Anadolu sağcılığını ne yener?

|

Anadolu sağcılığını ne yener? A Anadolu sağcılığını ne yener?

Seçim sonuçları her ne kadar “blok”çuları memnun edecek nitelikteyse de, genelde devrimci güçleri pek memnun edecek bir sonuç yok ortada. AKP artı MHP’nin oluşturduğu Anadolu sağcılığının oranı, seçime katılmayanları ve iptal oylarını da hesaba katarsak yüzde 60’tır. Anadolu sağcılığının karşısında yer alan muhalefet (CHP artı BDP) ise, yine seçime katılmayanların ve iptal oylarının hesaba katılmasıyla yüzde40 olarak hesaplanabilir. Şahsen beni parlamentodaki bileşim ya da AKP’nin milletvekili sayısından çok bu oran ilgilendiriyor.
Bu oran bize neyi gösteriyor? Anadolu sağcılığının egemenliğinin taş gibi yerli yerinde durduğunu gösteriyor. Bir gerileme yok, taşlaşma var.
Nedir bu taşlaşmaya yol açan? Bunda birinci rol, AKP’nin becerilerinden çok muhalefetin başını çeker gibi görünen CHP’nin beceriksiz politikalarıdır. CHP, Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa gelmesinden sonra eski politikalarında değişiklik yapar gibi yaptı ama halka umut verecek hiçbir değişikliğe gitmedi diyebiliriz. Eski devletçi yönelimlerini bir kenara bırakmazken, aklı sıra ekonomik bazı sloganlarla halkın teveccühünü kendisine çekebileceğini sandı. Oysa insanların karnı ekonomik vaatlere, demagojilere ve yalanlara toktu. Diğer yandan CHP, geleneksel laikçi yöneliminde de radikal bir değişime gitmedi. Kısacası CHP, tutum olarak en yerinden kıpırdamaz, en hantal, en muhafazakâr parti olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu ve bunun karşılığını da oy oranında ancak yüzde 4’lük bir kıpırdanma sağlayarak aldı. Kılıçdaroğlu başarısız oldu.
Anadolu sağcılığı ile muhalefet arasındaki yüzde 60-yüzde 40 oranını tersine çevirecek (bu oran 1974-1977 yıllarında tersine çevrilebilmişti) atılımın unsurları ne olabilir?
Bence bunun iki hayati koşulu vardır:
Birincisi, laiklik-dincilik çekişmesinin yerine sınıf çatışmasını egemen kılmak. O zaman Anadolu sağcılığının demagojilerinin alt edilmesinin yolları açılacak, sağcı taşlaşma ortasından yarılacak ve İslam kültürünün etkisi altındaki yoksul kitleler devrimci yönde bir akış içine girebileceklerdir. Sınıfsal çelişme derken, CHP’nin son zamanlarda yaptığı gibi ekonomik demagojileri asla kastetmediğimi, tam tersine gerçekçi bir sınıf analiziyle, Anadolu sağcılığının üst kesimleriyle alt kesimleri arasındaki sınıf çatışmasını körüklemekten söz ettiğimi belirtmeliyim. İslam kültürü içinde de bir sınıfsal bölünme ve çatışmanın kaçınılmaz olduğunu, bu kültürün içinde yer alan kitlelerin homojen olmayıp, farklı çıkarlara sahip sınıfsal kesimlerden oluştuğunu bilmek gerekir.
İkincisi, Anadolu sağcılığına karşı topyekûn bir kültürel savaş açmanın zorunluluğunu kavramak gerekir. Kültürel savaş derken, kesinlikle CHP’nin ya da ulusalcıların yaptığı gibi bir laiklik-İslamcılık kutuplaşmasından söz etmiyorum. Tam tersine, bu modası geçmiş çatışma kesinlikle terk edilmelidir. Ancak bunun terk edilmesi, Anadolu sağcılığına karşı bir kültürel savaşın da terk edilmesi anlamına gelmemektedir. Köhnemiş Anadolu sağcı kültürüne karşı yeni bir alternatif gerekiyor. Bu alternatif, ne  Alevilik ne laiklik, ne de Atatürkçülüktür. Bu alternatif, yepyeni bir devrimci kültürdür. Merkezine ekolojiyi, sınıf mücadelesini, kadını, anti-kolonyalizmi, bütün ezilenleri alan yeni bir devrimci kültür. Anadolu sağcılığının gerçek alternatifi olan bir sınıf kültürü.

GÜN ZİLELİ