Dikenli bitkileri ekenler yara biçerler

|

Dikenli bitkileri ekenler yara biçerler A Dikenli bitkileri ekenler yara biçerler

Diktatörler iktidarı kendi rızalarıyla çok nadir bırakır. Ya ölürler ya da zorla oldukları yerden indirilirler. Kitle hareketiyle yerlerinden edilmeden hemen önce, iktidarda kalmak için her şeyi denerler. İşkence ederler. Öldürürler. "Teröre karşı savaşta" yararlı bir Washington müttefiki olan Başkan Zeynel Abidin Bin Ali'nin son gecesi, 4 yoldaşımızı kaybettiğimiz ve cenaze yürüyüşlerinin üniformalı askerler tarafından sokaklarda selamlandığı geceydi. Suçlulardan, dışlanmışlardan ve klan üyelerinden oluşan, Bin Ali'nin güvenlik güçleri, erkeklere ve kadınlara saldırırken görülüyordu. Eski bir tarihçi olanları şöyle anlatıyordu: "Kartaca'da 2 bin yıl önceki Scipio ordularına benziyor. Yağmaladılar, öldürdüler ve kadınlarımıza tecavüz ettiler. Ancak onlar Romalıydı ve intikam arıyorlardı. Bin Ali ve onun haydutları Tunuslu paralı askerlerdir. Washington ve Paris için kirli işleri onlar yapıyor..."

Washington’un güvenilir müttefiki, Suudi cömertliğinin alıcısı, IMF başkanı, Batılı gazeteciler ve siyasetçiler tarafından takdir görmüş, isyanın sonuna kadar Fransa Başkanı Nicolas Sarkozy tarafından desteklenmişti. Boşa gitti. Bin Ali başarısız oldu. Batı’daki sorunlarla kararlılıkla yüzleşen arkadaşları hızlıca Bin Ali'nin sürgününü organize etti ve kendi ellerini yıkadı. Bin Ali, despot yöneticiler için güzel bir ev olan Suudi Arabistan'a gönderildi: Buradan rahatlıkla yabancı ülkelerdeki hesaplarına ulaşabilirler.

Hesaplarını dondurup el koyacaklar mı? ve o parayı bizim ülkemize ve halkına gönderecekler mi? Eğer cehennem donarsa! Bin Ali, onlardan biriydi. O verilen görevi yerine getirdi ve karşılık olarak büyük bir servetle gitmesine izin verildi. Biz paramızı istiyoruz, ve biz bu suçlunun Uluslararası Adalet Mahkemesi tarafından değil, kendi halkımızın mahkemesi tarafından yargılanmasını istiyoruz. Geçtiğimiz yüzyılın şairi, Abu el-Kasım El-Chebbi, şöyle yazdı: "Dikenli çiçek eken, yaralar biçer".

 

KIVILCIM BÜYÜYOR, KORKUN!

Henüz savaşı kazanmış değiliz. Diktatörlüğün yapısı hâlâ iktidarda. Despot yönetimden kurtulmak için 300 kişi öldü, genel olarak genç insanlar kafalarından vurulup sokaklara atıldı. Erkekler silah başındayken, Bin Ali'nin serserileri kadınlara tecavüz etti. Bu nedenle biz, yolsuzluktan, pis yozlaşmadan kurtulmak için, halkımız için daha iyi bir gelecek ve çalışma hakkı verecek olan  yeni demokratik anayasa için mücadelemizi sürdüreceğiz. İlk çarpışmayı kazandık ve Washington ve Paris'teki Bin Ali destekçileri O'na gitme zamanı olduğunu söyledi.

Washington ve Paris'in işlerin aynı kalabilmesi için bir şeyleri değiştirmesi şarttı. Öyle düşündüler. Ve bu bize devam etmek için cesaret veriyor. Diğer Batı destekli diktatörler -Cezayir'de çürüyen Bouteflika ve Mısır'da Hüsnü Mübarek, pantolonlarını korkuyla kirletecekler. Aynı şekilde 1969'da iktidara gelen ve hala halkını eğitmeyi başaramayan  Muammer Kaddafi de korkmalı.

İktidardayken ölebilir ancak bizim burada başardığımız, Mübarek, Kaddafi ve Abdullah Ali Salih'in(1978'den deri Yemen diktatörü)  oğulları için işleri zorlayacaklar. Ve zindanlarındaki Sahralı tutsakların çığlıklarının ekoları duyulan Fas Kralı için ne demeli? Ne kadar dayanabilecek?

Siz yozlaşmış, canavar, eskimiş diktatörler... Tunus'un çaldığı çanları dinleyin. Sizin için çalıyor. Başkan Obama ve Sarkozy, Tunus'taki çanları dinleyin. Sizin finanse ettiğiniz işkenceciler için çalıyor. İnsanlar, devrimin kıvılcımını başlatmak için Cezayir ve Kahire'de kendilerini yakıyor. O günler gelecek.

 

LEILA BASMOUDI