Dünya yangın yeri olmuş kabahat sosyalizmde mi?

|

Dünya yangın yeri olmuş kabahat sosyalizmde mi? A Dünya yangın yeri olmuş kabahat sosyalizmde mi?

Sosyalizm hayalinin bütün dünyayı sardığı dönemlerde Ortadoğu"nun ve İslam ülkelerinin en etkili özgürlük isyanı Filistin"de yaşanırken bayrağını da devrimci hareketler taşıyordu. Filistinli devrimci gençler hem eğitim gördükleri ülkelerde devrimci bir dinamizm yaratıyor hem de kendi yurtlarında haklı bir özgürlük savaşını yürütüyorlardı.


Türkiye modern sınıf mücadelesi ile tanışıyor, devrimci gençlik hareketlerinin önderliğinde özgür, bağımsız ve içinde yaşanılası bir Türkiye ateşi dört yanı sarıyordu. Bu coğrafyada benzer görüntüler hemen her ülkede yaşanıyordu.


O dönemlerde Ortadoğu ve İslam ülkelerinde ipler yine ABD"nin elinde, iktidarlar sırtlarını yerel sömürücü güçlerle birlikte emperyalizme dayamış yaşıyorlardı -emperyalistlerin ajandalarından başka değişen bir şey yok yönetenler tarajînda-


GELECEĞİ KARANLIK "MUHALEFET"
Asıl fark muhalefetteydi. Bağımsızlığı ve eşit bir dünyayı arzuluyordu. Muhalefet gençti, özgürlükçüydü ve devrimciydi, kısacası insanlığın en güzel hallerini temsil ediyordu. Birçok eksiği vardı elbet ama genel kurtuluş çabası içinde tüm ezilenlere ve dışlananlara elini uzatıyor umut vaat ediyordu.


Artık devrimci Filistin örgütlerinin yerini gerici-acımasız ve hiçbir gerçek özgürlük vaadi taşımayan faşizan dinci örgütler aldı. Tarihin en haksız emperyalist işgallerinden birinin yaşandığı Irak"ta gerici faşizan muhalefet dünyadaki tüm ezilenleri umutlandıracak -mesela Vietnam"dakine benzer-antiemperyalist bir direniş örgütleyeceğine "canlı yayında amerikan askerlerinin kafasını testere ile kesme"ye dayalı faşizan yöntemleri -güç kazandığı her yerde kadınlar başta olmak üzere herkese "karanlık ve baskıcı yaşam" vaat ederek-esas alıyor. Mısır"dan Pakistan"a çok geniş bir alanı dinci veya milliyetçi faşizan hareketlerin tipik "sözde antiemperyalist" jargonunu siper edinerek yarattıkları hezeyanlar ve umutsuzluk kaplıyor.


Türkiye"de de benzer şekilde bir yanda ılımlı-keskin gerici akımlar ile milliyetçi hezeyana karşı muhalefeti Anadolu"nun devrimci akımlarından daha çok "gerici faşizan" yeni Ortadoğu örgütlerinin yöntemlerini esas alarak yürüten -böylece muhalefet ettiği hezeyanı besleyen- bir hareket gündemi birlikte belirliyor.


Evet, emperyalizm hiç olmadığı kadar güçlü ve neredeyse her şeyi belirliyor. Emperyalizmin bu açık varlığına karşı gelişen "sözde" muhalefet ise aslında varlığını borçlu olduğu emperyalizmin "sosyalizmi önleme", "yeşil kuşak" ve Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) benzeri politikalarını dolaylı olarak besleyen bir yolda ilerliyor.


Türkiye, Irak, Pakistan, Mısır, Filistin ve tüm İslam ülkelerinde gözlenen bu yeni "mu-halefet"in ortak noktası ise "faşizan" ve çoğunlukla "gerici" yapılarıyla halklarına ve tüm ezilenlere umutsuz ve karanlık bir yaşam vaat etmesidir. Devrimci muhalefetin aksine insanlığın en kötü hallerini temsil etmesidir. Benazir Butto"ya yönelik öldürme girişimlerinin ve nihayet öldürülmesinde izlenen yol da bunun sonucudur.


KABAHAT SOSYALİZMDE
Dinci ya da milliyetçi "faşizan" örgütlenmelerin -El Kaide vb- "muhalif bir görüntü altında bu derece kitlesel bir desteğe ulaşmalarının en önemli nedeni sosyalizmin -şimdilik de olsa- insanlığın ve ezilenlerin umudu olma vasfını yitirmiş olmasıdır.


Yüzyıllarca gerici bir ideolojinin kıskacında ve emperyalizme göbeğinden bağlı iktidarlar tarafından yönetilen Ortadoğu halklarının sosyalizmin yokluğunda ve emperyalist politikalar altında gerici bir hezeyana kapılmasına çok şaşırmamak gerekir.


Ama asıl önemlisi Türkiye"nin de Ortadoğu"da ve İslam ülkelerinde yaşanan bu sürecin baskısı altında kalmaya başlamasıdır. Türkiye"nin yönünü ABD"nin bölgesel politikaları ve Avrupa Birliği (AB) süreci yönetiyorsa da Ortadoğu"dan gelen bu gerici basınç da -hem laiklik meselesinde hem de Kürt sorununda- doğrudan etki yaratıyor.


Sosyalizme "bir umut olmaktan çıkmak" gibi bir kusurdan kabahat biçilebilir elbet. Emperyalizmi -dünyadaki temel kötülüklerin anası-Ortadoğu"da yarattığı bu durumdan dolayı ekstra suçlamaya bile gerek yok. Onlar zaten -rahatsız edici bazı yan etkilen dışında- kendi oyunlarını oynuyor.


Sayesinde doğdukları ve sayesinde yaşamaya devam ettikleri emperyalizmin kucağında ama "onlara sözde küfrede küf-rede" ve de yer yer insanlık dışı yöntemlerle dövüşerek bu durumu yaratan milliyetçi ve dinci gerici hareketlere kabahat bulmanın da en azından bize bir faydası yok.


Sosyalizmsiz bir dünyanın bu postmodern çılgınlığının Ortadoğu faturasını ben, esas olarak "insanlığın en güzel hayali"nin aldığı ağır darbeyi ayakta alkışlayan sağ ve sol liberallere kesiyorum. Liberaller hem kapitalizmin bugünkü -insanlık için her düzeyde tehdit oluşturan- projesini onaylayan, yayan ve hegemonyasını besleyen bir tutum sergilemeye devam ediyor. Hem de bu proje dolayısıyla ortaya çıkan "faşizan" hareketlerin ılımlı gerici kanatlarıyla da ittifak halindeler. Sosyalistlerin yenilgileri üzerinde kurulan bu berbat dünya bir bakıma sağ ve sol liberallerin hayallerinin eseridir.


DENİZ CAN SANER denizcsaner@hotmail.com