Arap Baharı: Kadının devam eden kara kışı

|

 Arap Baharı: Kadının devam eden kara kışı A  Arap Baharı: Kadının devam eden kara kışı

HÜLYA NEHİR
Bir insanın kendi yaşamına yön vermesi neden istenmez? O insanın yerine neden başkaları karar verir? Hele o insan kadın ise güçsüz olması için yeterli bir sebep midir? İçinde yetişilen kültürün tüm yaşam felsefesi güç ilişkileri içine kurulu olduğu zaman güçsüzün kendi yaşamını yönetme hakkı  ne yazık ki olmuyor.
Güç ilişkileri ve korku kültürünün hakim olduğu her yerde güçlü kişi kendinden daha zayıf kişinin sahibi gibi davranıyor. Eğer güç ilişkileri ve korku kültürünün hakim olduğu coğrafya Ortadoğu ise ve siz orada kadın iseniz değişim talebiniz için siz meydanlara inseniz de muktedirler amaçlarına ulaştıklarında siz mevcut durumunuzu dahi koruyamıyorsunuz, sizi yok sayıyorlar.


‘Arap baharı’ ile beraber kadınların da değişim talebini haykırdıklarını daha önceki yazımda da bahsetmiştim.’Arap baharı’ yaşayan ülkelerden iktidar değişikliği yaşayan Mısır’da Müslüman Kardeşler iktidara geldi. Müslüman Kardeşler iktidara geldikten sonra Hüsnü Mübarek döneminde 2008 yılında yasaklanan kadın sünneti ile ilgili yasağın kaldırılması çağrısında bulunuyorlar. Hem Müslüman Kardeşler, hem de Selefiler (El Kaide) den bazı milletvekilleri yasağın kaldırılması önerisinde bulunuyorlar. Mısır’da kadınların yaklaşık yüzde 90'ı tevazu adı altında cinsel organları tahrip ediliyor.


KADIN HAKLARI BİRER BİRER BUDANIYOR

Yine Mısır’da anayasa hazırlama sürecinde ‘Akil Adamlar Konseyi’ olarak anılacak olan sivil danışma kuruluna tek bir kadın dahi alınmadı. Tunus’ta  ‘Arap Baharı’ öncesinde bir kadın mücadelesi vardı. Doğum kontrolü serbestti, evlilik için gelinin onayı gerekiyordu, boşanma hakkı kadına da veriliyordu, çok eşlilik yasağı vardı ve kadınların mayo giyinmesi normaldi. Arap baharı sonrasında ise başörtüsü takmayan öğrenci ve öğretim üyeleri hakaret ve tehditlere maruz kalıyorlar. Mecliste kadın temsiliyeti sınırlandı.


Arap Baharı yaşayan bütün ülkelerde erkeğin dört kadınla evlenmesi normalleşti. İttihat_ı  nisa-i (kadın toplantıları) yasaklandı. Ki bu toplatılarda alınan kararlar  mevcut yönetimlere tavsiye niteliği taşıyordu. Kısaca kadınların ne bilim dünyasında ne de kültür ve  sanatta söz sahibi olmamaları için ellerinden geleni yapıyorlar.Ekonomik anlamda da bu ülkeler  mevcut durumlarının gerisine düştüler.Bu ülkelerde çocuk gelin sayısının çok olduğu,  12 yaşındaki  çocukların doğum yaparken doğum masasında öldükleri bilinmektedir.


SUUDİ ARABİSTAN MI DEMOKRASİ GÖTÜRECEK

Çocuk yaşta evlenmenin sakıncalı olduğunu iddia eden çevrelere de devlet,  Hz. Muhammed'in karısı Ayşe’nin çocuk yaşta evlenmesini örnek göstererek, her fırsatta çocuk yaşta evliliği desteklemektedirler. Suriye’deki iktidar değişimi için  desteğini esirgemeyen Suudi Arabistan’da ise, kadınların hala seçme ve seçilme hakkı yok. Sadece 2015’te sembolik bir yerel seçime katılma sözü  verildi.


Kadınların araba kullanması yasak, sokağa yalnız çıkmaları yasak, zaten hepimizin bildiği türban, peçe, olmadan sokağa çıkmaları mümkün değil. Suudi  Arabistanlı bir erkeğin dört kadına kadar evlenmesi  normal iken, nasıl olacaksa Suriye’ye demokrasi ve insan hakları getirecekler.


Suriye’ye demokrasi ve insan hakları  getirme noktasında Suudi Arabistan  ile ittifak kuran ABD nin yönetim ve sosyal yaşam anlamında hiçbir yerde buluşmayan  bu iki ülke, çıkarları söz konusu olunca, aynı amaç için yan yana gelebiliyorlar, hem de demokrasi getirmek için! Bu kadar kirli birliktelikleri teşhir edip oyuna gelmemeli  ve hangi koşulda olursa olsun kadın dayanışmasını  arttırarak, mücadelemizi kararlılıkla örmeliyiz.