Kamu çalışanlarına toplu tasfiye

|

Kamu çalışanlarına toplu tasfiye A Kamu çalışanlarına toplu tasfiye

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda değişiklik yapılmasını öngören 23 maddelik yasa tasarısının TBMM Başkanlığı'na sunulması üzerine 17 Haziran 2010 tarihli Evrensel gazetesinde yayımlanan 'Toplu Tasfiye' başlıklı yazıyla yasa değişikliğinin yürürlüğe girmesiyle birlikte; tüm kamu kuruluşlarının kadrolarının dört kademede örgütleneceği, böylece tüm kurumlarda kadrosu kaldırılacak kamu emekçilerinin başka görevlere atanmalarının yapılarak tasfiyeye zorlanacaklarını okuyucularla paylaştım. Aynı yazıda tasarının yasalaşması halinde kamu hizmetlerinin piyasaya açılacağı, performans yöntemiyle kamu çalışanlarının iş güvencelerinin ortadan kalkacağını, vergi daireleri, adliyeler, okullar, nüfus daireleri, hastaneler ile tüm kamu kurum ve kuruluşlarının sürdürülemez kapitalizm ve piyasa koşullarında hizmet vereceğinin altını çizdim.

Bu kez; AKP 657 sayılı yasada değişiklik yapılacağına dair önerilerini kamuya açıkladı. Bizler, değişiklik önerilerini gazetelerden okuduk. Metnin aslını görmedik. Bu nedenle, yapacağımız yorum, basından okuduklarımızla sınırlı olacak.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, kamu personeline ilişkin yürürlükte bulunan yasa ve bu konudaki mevzuatın günün gereksinmelerini karşılamaktan uzak olduğunu belirterek yeni düzenlemeler yapılacağını açıkladı. Böylece, part-time, evden çalışma, kiralık memur, taşeronlaşma vb durumlar kamu emekçilerine dayatılacaktır. Kamu kuruluşlarında 'performans' kriteri uygulamaya konulacak, ustalaşmış çalışanlar da gelişmekte olan yörelere gönderilecek.

Gazetelere yansıyan haberlerden, öncelikle 2013 yılı içerisinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda yeni bir personel mevzuatı çalışmalarına başlanacağını öğrendik. Bu çalışmalara bağlı olarak, kamu kuruluşları arasındaki ücret dengesizliğini gidermeye yönelik 2013 ve 2014 yılları içerisinde de kamu emekçilerinin ülke düzeyinde dengeli dağılımını sağlamaya yönelik önlemlerin hayata geçirileceği açıklandı.
Böylece kamuda da esnek zamanlı çalışma gündeme oturtuldu. Esnek-zamanlı çalışmada, çalışanların  günlük veya haftalık çalışma süreleri değişebileceğinden dolayı, çalışanların çalıştıkları sürelerin belirli dönemlerde hesaplanması gerekiyor. 'Hesaplama dönemi', yasal ve sözleşmelerden doğan haklara uyumu sağlamak için, çalışma sürelerinin toplandığı dönemlerdir. Bu dönem, haftalık, iki haftalık, aylık veya yıllık olabilir. Hesaplama dönemi, ücret ödeme dönemi ile aynı olabileceği gibi farklı da olabilir.

Hesaplama döneminin haftalık (bir hafta) olması halinde, yasal veya sözleşmeden doğan haftalık çalışma saati (örneğin, 45 saat) bu dönem için esas alınacaktır. Buna göre, günlük çalışılan süreler toplanarak, haftalık toplam çalışılan saat bulunur. Bu haftalık toplam çalışılan süre, haftalık yasal süreyi (45 saat) geçebileceği gibi, yasal süreden (45 saatten) az da olabilecektir. Üçüncü ihtimal olarak, bu süreler eşit de olabilir. Bu çalışma şeklinde 45 saati geçen süreler çalışanların alacağına, 45 saatten az çalışılan süreler ise emekçilerin  borcuna kaydedilip, bir sonraki hesaplama dönemine aktarılacaktır. Böylece, kamu emekçilerinin iş güvencesi ortadan kalkmış olacaktır.

Bakanın bütçe sunumundaki anlatımına göre; çalışma hayatında başarılı olanlarla başarısız olanları ayırmak için 'performans değerlendirme kılavuzu' hazırlanacaktır. Bu kılavuzlar, 2013 yılı içinde kamu idarelerine gönderilecektir. Bu durumda, özel sektör işyerlerinde kullanılan performans kriterinin kamu emekçileri açısından da uygulamaya konulacağını söyleyebiliriz. Ancak, performans ölçümünde neyin baz alınacağı, kamu hukuku içerisinde kimin ne şekilde değerlendirme yapacağı konuları oldukça karmaşık ve tartışmalıdır. Değerlendirmelerin, iktidar yandaşlarının lehine olacağını şimdiden söylememiz olanaklıdır. Performans konusunda yapılacak düzenlemelere emekçilerin tepki vereceğini belirtmek yanlış olmayacaktır. Bu bağlamda, ücretler  performans değerlendirme sonuçlarına göre saptanacaktır. Bu itibarla, kamu işyerlerinde yanlı değerlendirmeler olacak ve bu nedenle doğal olarak kamuda  yeniden ücret dengesizlikleri ortaya çıkacaktır.

2013 yılında 657 sayılı yasada yapılması düşünülen bir başka değişiklik de kamu emekçilerini tedirgin edecektir. Şöyle ki; ekonomik yönden az gelişmiş yörelere nitelikli hizmet sunumu için ustalaşmış emekçilerin bu bölgelere atamaları yapılacaktır. Böylece, büyük şehirlerde görev yapan ustalaşmış çalışanlar az gelişmiş il ve ilçelere gönderilecektir. Bu şekilde de kayırma ve kıyım yapılacaktır. Kaldı ki 25 Kasım 2011 tarhli Mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanan 6111 sayılı Torba Yasasının 115. maddesi ile 657 sayılı yasaya eklenen Ek Madde-8 ile kurumlar arasında memur kiralamanın yolunun açıldığını burada belirtmek isteriz. Bu yoldaki düzenlemelerin aynı zamanda kamuda tasfiyeye yönelik olacağını belirtmek felaket tellallığı olarak değerlendirilmemelidir.

Başlangıçta belirtildiği gibi yasa tasarısı metnini görmememize karşın, Devlet Personel Başkanlığı’nın ev sahipliğinde Çalışma Bakanı, memur konfederasyonları temsilcilerinin katılımıyla birlikte Ocak 2013’te Abant'ta gerçekleştirilen çalıştayda her ne kadar çözüm için '2023 vizyonu'nun öne çıkarıldığı anlaşıldı ise de kamu personel rejiminin 2013’te değişeceği öğrenilmiştir. Bu konuda, bir önemli değişiklik de e-devlet yönüyle Devlet Teşkilatı Bilgi Bankasının kurulacak olmasıdır. Böylece, çalışanlar elektronik ortamda fişleceklerdir.
Ancak, 657 sayılı yasayı değiştirmek için uzun ve yorucu bir çalışmaya gerek yoktur. Kanımızca, üç maddelik bir yasa sorunu çözecektir. Şöyle ki; yasanın 1. maddesinde 657 sayılı yasanın yürürlükten kalktığını, 2. maddesinde de kamu çalışanlarının çalışma esasları konusunda 4857 sayılı İş Yasası hükümlerinin uygulanacağı, 3. madde de yasanın yürürlük maddesinin konulması yeterlidir.

Kamu çalışma hayatının piyasaya açılmasını sağlamak için kapitalizmin kriz koşullarında yapılması planlanan bu yasa değişikliğiyle sosyal haklar budanacak, kamu çalışanı güvencesi ortadan kalkacak, daha çok kamu çalışanı tasfiye edilecek böylece kamu emekçileri de halk kitleleriyle birlikte yoksullaşacaktır.

MÜFİT PINAR
Emekli kamu işçisi