Doğayı sev, yeşili koru, piyasaya tükür

|

 Doğayı sev, yeşili koru, piyasaya tükür A  Doğayı sev, yeşili koru, piyasaya tükür

EREN AKSOYOĞLU

Malumunuz Marx’ın haklılığı ortaya çıktığı için buruk bir sevinç yaşıyoruz; kapitalizm adım adım tarihin çöplüğüne gömülüyor. Zizek, “OccupyWallStreet” sırasında kapitalizmin simgesi boğanın yanında yaptığı bir açıklamada şöyle demişti: ”Kendinize aşık olmayın”. Sonra devam etti: Burada iyi zaman geçiriyoruz. Ama hatırlayınız ki karnavallar ucuz olur. Önemli olan bir sonraki gündür, normal hayatlarımıza dönmek zorunda olduğumuz zamandır. O zaman bir değişiklik olacak mı? Bu günleri “aa o zaman gençtik ve çok güzeldi” diye hatırlamanızı istemiyorum.
Birkaç ay önce ODTÜ’de direnenler için; hemen arkasından daha büyük bir dirençle yükselen ŞişeCam direnişinde örgütlenenler için de bu tehlike yoktu. Her gün yeniden üretilen bir düzenek içerisinde oradan oraya savrulurken iki dakika düşünmeye zaman ayırıp mevcut düzene ve düzenin pratiklerine karşı öfke duyan öğrencilerin ve işçilerin hayatlarında bir zaman dilimiydi bu. Zira hem öğrencilerin hem de işçilerin derin hayat kaygıları, geleceğe dair endişeleri vardı. Üzerlerine gelen ve kendi güdükleştikçe kitlelerin belini büken bu pratiklere karşı ses çıkarmaları kaçınılmazdı. Öyle de oldu. Küçük depremlerle kendini rahatlatayan bir fay hattı gibi patlayıverdiler. Sadece o kadar mı? Bir gün KESK eyleminde, diğer gün Grup Yorum konserinde göründüler. Düzenin pratiklerine karşı kendi pratiklerini hayata geçirdiler.

Toplumsal muhalefetin kafası kırık sesi Behzat Ç bittiğinde bizim akademisyenler “bu bir alansızlaştırma” demişlerdi; ardından alkol tüketimine yasal engeller getirildi. Taksim’e izin vermeyenler Gezi Parkı’na da müdahale etti. Bir yandan “gündem manyağı” olduk, diğer taraftan Başbakan Erdoğan’ın söylediğine göre 3.köprünün yapımında fiyatta anlaşma bölümünü çoktan geçtik. Sadece zamanda anlaşamamışlardı, dinamik kapitalizm “yardırsın” diye Başbakan Japon ortaklarıyla yerli sermayesini kürsüye davet etti. Mehter Takımı geçişini tamamladı, eller rant niyetine açıldı. Cumhurbaşkanı müjdeyi verdi, 3.köprünün üzerinde “anlı şanlı” padişah “Yavuz Sultan Selim”in adı yazılacaktı. Resmi tarih inkar eder ama Alevilerin tarihi de ne kadar Aleviyi katlettiğini belirtemez. Buradan ne mi anlayacağız? O kadar çok Aleviyi kesmiş ki, köprünün gişelerine şu uyarıyı asacaklarmış: "Aleviler geçemez, zira Yavuz Sultan Selim onların üzerinden geçmiştir."

Fatih Sultan Mehmet’in karanlık bir çağı kapatıp aydınlık bir çağı açtığı şu güzel günde Recep Tayyip Erdoğan da Gezi Parkı’nda koca bir çukur açmaya çalışıyordu. Ancak, insanlık ilerledi ya, çoğu zaman bu çağ açma mevzularını “yemiyoruz”. Sonra aktivistler geldi, sonra da devrimciler. Bir süre sonra da sanatçılar geldi Gezi Parkı’na. E haliyle bu kadar insan olunca birkaç siyasetçi lazım gelir oraya. Geldiler. İş makinelerinin önüne dayandılar, koca bir çukurun açılmasını durdurdular. Ancak öyle olmayacaktı, Recep Tayyip Erdoğan orada bir çağı açacaktı. Olmadı. Engellediler.
Hazır gündem manyağı olmuşken belirtelim; düzen üzerimize bu kadar çok mesaj gönderirken akılcı davranmayı halen başarabiliyoruz. Gücümüz Reyhanlı’da umudu diri tutmaya da yetiyor, Uludere’yi unutturmamaya da. Hopa’da Metin hocayı anmaya da gidiyoruz, Gezi Parkı’nda beklemeye de. Ayıptır söylemesi rakı da içiyoruz, şarap da. LGBTT’lerin hakkını mecliste savunan vekillerimizi de seviyoruz, AVM’ye sokulmayan işçi dostumuzu da. Zizek alınmasın ama kendimize aşık da olmuyoruz hani. Uyarılarına kulak asmadığımızdan değil. Zaten Gezi Parkı’nda Zizek’in son kitabını da okuyoruz. Aklımızdan çıkmıyor yani.

Sonra bir polis nöbet sırasında diğerinin kulağına eğilip soruyor; “Abi asıl ben gündem manyağı oldum, bunlar nasıl insan?” Onlar okuyor polis kardeş, onlar durmadan okuyor. Okuduklarını bir süzgeçten geçirip hayatı yaşıyor. Rakı da yakışıyor ellerine, ayran da. Vekilin iyisinden anlıyorlar, işçinin hasını gözündeki umuttan tanıyorlar. Kitabını gözüne gözüne sokuyor. Amirin görmez korkma; içinden sinkaflı küfürler edeceğine odaklan kitaba. İki satır oku da…
Sınıfı tanımak güzel şey, kimlerle dayanaşacağını bilmek de. Aşık olmak da güzel, “aa o zaman gençtik ve çok güzeldi” demek de. Ama biz o son bölümü çoktan geçtik. Bizim için artık daha ileri bir durak var. Esasen çağları açanlar rant kapılarını açanların çok uzağında bir yerdeler. Biz o durağa ilerlerken de öğrendik, “yeni çağ liderlerin değil kitlelerin olacak”. Doğayı koruyan, yeşili seven, sınıfı bilen; holdinglere, para babalarına, piyasalara tüküren kitlelerin çağı olacak.