültesine gitmişti. Çünkü onun en büyük ideali iyi bir doktor olarak ülkesine ve halkına hizmet etmekti. Bu idealin karşısında tutuklanması tam bir zulümdür. Grup Yorum biletleri sattığı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne katıldığı, Kızıldere Köyüne gittiği için 3 Haziran’da gözaltına alınarak 6 Haziran’da örgüt üyeliği ve propagandası iddiasıyla tutuklandı. Çocukların ev aramalarında yasadışı bir tırnak çakısı dahi bulunmadı. Kızımla birlikte tutuklananların nerdeyse tamamı öğrenci ve bir baba olarak bu tutuklamanın utanç verici olduğunu düşünüyorum. Çünkü çocukların katıldıkları etkinlikler demokratik etkinliklerdir. Polisle ya da başka bir güçle, kavga, münakaşa, çatışma, arbede yok. Bir insan, baba ve aile olarak durumu son derece sıkıntılı buluyor, ruh ve beden açısından sarsıntı yaşıyorum. Şu an itibariyle 500’ü aşkın öğrenci, dört duvar arasında mahkûm edilerek eğitim hakları gasp ediliyor, hayatları karartılıyor. Aileler olarak çocuklarımıza sahip çıkalım diyorum. Çocuklarımızın bu kadar terör, baskı, sindirmeyi hak etmediklerini düşünüyorum. Bu ülkede demokrasi varsa, bilinmelidir ki demokratik tepki de olmak zorundadır. Bu anlamda bütün ailelerden isteğim çocuklarına sahip çıkmalarıdır. Onlar pırıl pırıldır ve demokrasiye inandıkları için demokratik tepkilerini dile getiriyorlar ve karşılığı da cezaevleri olmamalıdır”

'ÇOCUĞUMA DOKUNAMIYORUM, BU NASIL BİR ŞEY?'

Anne Fadime Kılınç; “Kızım 6 Haziran’dan beri tutuklu ve ben görüşmesine dahi mesafe dolayısıyla gitmekte zorlanırken bir de açık görüş cezası aldığı için görüşemiyorum. Bir annenin çocuğunu görememesinin nasıl bir açıklaması olabilir? Çocuğuma dokunamıyorum hâlbuki bugüne kadar eline kalem ve kâğıttan başka bir şey almadı. Tek amacı iyi bir doktor olmaktı. Çocuğum son 1 ay boyunca sürekli kütüphanede ders çalışıyordu ve sınavların başladığı gün gözaltına alındı. Bunun nasıl bir anlamı olabilir. Biz ilk duruşmadan çıkmalarını beklerken ve hiçbir suçları olmadığını biliyorken 7 aydır tutuklu olmalarına hiçbir anlam veremiyorum. Grup Yorum’un İstanbul’daki konserine 150 bin insan toplanmıştı ve orada onlarca aydın, sanatçı bulunuyordu. Bu insanların hepsi suçsuz da benim kızım ve 10 arkadaşı mı suçlu? 8 Mart eylemine her yıl ben de katılıyorum ve bu her kadının da en demokratik hakkı. Mahir Çayan’ın fotoğraf ve afişleri her yerde bulunabiliyor. Kızıldere’de katledilenlerin yerini ziyaret etmek nasıl suç olabilir ki? Ben bizim gibi yüzlerce ailenin aynı sorunları yaşadığını biliyorum. Ve sessiz kalmamalı, sesimizi birleştirip daha güçlü duyurmalıyız. Bizler sessiz kaldıkça çocuklarımız içerilerde ezilmeye devam edecek. Bu sadece bizim ya da ailelerin değil Türkiye’de yaşayan her yurttaşın sorunudur.”