Kirli, irkiltici ve çekici

|

 Kirli, irkiltici ve çekici A  Kirli, irkiltici ve çekici

ABD’nin Missouri eyaletinin St. Louis kentinde, 1914 yılında, hali vakti yerinde bir ailenin küçük oğlu olarak dünyaya geldi. Liseden sonra Harvard Üniversitesi’nin sanat tarihi bölümünü bitirdi. Ardından aynı üniversitede kısa bir süre antropoloji, daha sonra Viyana’da yine bir süre tıp eğitimi aldı. Geçen yüzyılın en etkileyici kültür insanlarından biri olan William Burroughs’u oluşturan unsurların arasında bu sağlam eğitim de var.


Hayatına giren her şeyden etkilenmiş, ailesi büro aletleri üreten bir işletmenin sahibi, geliştirdikleri bir hesap makinesi var.  Bir amcası antikacı. Bütün bunların izlerini edebiyatında görmek mümkün. İlk romanlarından Canki’nin önsözünde, küçüklüğünde boğuştuğu hayalleri ve kabusları anlatır ve bunlarla, hayatı boyunca ona eşlik edecek olan madde bağımlılığı arasında haklı bir bağ kurar. Yaşamının büyük bir kısmını eroin kullanarak geçirmiş, 83 yaşında tamamladığı ömrünün son yıllarında metadon tedavisi görüyordu. Bu kadar maddeye rağmen o yaşı görmesini engin farmokoloji bilgisine borçlu olduğuna şüphe yok; bunda da kısa da olsa aldığı tıp eğitimi etkili olmuş.  Karaciğer sorunları yaşayanın kendisi değil genç yaşta ölen, hiçbir zaman yakın bir ilişkisi kurmadığı alkol bağımlısı oğlu olması tesadüf değil.


DERİN İLİŞKİLERDEN KAÇINIYOR

Zaten yakın ilişki kurmakta zorluk çeken bir adam Burroughs. Romantik ve erotik ilişkiler yaşadığı kadınlar ve erkeklerle de derin hiçbir bağ kurmuyor. İlk evliliğini kağıt üstünde, Macaristan’da İkinci Dünya Savaşı sırasında tanıştığı Yahudi Ilse Klapper’la, onun ABD vizesi almasını sağlamak amacıyla gerçekleştirmiş. Kadınlara karşı hep belli bir korku ve endişe duyduğu söyleniyor. İkinci evliliğini ise, Beat Kuşağı çevresinin önemli figürlerinden biri olan Joan Vollmar’la yapmış, bu genç kadın, daha sora Kerouac’la evlenecek olan Edie Parker’la, sabahlara kadar süren ateşli tartışmaların yaşandığı evi paylaşıyor.  Henüz 28 yaşındayken William Tell’cilik oynayan sarhoş kocası tarafından öldürülmeseydi belki de o da ev arkadaşı gibi en azından anılarını yazma fırsatı bulurdu. (Evet, başın üzerine konulmuş elmayı silahla vurma oyunu.)


Çeşitli rüşvet ve müdahaleler sayesinde ya da yüzünden, kısa bir hapis cezasıyla yakayı sıyırdığı bu olay, Burroughs’un yazının kendisi için nasıl önemli bir kurtarıcı olduğunu fark etmesini sağlamış.
İyi olmayan ama iyi işler yapmış olan bir adamdan söz ediyoruz.

OKURLARIN DEĞİL ADLİ  MAKAMLARIN İLGİSİNİ ÇEKTİ

Şiddet hayatının ve yaratıcılığının önemli bir parçası. Yaşlanmaya başladığı yıllarda geliştirdiği bir resim yapma tekniği var: bir tuvalin karşısına boya kutuları diziyor, sonra bunları ateş ediyor!
“Belki de saygı duyduğum tek adam” diye söz ettiği ressam Brion Gysin’in resimlerinde kullandığı cut-up tekniğini edebiyata uyarlamış. Dadacılar tarafından ilk kez kullanılan bir yöntemin geliştirilmesiyle elde edilen bu teknikle şarkı sözü yazanlar arasında David Bowie, Kurt Cobain, hatta Thom Yorke var. Burroughs’un bu teknikle yazdığı Nova Üçlemesi (Yumuşak Makine, Patlamış Bilet, Nova Ekspresi) Türkiye’de okurdan değilse bile adli makamlardan ilgi gördü.
Eskiler “Bilenler söylemez, söyleyenler bilmez” der. Bu hakiki olanla muhayyel olanın iç içe girdiği başka durumlar için de geçerli. Burroughs’un ustası olduğu madde bağımlılığı dünyası da bunlardan biri. Ömrünün önemli bir kısmını suçlularla, kelimenin bütün anlamlarıyla yerin altını üstüne getirerek geçirmek zorunda kalan bağımlı, bunu dile dökecek entelektüel araçlara haiz olmaz. Öte yandan entelektüelin o dünyayı tanımaya, vakti, cesareti ve isteği yoktur. Burroughs’u bu kadar etkili ve önemli bir yazar yapan şeylerden biri, ailesinden ufak da olsa bir geliri olan Harvard mezunu, orta sınıf kökenli bir entelektüel olarak Tanca’dan Paris’e, dünyanın çok farklı yerlerinde, eşcinselliğin suç sayıldığı bir dönemde biseksüel bir madde bağımlısı hayatı sürmesi ve yaratıcılıktan vazgeçmemiş olması.
Burroughs’un edebiyatı farklı önemlere ayrılır, Yok Edici deneysel olarak tanımlanan çalışmaları arasında. Onun edebiyatının bazı temel temaları, erkek eşcinselliği, madde, suç, bilim kurgu öğeleri bu kitapta karşımıza çıkıyor.


ZAMANIN RUHU VE POPÜLARİTE

Burada ufak bir parantez açmak isterim. Zamanın ruhu başka birçok şey gibi uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımını da etkiliyor. Bugünün popüler maddeleri, insanı “yükselten”, eğlenmesini kolaylaştıran şeyler. Burroughs ve arkadaşları ise maddeyi başka ve daha derin bir ruh ve algı haline geçmek için kullanıyordu. (Örneğin Burroughs insanın başkalarıyla telepati kurabilmesini sağladığı varsayılan yagé adlı maddeyi bulmak için aylarca Güney Amerika’yı gezmişti.) O arada bazen maddeye, bazen de güvenlik güçlerine paçayı kaptırdıkları, bağımlılık ya da tedavi süreçlerinde büyük acılar çektikleri vakidir. Ama kim bilir belki de değer bütün bunlara. Beat Kuşağı’ın yazdıkları değmiş olabileceğini düşündürür insana. Yok Edici’de ve başka kitaplarda Burroughs’un çeşitli maddeler sayesinde ulaştığı bilinçdışının ve muhteşem hayallerin izlerini görebiliriz. Öte yandan zaman zaman, hatta sık sık paranoyayla özdeşleştirilebilecek fikirleri olsa da yazısında hep toplumsal eleştiri oldu. Yok Edici’de bunların izi de var. Yeri gelmişken bu zor çevirinin üstesinden alnını akıyla çıkmış, İngilizcesi bile zor okunan bu metni Türkçeye okunur, anlaşılır halde aktarmayı başarmış Ahmet Ergenç’i de kutlamak gerek.


RESİM VE MÜZİKLE DE İÇİÇEYDİ

Burroughs sadece yazı yazmadı, resim ve müzikle de iç içeydi. Hatta Ministry grubunun Just One Fix adlı single’ının klibinde yer aldığı gibi kapağını da yapmıştı. İşbirliği yaptığı müzisyenle arasında Nick Cave, Tom Waits, Frank Zappa gibi isimler var.  Spoken word (müzik üzerine konuşmaya dayanan bir tarz) çalışmaları oldu, bunlardan birinde Yok Edici’de yer alan “Rahip” Derlerdi Ona’yı Kurt Cobain’ın çaldığı gitar eşliğinde söyler; Kurt Cobain feat. William Burrough.
Kitap adını böcek ilaçlama işinden alıyor; bu da Burroughs’un bağımlılığını finanse etmek için yaptığı şeylerden biri. Onun en beğenilen hikâyelerinin toplandığı bu kitap aynı zamanda irkiltici ve zengin iç dünyasının ve edebiyatının kapısını da aralıyor. Bugüne kadar Burroguhs’un kaleminden çıkmış hiçbir şey okumadıysanız Yok Edici bu huysuz, bütün huysuzlar gibi içine kapalı ve sıkılgan ihtiyarın, taşınması zaten güç olan bu kırılgan ruhla yaşadığı ve yazdığı dünyaya bir göz atmanızı sağlar en azından. Bundan sonrası size bağlı, ya gözünüz arkada kalsa da kaçar ya da balıklama dalarsınız buraya.