Arap toprakları eskisi gibi olmayacak

|

Arap toprakları eskisi gibi olmayacak A Arap toprakları eskisi gibi olmayacak

NATO yanlış hesap yapıyor ve Bingazi'deki isyancılara tekrar tekrar ateş açıyor. NATO komutanları bunu karmaşık cepheye bağlıyor. Libyalı isyancıları, Libya ordusundan ayırt etmek çok zor diyorlar. Libya, geçerli bir şekilde batı ve doğu olarak ikiye bölünmüş durumda.

Kaddafi batının kontrolünü elinde tutuyor. Oğlu, Saif el İslam, BBC'ye ailesinin Suudi Arabistan'a, Zimbabve'ye ya da Venezuela'ya gitmek için can atmadığını söyledi. Said ve diğer kardeşi Saadi, oğulları bir şekilde yetkili olarak kaldıkları sürece babasının değerlendireceği ve hükmetmeye son vereceğine dair söz verdiği pozisyonu bırakması için öneri sundular. (Kaddafi daha önce büyük bir marifet ile ademileşmek adıyla gücü daha da merkezileştirmişti.) Öyle görülüyor ki, ABD eski Senatörü Curt Weldon, Kaddafi'ye, Afrika Birliği'nin onursal başkanı yapılabileceğini ve oğullarının gelecekteki Libya seçimlerinde başkanlık için yarışabileceklerini söylemiş. Bengazi'deki isyancılar şaşırdılar. Bu, onların umut ettikleri bir şey değildi.

İnsani nedenlerle yapılan müdahalenin amacı muhteşemdi. Düşünün ki, Richard Holbrooke Milosevic'e gidiyor ve Mirjana Markovic'e (Slobodan'ın eşi) seçimlere girmesi için izin veriyor. (Mirjana şu anda Sırp seçimlerine giren Yugoslav Solu'nun lideri) Kaddafi, Libya petrolünün parasını Afrika Birliği'ni finanse etmek için kullandı(Lusaka buluşmasına gelen Afrika liderlerinin evlerinin yapımında kullanıldı). Afrika Birliği'ndeki kalan potansiyel için kötü olabilme ihtimaline rağmen, Afrika liderleri Kaddafi'ye bu onurlu görevinden dolayı dayanabilirler.

 

GERİLİM YÜKSELİYOR

Kaddafi ailesi içinde, gerilim yükseliyor. Mutassım, Hannibal ve Hamiş silahı tercih ediyor ve onların testosteron dolu tarihleri daha uzlaşmacı olan Saif ve Saadi'ye çarpıyor. (Saif 20 Şubat'ta konulmasında gösterdiği gibi kendi halkına karşı uzlaşmacı değil, Avrupa ve ABD'ye yönelik uzlaşmacı.)

İsyancıların liderliğinde yaşanan düzensizliğin nedeni isyanın yavaş ilerleyişi. İsyancıların 3 ana ordusunun komutanı anlaşamıyor: Virginia, Viyana’yı Bengazi'ye gelmek için bırakan Kalifa Hefter, İçişleri eski Bakanı General Abdül Fatih Yunus ve Ömer el-Harriri ile anlaşamıyor. İsyancıların siyasi liderlerinden ikisi, Mahmud Jibril (Saif al-İslam ile özelleştirmelerde birlikte çalışmıştı) ve Ali Essawi (Libya'nın Hindistan eski Büyükelçisi) Avrupa'da kalıyorlar, Komisyon için destek yaratmaya çalışıyorlar. Ancak anlaşmazlıklar yaygın halde ve Trablus'dan gelen müzakereler için açılış şartları kimseyi memnun etmiyor. Jibril ve Hefter'in büyük hedefleri vardı ancak insan hakları topluluğununki kadar değil.

 

EN MANTIKLI SEÇENEK

İsyan, 15 Şubat’ta Libya hükümetinin 39 yaşındaki avukat Fatih Terbil'i tutuklamasıyla çıktı. Terbil serbest bırakıldı, ancak karar alan insanların arasında değil. Terbil gibi insanlar bir tarafa atıldı. Bu kıyının bir temsilcisi olmaya en yakın isim Ahmet Sadık el Gehani, şu anda yeni Libya için anayasayı hazırlayan isim, Kaddafi'nin eski hukuk danışmanıydı. Kaddafi rejimiyle ve ailesiyle olabilecek müzakereler, onlar için de makbul değil. Ancak askeri çıkmazla birlikte en mantıklı seçenek, ya Trablus'la görüşmelere başlamak ya da Doğu Libya'nın, yeni bir ülkenin kuruluşunu açıklamak. Sonrasında, Mısır'ın hemen tanıması gerekir, aynı şekilde Türkiye'nin. Anahtarı onlar tutuyor.

Petrolün olduğu bölge ülkenin iki tarafındaki sınırda, cephenin el değiştiren bölgesine yakın, Ras Lanuf ve Brega arasında. Bölünme ya da aracılı uzlaşma, petrol ve doğal gaz boruları, batı ve doğu arasındaki karı paylaşmayı anlamak gerekecek. Bunlar endişe verici şeyler ve ülkenin iki tarafının da ufuğunda değil.

Birkaç yıl önce, Marksist tarihçi E.P. Thompson ile bir arkadaşım oturuyordu. Arkadaşım, Dilip Simeon (çok güzel yeni roman sahibi, Devrim Yolu), burjuva demokrasisinin sınırlamalarından yakınıyordu. Edward Thompson, Dilip'e göre, demokrasiden önce burjuva kelimesini kullanmayı bırakmasını istemiş. Edward Thompson için büyük bir sıkıntıymış. Terim, demokrasiyi anlamsızlaştırıyormuş.

 

DEVRİMCİ GELİŞMELERİN  ETKİLERİNİ TAHMİN ETMEK ZOR

1848 başkaldırılarını karşı devrimler ezmişti, ancak ne ruhunu ne de hareketi bitirebilmişti. Feodalizmin kültürü sonrasında yok oldu, yeni sosyal kimliklerin yükselişiyle devrildi. Frederick Engels Şubat 1848'de "Zamanımız, demokrasi zamanı yıkılıyor" diye yazmıştı. Bir işçi, elinde bir silah, Fransız Temsilciler Meclisi'ne girmiş ve "Artık temsilci yok, patron biziz." demişti. Karşı-devrim acımasızdı. Marx, "Burjuvazi, ne yaptığının bilincinde olarak, yok etme savaşı yürütüyor" diyerek dikkatleri çekmişti. Bununla beraber, 1848, köleliğe ve itaat etmeye karşı yeni bir sosyal ufuk açmış, daha önceki bir devrimle (1789) ve sonrasındaki (1871 Paris Komünü) arasında orta nokta olmuştu. Avrupa kırbaçlı ve pudralı peruk dönemine geri dönemezdi. O zamanlar artık gitmişti.

Birçok devrim benzer etkiler yaratmıştı, eski sosyal klostrofobileri yıkmıştı, ancak hemen yeni sosyal özgürlük yapılarına yol açmamıştı. Rusya'nın 1905 ve 1917 devrimleri sömürge karşıtı mücadeleleri güçlendirdi; Gandi, o zamanlar Güney Afrika'da bir avukattı, Rusya'nın 1905 devrimiyle ilgili, "Rusya'nın şu anki karışıklığı bize büyük bir ders olmalı. Rus işçiler ve diğer hizmetkârlar genel grev ilan ettiler ve çalışmayı bıraktılar," ve "Grevcilerin süngü zoruyla geri dönmelerini sağlamaya Çar'ın bile gücü yetmiyor. En güçlü için bile yöneten, yönetilenle uyumlu değilse yönetemez." Eğer Rus işçiler ve köylüler kendi otokratlarına karşı greve gidebiliyorsa, Hintliler ve Endonezyalılar da, Güney Afrikalılar ve Persler de bunu yapabilirdi. Gandi'nin medeni itaatsizlik fikri St. Petersburg'dan geliyor.

Üçüncü dünya ülkelerinin ulusal bağımsızlık hareketleri 1920'lerde gelişti, 1980'lerin sonuna doğru yenilgiye uğradı. Hal böyle iken, burada da, sömürgeciliğin ağır elli mirası hareketlere bağlı ülkeler problemlerine tek çare olarak kendilerini görürken dağıtıldı (bu cümlelerde, Fanon 1961'de yazdı, "üçüncü dünya bugün, Avrupa'nın çözemediği problemleri çözmeye çalışan devasa bir kitle gibi Avrupa’yla karşı karşıya"). Güney Küre'deki eşitsizlik bu başarıları maskeliyor ve buna rağmen Güney'de birçok mücadelenin filizlenmesini sağlayan üçüncü dünya çağının muhteşem örneği.

 

SINIRLARI AŞMAK...

Zamanımıza yakın, Tokyo'dan Meksika'ya kadar, Paris'ten Karachi'ye kadar 1968'in küresel başkaldırıları, çok etkili olmadı. İşçilerin ve öğrencilerin devrimci rüyaları israf edilmiş bir şekilde yol kenarında duruyor nitekim gençler sloganlarını ve bohem yaşam tarzlarını kişisel gelişimlerinin cazibesine çevirdiler. Yine de, 1968'in sosyal ve siyasi etkisi muhteşemdir, en azından cinsiyet ve ırk ilişkileriyle ilgili yeni ufuklara neden olmuştur. 68'lilerin çoğu şirketler dünyasına girdi ve bu başkaldırının en büyük sınırlandırıcısı bu oldu, bununla beraber yeni bağlılıklarını sosyal eşitliğe döndürmeyi başaramadılar.

Tunus ve Mısır bu senenin sonlarındaki seçimler için temkinli. Bu Arap dünyasındaki önemli bir sosyal değişimdir. SSCB tecrübesinden ve ulusal özgürlük devletleri denemelerinden alacağımız birçok dersten biri demokratik özlemin ve demokratik kurumların çok yanlış anlaşıldıkları olmalıdır. Kaddafi, kesinlikle Libya halkına petrol zenginliğini dağıttı ve bu nedenle Libya halkının yüksek insani gelişim değerleri var (son on yılda, ancak son ödemelerde düşüş görüldü). Ancak bu ödemeler sosyal ve siyasi onur için, Körfez’in Emirlerinin halklarında bulduğu gibi önemli değil. Seçimler her derde deva değil, ancak yeni bir kurum oluşturuyorlar. Daha fazlası istenecek. Halkın yeni sorumlulukları, alanı ve neo-liberalizmin sınırlarını aşacak olan demokratik rüyaları olacak.

Libya'ya yönelik olası bir ABD askeri saldırısı çözümü daha da karmaşıklaştırır. Bu tür bir uzatılmış askeri karışıklık karşı-devrimin kazancına olur, ve bu ileriye doğru siyasi bir yol çizenlerin elini zayıflatır, başkaldırıların yaratacağı yeni sosyal ufukların önünü tıkar. Çıkmazla karşı karşıya kalanlar sadece savaşı bilenler daha fazla savaş ister. Diğerleri, ateşkes ister, müzakere ve ulaşılanların üstüne çıkmak için yollar arar.

 

VİJAY PRASHAD