Bir efsane nasıl bitirildi

|

Bir efsane nasıl bitirildi A Bir efsane nasıl bitirildi

TARİŞ Pamuk ve Dokuma Fabrikası 1 Mart’ta kapısına kilit vurdu ve yaklaşık 600 işçisinin işine son verdiğini açıkladı. Cumhuriyet döneminden sonra Türkiye’nin en iyi kooperatifi olan TARİŞ, nasıl oldu da zaman içinde batma noktasına geldi. TARİŞ’ten ayrılan zeytin ve zeytinyağı birliği dünyaya açılarak ve rekabet gücünü artırarak ayakta kalırken, üzüm ve incir kendi pazarında adından söz ettirirken pamuk birliği neden iyi yönetilemedi de kapanma noktasına geldi. Şimdi bunu irdeleyeceğiz.
TARİŞ dört satış kooperatif birliğinden oluşuyor. Bunlar üzüm, incir, pamuk ve zeytin. İlk olarak pamuk birliği kuruluyor, yaklaşık 90 yıllık bir geçmişi olan TARİŞ Pamuk’tan sonra kooperatifçilik gelişiyor ve incir, zeytin de kooperatifleşmeye başlıyor. Ardından üzüm tarım satış kooperatifi de gelişiyor ve bu dört kooperatif TARİŞ adıyla bir araya geliyor.  Tüm birlikler bir aradadır ve binalar, giderler 1970’lere kadar ortak olarak kullanıldı, yöneticileri ortaklar kendisi seçti. Alttan yukarıya doğru giden bir yönetim modeli hayata geçirildi. Bu sistem 1970’li yıllara kadar böyle sürdü.
SAĞ İKTİDARLARIN OY DEPOSU
TARİŞ’te uzun yıllar sağ iktidarların egemenliği sürdü. Adalet Partisi, Demokrat Parti ve son olarak Doğru Yol Partisi delegelerin belirlenmesinde önemli rol oynadı. Varlıklı toprak sahipleri çiftçiyi yönlendirdi, hatta onlara hakim oldu. Kredi alımında ve ürün satışında üreticiye yön verdiler.  1970’li yıllara gelindiğinde hükümet TARİŞ’e destekleme alımı önerisi sundu. Yönetim destekleme alımında farkı ödeyemeyeceğini söyleyerek önceleri karşı çıktı, fakat hükümet farkı kendisinin ödeyeceğini söyleyince TARİŞ yönetimini ikna oldu. Ancak hükümetin desteklemedeki amacı kadrolaşmak, seçim öncesi seçmelerini fabrikalarda işe alarak oy oranını artırmaktı. Hükümet TARİŞ’e ‘destekleme primini veririm ancak istihdam politikanı ben belirlerim’ dedi. Örneğin TARİŞ çiftçiden pamuğu 5 liraya alıyorsa destekleme primi ile bu rakam 7 liraya çıktı. Bu durum çiftçiyi önceleri memnun etse de, karanlık günlerin habercisi olduğu çok sonraları anlaşıldı.  Hükümet bir de bakanlığın atadığı bir müdürle TARİŞ Genel Müdürü’nün görevlerini eş değer tutarak yönetimde alınan kararlara da direk müdahalede bulundu. Çiftçiyi desteklediğini gösteren hükümet popülist politikalarla fabrikalara işçi yığdı. Bir yanda 80 bin ortağın belirlediği TARİŞ Genel Müdürü, diğer tarafta hükümetin yetkilendirdiği yönetici. Bu ikili durum özellikle seçim zamanlarında çok sıkıntı yarattı. Hükümetin değişmesiyle bakanlığın belirlediği kişiler değişince, her gelen yönetici partisinin adamlarını işe aldı, eski alınanları çıkardı. Bu durum işçilerde gerginliğe ve tedirginliğe neden olmaya başladı.
Ecevit’in başbakan olduğu CHP döneminde atanan yönetici diğer yönetimlere göre daha sağlıklı işler yapar. Adama göre iş bulma dönemini kapatarak işe göre adam alma dönemini başlatır. Fabrikaların verimi bu dönemde artar. CHP’nin atadığı Erdinç Gönenç hala TARİŞ işçilerinin en iyi hatırladığı isimler arasında yer alır. Gönenç’in uygulamaları yıllardır istediği adamı fabrikaya koyabilen kooperatiflerin sıkıntı yaşamasına neden olur. Fakat Ecevit hükümeti gidip 2. MC hükümeti gelince işler yeni eski halini alır. MC hükümetinin müdürü Orhan Daut, Erdinç Gönenç’in döneminde alınan işçileri çıkarmaya başlayınca isyan başlar. Tarihe Şanlı TARİŞ direnişi olarak geçen direniş o zaman başlamıştır.  12 Eylül darbesi sonrası fabrikalar askeri kışla haline gelir. Hükümetin seçmenini yerleştirdiği kapı haline gelen TARİŞ İplik’te 24 Ocak kararları uygulanmaya başlar. 2000 yılına kadar sistem aynı şekilde işler ve hükümetler bölgenin en iyi kooperatifini siyasi çıkarları doğrultusunda kullanır. 2000 yılında Ecevit hükümetinin Ekonomiden sorumlu bakanı Kemal Derviş’in çıkardığı 15 gün de 15 yasa ile pamuk fabrikalarının sonu görünür. Destekleme primleri ile büyüyen kooperatif borçları devletin gözünde bir kara delik haline gelir. Ecevit hükümeti artık destekleme primi ödemek istemez. IMF’nin de ‘kooperatifleri devreden çıkarın’ baskısıyla hükümet TARİŞ’i özerkleştirir, yani TARİŞ başladığı noktaya geri döner.
TARİŞ yönetimi ise hükümete “yıllardır bir sürü işçi aldınız ben bunların tazminatlarını dahi ödeyemem” dese de karara razı olur. Hükümet çıkarılacak işçiler için kaynak sağlar ancak, diğer borçlarına karışmaz. TARİŞ en eski işçisinden başlayarak işçi çıkarır. Ancak TARİŞ yönetimleri hükümetlerin izlediği politikayı izlemeye devam ederek, seçim dönemlerinde işçi alımı yapar. TARİŞ yönetimi destekleme dönemindeki gibi ödeme yapamayınca çiftçi zor duruma düşer. Teknolojinin gelişmesi, girdi fiyatlarının artması, yatırımların durması TARİŞ Pamuk birliğinin de sıkıntılı günler yaşamasına neden olur. Üretilen pamuk pazarlanamaz hale gelir. Daha ucuza gelen ithal pamuk, yerli pamuğun satışını durma noktasına getirir.
1 MART’TA KİLİT VURULDU
TARİŞ yönetimi bu işin altından kalkamayacağını anlayınca bir yıl önce fabrikada üretimi durdurdu. Çeşitli fonlarla işçilere bir yıl para veren TARİŞ, kapılarının açılması beklenen 1 Mart 2010’da kapıya kilit vurduğunu ve işçilerin işlerine son verdiğini açıkladı.
Yüz bin ortağı bulunan TARİŞ’in yaklaşık 80 bin ortağı pamuk birliğinde, bu ortaklar fabrikanın da her şeyine ortak. İşten çıkarılanlar da ortakların çocukları, torunları. Yani aslında kendi işlerinde işçi olarak çalışıyorlar. Sonuç olarak küçük üreticinin malı olan TARİŞ Pamuk bölümü, hatalı politikalar sonucu bu duruma geldi. Birliğin şu an işçiye 16 milyon TL olmak üzere 20 milyon TL’nin üzerinde borcu bulunuyor. Tüm malları bankalar tarafından hacizde.
GÜLSEN CANDEMİR İZMİR