‘Bu darbeleri ben mi yaptım?’

|

‘Bu darbeleri ben mi yaptım?’ A ‘Bu darbeleri ben mi yaptım?’

ONURKAN AVCI

Türkiye siyasi tarihinde kara birer leke olarak duran darbe ve muhtıraları araştırmakla görevli TBMM Darbeler ve Muhtıralar Komisyonu, 156 kişiyle yaptığı görüşmeleri raporlaştırma aşamasına geldi.
Darbe dönemlerinde rolleri kamuoyunca bilinmesine rağmen herkesin mağduriyetini anlattığı komisyon, çalışmaları esnasında ‘devlet sırrı’ ve ‘ticaret sırrı’ gibi engelleri aşamamasıyla da eleştiriliyor.
Tüm bu eleştirileri konuştuğumuz komisyonun üyelerinden CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, komisyona konuşanların ifadelerinden de, bu ‘sırlardan’ da memnun olmadıklarını anlattı.


‘MEĞER KİMSE BİRŞEY BİLMİYORMUŞ’

»İsterseniz söze komisyona konuşan herkesin ‘mağdur’ olmasıyla başlayalım…
Yani evet, bu komisyona konuşan kimsenin güya bilgisi, belgesi, karanlık ilişkileri yok. Birçoğu döneminde devletin en üst kademesinde yer almasına rağmen, kimse kontrgerillayı, derin devleti bilmiyor. Kimse bankaların el değiştirdiğini, birilerinin bu kritik dönemlerde nasıl zengin olduğunu bilmiyor. Yani gelenlerin hepsi bize hikaye anlattı. Genelkurmay Başkanı mağdur, Başbakan mağdur, başbakan yardımcıları mağdur, bakanlar mağdur… Ben de ister istemez yahu kimse yapmadıysa, kimsenin bilgisi yoksa herhalde bu iş komisyonun üstüne kalacak diyorum.


‘BEN SORDUM, BÜYÜKANIT SUSTU’
»Herhalde en çok mağdur olduğunu ileri sürdüğünde tepki çeken dönemin başbakanı Tansu Çiller’di?
Tabii çünkü kendi döneminde Türkiye’de en az 50-60 faili meçhul cinayet işlendi bu ülkede. Bunları da söyledim, o zamanki demeçlerini hatırlattık ama kendisi “Benim bilgim yok, ben yeni başbakandım. Bu işlerden anlamam” dedi. Özer Çiller’in kendisine ait karanlık bir örgütü olduğu, Azerbaycan’da darbe yaptırdığı, karapara akladığı, Ömer Lütfi Topal’ı öldürdüğü, Manukyan’ın evini bombaladığı 17 Aralık 1996’daki MİT raporunda bile var ama dönemin Başbakanı ve bu şahsın karısı bunu bilmiyormuş meğer!

»Büyükanıt görüşmesi de çok konuşuldu. Dolmabahçe görüşmesine dair söyledikleri sizi tatmin etti mi? Etmediyse o konuştu ve siz sustunuz mu?
Tatmin olmadım ve olmadığım için de susmadım. Dolmabahçe’den önüne Başbakan tarafından dosya koyulduğunu reddedince. O’na Wikileaks belgelerinde bunun doğrulandığını, yolsuzluk dosyaları, ailesinin harcamaları ve helikopter ihalesinin önüne koyulduğunun yer aldığını söyledim ama cevap vermedi.

‘DEVLET BİZDEN BELGE/BİLGİ GİZLEDİ’

»Peki komisyonun manevra alanından biraz bahsedersek, görüşmelerin haricinde görüş sorduğunuz, belge istediğini kurumlar oldu. Bazı engellerle karşılaştığınız biliniyor…
Evet. MİT, Genelkurmay ve Başbakanlık bize bilgi ve belge vermedi. Bu komisyonu biraz işlevsiz bıraktı. Biraz önce bahsettiğim MİT raporunun akıbeti bile öyle. MİT bile bunlara sahip çıkmıyor, o dönemi kimse hatırlamak, konuşmak istemiyor.

»Elde edemediğiniz belgelerin haricinde bir de komisyon başkanının ifadesine göre yayınlamayacağınız belgeler var. Komisyon başkanı 187 sayfanın devlet sırrı niteliğinde olduğu için rapora değil, TBMM arşivine koyulacağını söylüyor. Nedir halka karşı yapılan darbelerin halktan saklanacak tarafları? Devlet ne sırrı saklıyor böyle?
Yani aslında bu 187 sayfa içinde sır olabilecek, sizin bilmediğiniz herhangi bir şey yok. Ve biz bunların açıklanmasını talep edeceğiz.


28 ŞUBAT’IN ÜSTÜNDE NEDEN FAZLA DURULDU?
»Bu komisyonun bugün yürütülmekte olan bazı siyasi davalara kamuoyu sağlama ekseninde faaliyet yürüttüğüne, 28 Şubat’a fazla ağırlık verildiğine dair bir eleştiri var. Ne dersiniz?
12 Eylül ile ilgili böyle bir tarafı yok ama belki 28 Şubat ile ilgili biraz daha mağduriyeti göstermeye çalışıyor olabilir bu komisyon. Bunda belki AKP’lilerin bunun üstüne gidilmesini istemesinin de payı vardır ama ben 28 Şubat daha yakın bir tarih olduğundan, kaynaklar ile bilgiler taze ve daha ulaşılabilir olduğundan kaynaklanıyor diye düşünüyorum. 28 Şubat içinde bürokratların, iş adamlarının, genelkurmayın, medya patronlarının, ABD’nin olduğu bir süreç var. Refah partisini çekip, yerine AKP’yi koyma hamlesi var. Bu zaten hakkaniyetle yargılansa çok kişi şapkasını alıp gitmek zorunda kalır.


‘KENDİMİZİ TUTAMADIĞIMIZ ANLAR OLDU’
»Peki komisyona konuşanlar sizin ifadenizle hikaye anlatmaya başlayınca, hiç kendinizi tutamayıp ‘yahu ne anlatıyorsun?’ dediğini olmadı mı?
Olmaz mı! Kendilerine söyledik. Mesela Şevket Kazan’a ‘Siz o dönem dik duramadınız’ dedik. O da “ABD’nin kriptosu” vardı dedi. ‘E gösterin o zaman kriptoyu’ deyince susuyor. Yok çünkü kripto falan.
»Siz komisyonun gereken herkesle görüştüğünü düşünüyor musunuz? Hatta görüşülecek isimleri belirleme yönteminiz neydi?
Görüşülecek isimler için komisyonda bulunan tüm gruplar liste verdi. Kimisine ulaşamadık, kimisi konuşmak istemedi ama yetersizlikte bizim de payımız var. Çünkü Meclis’in ana işleyişindeki görevlerimiz, başka komisyonlardaki misyonumuz, Meclis’in tatile girmesi nedeniyle daha iyi yapılabilecek bir işi bu şekilde yaptık. Ama aslında bu komisyonun görevi yeni başlıyor, rapor Meclis’e geldiğinde başlıyor.


‘DEVLET SIRLARININ AÇIKLANMASINI İSTEYECEĞİZ’

»Nedir o görev?
Biz Meclis’te faili meçhul cinayetler için ayrı bir komisyon kurulması, 12 Eylül yasalarının kaldırılması, o dönem verilen idam kararlarının kaldırılması için tekliflerimiz var ve bunların arkasında daha çok duracağız. Ayrıca kamuoyuna karşı sorumluluğumuz var ve her bilginin halka aktarılmasından taraf olacağız. Buna bahsettiğiniz devlet sırlarının açıklanması da dahil. Bence devletin vatandaşından gizleyeceği, devletsel anlaşmalar haricinde hiçbir şey olamaz.


‘ARTIK TOP YARGIDA’
»Dışarıdan baktığımızda o karanlık dönemlerin önemli aktörlerinin kendilerini akladığı, mağduru oynayarak bu ifadeleriyle haber olmasına yol açan bir komisyon görüyoruz. Daha basit sorayım: O kadar görüşme yaptınız, size göre hikaye dinlediniz ve şimdi ne olacak?
Yani bunun sonucunda kamuoyu vicdanı rahatlamadı. Onların bizde günah çıkarmaları bir şeyi değiştirmeyecek. Ama biz bu görüşmelerin bir anlam ifade etmesi için bazı yasal düzenlemeler teklif edeceğiz. Tabi biz araştırma komisyonuyuz, soruşturma komisyonu değiliz. Ama yargı görüyor bunları.

»E ama aynı olaylar için komisyonun görüştüğü kadar bile insanı çağırmamış olan bir yargı var?
Çok doğru. Bunları yapması lazım. Biz sadece popüler insanları davet ettik ama yargı o dönemin valileri, kaymakamları gibi önemli şahıslardan çok şey öğrenebilir. Onları ifadeye çağırması gerek. Belki raporumuz vesile olur.

***
‘Mağdur’ ve muktedirler

Darbe ve muhtıra süreçlerine dair komisyona konuşan önemli isimlerin hemen hepsi o dönem söyledikleri laflar ve anıldıkları olaylarla çelişti. İşte 156 kişilik mağdur ve muktedir listesinden birkaç örnek:
»Siyaset, emniyet, mafya üçgeni olan Susurluk Çetesi henüz ortaya çıkmamış ve ‘en verimli’ dönemlerini yaşıyorken devletin en üst kademelerinde bulunan, 25 Haziran 1993'ten 6 Mart 1996 tarihine kadar 50, 51 ve 52'nci Cumhuriyet hükümetlerinde başbakanlık yapan Tansu Çiller de komisyonda mağduriyetini açıkladı. Her ne kadar 28 Şubat sürecinde görevi bırakmış olsa da, “Devlet için kurşun atanı da yiyeni de kahraman” sayan, Kürt işadamlarına dair kamuoyunu uyaran ve döneminde birçok faili meçhul cinayet işleyen Çiller, tüm bunlar hatırlatıldığında “Buna nasıl inanırsınız, ben bir anayım” demekle yetindi.


»Yakın tarihin bir başka tartışmalı olayı olan 27 Nisan Muhtırası'nın kahramanı dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt da, komisyonda icraatlarına aykırı konuşma yapanlardan. 27 Nisan muhtırasının muhtıra değil bildiri olduğunu ileri süren ve dolayısıyla muhtıra vermekle suçlandığı için mağdur olduğunu ima eden Büyükanıt, tüm bunlara Başbakan Erdoğan’ı şahit gösterdi. Söz konusu ‘bildiri’, yayınlanmasından sonra gerçekleşen seçimlerde ve Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı olması sürecinde, AKP'nin önemli bir kamuoyu desteği almasına vesile olmuştu.
»28 Şubat sürecinde kışkırtıcı ve kimisi sonradan yalan çıkan manşetleriyle akıllarda kalan medya patronları da komisyonun dinlediği mağdurlardandı. Komisyona konuşan Aydın Doğan, Dinç Bilgin, Turgay?Ciner, Mehmet?Emin?Karamehmet ve Zafer?Mutlu mağduriyet yarışına girdi. Dinç Bilgin kendisine askerden telkinler geldiğini söyleyip, “Türkiye koptu, gazeteciler olarak biz de koptuk. Şimdiki gibi Başbakan olsaydı, şimdiki gibi Meclis olsaydı, böyle komisyon kurup darbeleri araştıracak Meclis olsaydı, Türkiye’nin başına bunlar gelmezdi” derken, Aydın Doğan, manşetlerle ilgili Ertuğrul?Özkök’ü suçladı, “Çölaşan’ı ben kovdum” dedi.