Seattle Mektubu

|

Seattle Mektubu A Seattle Mektubu

SEATTLE MEKTUBU


SEDAT UYSAL

Yılın son günü.
Uyku bedenimden çıktı gitti. Sokak aralarına kadar gelen martıların çığlıklarıyla uyandım. Günlerdir yağan yağmur dinmiş. Bir görünen bir kaybolan güneş bütün haşmetiyle tepemizde. Kapımın önündeki evsizler parkın taşlarına oturmuşlar sere serpe güneşleniyorlar. Kimbilir hangi umutlarla girecekler yeni yıla.
Acaba Güney Doğu Asya'da evsiz barksız kalan binler, onbinler, bütün ailesini yitiren çocuklarda biraz ''umut'' kalmış mıdır? Acaba hayatta kalanlar ' yaşama sevinci' duymakta mıdırlar ?

Hani kum saatini ters çevirir bakarsın, yavaş yavaş akan giden kumlar sona doğru daha bir hızla kayar gibi gelir insana...Hayatımız da öyle. Sanki yaşlandıkça, yıllar daha bir hızla akıp gidiyor ömrümüzden. Oysa zaman bütün inceliğiyle, hep aynı duyarlılıkta ilerliyor.
Tam bunları yazarken birbiri ardısıra gelen siren sesleriyle irkilip penceremden dışarı bakıyorum. İki sokak ötemizde olan bir trafik kazasına koşturuyor insanlar. Bende içimde garip bir ürperti ile dışarı çıkıyorum. Ters dönmüş bir arabadan şok içinde bir kadın çıkıyor. Polislerin sorularına yanıt vermeye çalışıyor.Sonra bir ambulansa konup hastaneye götürülüyor. Mahalleden tanıdık tanımadık kimi insanlar kaza üzerine yorum yapıyorlar. Sonra bir binanın köşesine yerleştirilmiş bir kameradan çekilen video bantı izliyoruz. Kırmızı ışıkta geçen jipe çarpan arabanın sürücüsünün ve çevreden insanların ters dönen arabaya yardıma koştuğunu görüyoruz videoda. Acaba nasıl bir umutla girecek bu kazayı yaşayanlar yeni yıla?


Beş yıl önce bugün gözlerimi bir hastahanenin yoğum bakım servisinde açtığımda, oraya nasıl getirildiğim konusunda hiç bir fikrim yoktu. Sabaha karşı son derece ciddi bir astım krizi ile uyandığımda, yapabileceğim tek şey 911, acil servisi aramaktı. Adresimi veremediğimi sonradan okuduğum rapordan öğrendim. Telefona sarılıp sadece '' ölüyorum'' dediğimi anımsıyorum ve kapımı açıp önüne bir ayakkabı koyduğumu. Ölür kalırsam birileri bulsun diye düşündüm zahir...Sonradan öğrendiğime göre, ilk yardım ekibi iki sokak ötedeki itfaiye istasyonundan yola çıkmış. Adresteki bir kargaşalık yüzünden uzun süre oturduğum binayı bulamamışlar. Tam geri dönecekleri sırada bir sokak daha ilerlemeye karar vermişler. Binanın bütün zillerini çalıp komşuları uyandırmışlar. Yan komşum açmış kapıyı. Beni yüzü koyun yerde yatar bulmuşlar.

Ölümü bu denli yakın hissetmemiştim.
Gözlerimi açtığımda yanıbaşımdaki dostların ağlamaklı, gülen yüzleri yaşama sevincime ayrı bir tad verdi. O gün bugündür her yılbaşı yeni bir doğum günüdür benim için.

Kum saati çalışıyor...
Yıllar akıp gidiyor.

Seattle'a adını veren yerli '' Chief Seattle''ın mezarı İndianola yolu üzerindedir.
Bainbridge adası küçük bir köprüyle bağlıdır İndianola'ya. Bir zamanlar
beyazların tatil yeri olan bu küçük kızılderili kentinde yılbaşlarında denize girmek bir gelenekmiş yıllardır süregelen. Sahilde büyük bir ateşin çevresinde danslar etmek ve yeni yılı bu kez böyle karşılamak fikri nedense çok çekici geldi...

İşte böyle sevgili...
Bir yılı daha devirdik...
Kimbilir kaç milyon insan yeni yeminler ettiler, yeni yılda tutacaklarına dair. Yeni planlara, projelere imza attılar... Artık öyle sözler vermiyorum. ''Yaşamak'' ayrı bir sanat... Sanırım bir Meksika filminde duymuştum. '' ''Tanrıyı güldürmek istiyorsan, O'na planlarından bahset ''
diyordu filmin baş oyuncusu... O nedenle sadece dileklerimi iletiyorum..
Barış, huzur ve sağlık dileklerimi.
Hasret ve sevgiyle.