Baldıran zehri değil, Obama’nın kandıran öpücüğü!

|

Baldıran zehri değil, Obama’nın kandıran öpücüğü! A Baldıran zehri değil, Obama’nın kandıran öpücüğü!

Obama’nın vasıtasıyla düşperestlere kondurulan hayat öpücüğü gerek AKP’yi, gerekse yelkenlerini onun rüzgârıyla dolduran medyasını coşturdu. Doğruların üzerine, tıpkı yüzyılın Soygunu Davası’nda olduğu gibi örtü çekildi, acizliğin resmi zafer görüntüsü olarak lanse edilmeye başlandı.
AKP’nin emperyalist güçlerce sürekli gazlanması ve bölgesel güç olarak sahneye sürülmesi, en son ABD Dışişleri eski Bakanı Hillary Clinton’un dudaklarında son bulmuştu. İki dudak arasında başlatılan liderlik tiyatrosu, yine aynı dudaklar arasında bir başka baharda sahnelenmek üzere ertelenmişti.
Ortadoğu’da oynanan kanlı oyunlarda, egemen güçlerin de lider diye sunduğu taşeronun gerçek yüzü yavaş yavaş ortaya çıkıyor ve kanlı oyunun son olarak sahnelendiği Suriye’de başarıdan her geçen gün uzaklaşılması, en çok da İsrail’i etkiliyordu. Çünkü İsrail, bölgede gitgide yalnızlaşıyordu. Bu durumun sonucunda ortaya konan özür tezgâhı ardından yurtdışından gelen yorumlar...

ORTADOĞU PASTASI

İsrail’in; İran ve Suriye’yi vurması için bölgede Türkiye maşası kozunun olduğu ve planın hayata geçirilmesi yönünde ilişkilerin ekranlar önünde de düzeldiğini göstermek gerekirdi. Ekranlar önünde diyorum çünkü; Mavi Marmara sonrası TV şovuyla bitirilen ilişkiler, aslında o gün ilişkilerin daha da güçlenmesine yönelik yeni bir mukaveleye açılan kapı oldu. Obama’nın hayat öpücüğü ile başlayan süreç sonrasında Türkiye’den gelen tepkiler, İsrail’in ihtiyacını kanıtlar nitelikte; “Esad artık bittin” naralarıyla gazetelerin manşetlerini ve köşelerini süsledi.
İsrail’i özür dilemeye sevk eden unsurun, Ortadoğu pastası olduğu açıktır. Bölgede yıllardır yaşanan çatışma ortamını, ABD’nin şımarık çocuğu İsrail yönetmektedir. 'Arap Baharı' ile hız kazanan çatışma ortamına verilen desteğe son olarak Türkiye katılmıştı. Özellikle Suriye konusunda muhaliflere verilen destek, AKP tarafından açıkça ifade edilmektedir. Muhaliflerin silah ve para ihtiyacının, Türkiye tarafından karşılandığı yönündeki söylemlere AKP hükümetinin sükunetle yaklaşması ve ayrıca sınır bölgemizi bir üs olarak kullandırması, AKP’nin Suriye’de ve bölgede akan kana verdiği desteğin en açık kanıtıdır.
İsrail istihbarat kaynaklarına yakınlığıyla bilinen DebkaFile internet sitesi, Türk ordusunun askeri malzemeler konusunda İsrail'e ihtiyacı olduğunu, bölgede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle Hayfa Limanı'na ve Ürdün-İsrail demiryolu hattına ihtiyacı olduğunu paylaştı. Ayrıca resmi temaslar olmamasına rağmen, Türkiye’nin İsrail’de çıkarılan doğalgazı Avrupa’ya taşımak konusunda istekli ve arayışta bulunduğuna da dikkat çekti.
ABD, İsrail ve Türkiye üçgeninde ilişkiler hiç kopmamış aksine hız kazanmıştı... Ortadoğu’da büyük bir pasta var. Özgürlük, demokrasi ve insanca yaşam naraları altında başlayan ‘Arap Baharı’nın kanlı bir sürece dönüşmesi, ortak paydalarda buluşulan pastayı ortaya koydu.

İRAN’IN İTİBARI
Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesi için taşeron bir ülke üzerinden İran’ın itibarının zayıflatılması, olmazsa olmazdı. Arap Dünyası’nda dışlanan Sünni hareketler AKP etrafında toplanacak, güç ve liderlik vasfı yüklenecek ve bölgede hâkimiyet ele alınıp bu hareketler ABD’ye yanaştırılacaktı. Oyunun tutması için Erdoğan’ın “Ali kıran baş kesen” tavırlarına müsaade edilecek ve ekranlar önünde kurulan sahnelerde yıldızı parlatılacaktı.
Yıllardır itibarı zedelenen ve sürekli bu noktadan çıkış kapısı arayan Arap halkları, yüzyıllarca kendilerine lider yaratmak için büyük bir uğraş için girdiler ve hepsinde de başarısız oldular. Erdoğan’ın bu halkları kucaklayacak lider olabilmesi için, öncelikle Arap halklarına itibar kaybettiren İsrail’e tepki göstermesi gerekiyordu. Mavi Marmara tam da bu anda oldu. Mavi Marmara’nın seyrine eşlik edeceği açıklanan milletvekilleri son anda alınan kararla bu yolculuktan vazgeçmiş ve 9 yurttaşımızın katledildiği olay yaşanmıştı. Aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ milletvekillerinin neden vazgeçtiği açıklanmadı veya açıklanamadı!

İSRAİL 3 YIL SONRA ÖZÜR DİLEMEDİ, TEŞEKKÜR ETTİ!
Davos’ta tüm dünyanın hayret ve heyecanla izlediği “One minute” şovunun hemen ardından oyunu sahneye koyanlar, Arap halklarına itibarını kazandıracak(!) olan Erdoğan’ın yıldızını parlatmaya başladı. Hatta öyle bir coşkuydu ki, Erdoğan’ın Davos’tan ayrılmadan ‘Tepkim İsrail’e değil moderatöre’ çarkı ve mayınlı arazilerin İsrail’e satışı görmezden gelinmişti. 'One minute' sonunda imzalanan yeni mukavelede, ticari ilişkiler artırılmış ama medya yine görmezden gelerek freni boşalmış bir araç misali hız kaybetmeden ara gazı vermeye devam ediyordu. Mavi Marmara sonrası, İsrail ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi 2010 yılında bir önceki yıla göre % 26 artarak, 2.473 milyardan, 3.124 milyar dolara yükseldi. İsrail’İn Türkiye’ye ihracatı % 22 artarak 1.309 milyar dolara, Türkiye’den ithalatı ise % 29 artarak 1.799 milyar dolara ulaşmıştı. Artan oranlar AKP’nin oynadığı politik oyunun göstergesidir. Baskında hayatını kaybedenlerin AKP için ne kadar önem taşıdığı, artan oranlarda gizlidir!
3 yıl sonra özür gelmedi. Gelen teşekkürdü. 3 yıl içerisinde AKP iktidarı, girmesine kendilerinin bile yetkili olmadığı Kürecik’i, İsrail’i koruma kalkanı adına teslim etti. Hatta ilişkilerinin gereği Kürecik madalyasını taktı. Yaşananlar bununla da bitmedi. “Kim bu düş işleri” ile başlayan, ‘tetik bizde’den ‘tetikçiliğe’ uzanan Patriot süreci tamamlandı ve İran tehdidi minimize edildi.
Ortada bu kadar gerçek varken, araç duvara toslamadığı sürece basının verdiği gaz ve Obama’nın aracılığıyla verilen hayat öpücüğü Şam’a uçurur.
Mavi Marmara’da yiten canların ve zedelenen Türkiye prestijinin hiçbir önemi yokmuş gibi, sıkılan kanlı elleri görmekteyiz.
Sanılanın aksine; ilk özür Erdoğan’dan geldi, İsrail’den gelen ise taşeronluk adına kocaman bir teşekkürdü.
Kısaca, Başbakan baldıran zehri yerine Obama’nın kandıran öpücüğüyle yetinmek zorunda kalacak.

ALİ KILIÇ
CHP YurtDışı Örgütlenme Koordinatörü