Takke düştü, kel göründü!

|

Takke düştü, kel göründü! A Takke düştü, kel göründü!

CHP beklenmedik birşey yaptı. Bizi de, yeni! CHP’ye bel bağlayanları da şaşırttı. Yemin törenine katılmama kararı aldı. Böyle bir kararla, ortalıkta demokrasi havarisi olarak epeyce bir süredir dolananlarında takkesi bir kez daha ve bu kez oldukça etkili bir şekilde düşmüş oldu.
Seçim sonuçları açıklanalı beri iktidar ve onun destekçileri, özellikle bağımsızların TBMM’ye gitmeyerek yapacak oldukları etkili muhalefeti bertaraf etmek için parlemento etkinliğini kutsar dururken, tabiri caizse “sol direk” CHP’den geldi.
Bilindiği gibi AKP, mağdur kesimin sesi olarak, hatta bizzat mağdurlar olarak bu halkın hak ve özgürlüğe olan saygısının nimetlerinden uzunca bir süredir demokrasi havariliği yaparak nemalandı. İktidar olduktan sonra istenilen demokrasinin başkasına demokrasi değil de “bize demokrasi” anlayışı olduğu kısa sürede ortaya çıktı. Ancak baskı ve manipülasyonlarla bu “bize demokrasi, başkaları; piyasa bozucu, ahlaksız, bölücü, darbeci, terörist, militan vb gibi sıfatlarla nitelenen ve hak ve özgürlük talep edemeyecek olanlar”  anlayışı yaygınlaştırıldı. Geniş kitlelerce kanaatlerine değer verilen kesimlerin de ya bu uygulamaya geçen “bize demokrasi” anlayışını görmek istememeleri ya da bunu topluma göstermeye çalışanlarla aynı saflarda görünmeyi riskli bulmaları yaygınlaşmayı hızlandırdı. Anayasa referandumu ve sonrasında yargı organizasyonundaki dönüşüm seçim döneminde “bize demokrasi”nin ne kadar cüretkârlaşacağının emareleri idi. Seçimde alınan sonuç ise bu cüretkârlık için gerekli mental enerjiyi sağlıyordu. CHP’den “sol direk” işte tam bu sırada geldi.
Tam bu noktada iki konunun ayrıntılandırılmasının sonrası için önemli olduğu kanaatindeyim.
Birincisi, hukuk savunusu, başkasının hakkını teslim etmek üzerine kurulursa demokrat olur. Demokratik meşruiyetini bu zeminden alır. Bunun dışında “adalet” adil olmaz. “Adalet” bir kurallar/yasalar bütünü olur ve bu durumda da “bize demokrasi”nin en etkili ve şık aracı olur. Hasılı, CHP demokratik meşruiyetinin zeminini sağlamlaştırmak için temelde “bize demokrasi” anlayışını ve bu anlayışın hukuki araçlarını ortaya çıkarmalı/göstermeli, bununla mücadele etmelidir.  Bu ise başka bir “bize demokrasi” anlayışıyla samimi bulunmaz. Öyleyse, CHP sadece CHP’li vekillerin değil, halkın tüm seçilmiş vekillerinin hakkını savunmalıdır. İkincisi, siyaset hiçbir zaman bugün olduğu gibi retorik üzerine kurulu olmamıştı. Retorik cambazı sofistlerin en büyük panzehiri, gerçeğin kendisidir. Sokrattan beri bu hiç değişmedi. Gerçekle, gerçeği anlatarak, gerçeği göstererek... Laf kalbalığına gerçeği boğdurtmadan, takkeyi düşürüp, keli göstermek lazım.

ERKAN YARDIMCI
yardimcierkan@hotmail.com