Bolivya, Evo’yla sosyalist

|

Bolivya, dünyayı etkilemeye devam ediyor. Son yapılan devlet başkanlığı seçimlerinde, yalnızca demokratik olgunluk örneği vermekle kalmadı, aynı zamanda bu 9 milyonluk And ülkesi, yeniden seçilen Evo Morales’in göreve geldiği 2006 yılından bu yana, tüm KOGA’da en yüksek ekonomik büyümeyi de gerçekleştirdi.
Washington’da bulunan, Ekonomi Politikası Araştırmaları Merkezi’ne (Centre for Economic Policy Research-CEPR) göre, bütün bu yıllar boyunca ve küresel durgunluğun ortasında, Bolivya ekonomisi ortalama yüzde 5,2 büyüme gerçekleştirdi. Halkın büyük çoğunluğu, kendi adayları Evo Morales Ayma için oy kullandı. Evo, oyların yüzde 64’ünü aldı. Bu onun, yurtsever ve halkçı politikasına verilen açık bir yanıttı.
CEPR raporunu hazırlayan yazarlar Mark Weisbrot, Rebecca Rey ve Jake Johnston, Bolivya’da ekonomik büyümenin anahtarının “hükümetin, doğal kaynakların kontrolünü eline geçirmesi” olduğu saptamasında bulundular. Bu uygulamayla Bolivya, bir ulusun refahını ve ekonomik büyümesini sağlamak için ‘ekonominin kontrolünün devletten uzak olmasını’ tavsiye eden neo-liberallerin tüm önermelerini bozguna uğrattı.
Bu, Evo için kolay olmadı. Ne küresel ekonomik durgunluk, ne yurtdışı gelirlerinin azalması, ne doğrudan yabancı yatırımların düşüşü, ne Bush yönetiminin mali-ekonomik yaptırımı, ne sivillerle muhalif valilerin işbirliği içinde ortaya koyduğu darbe girişimleri nedeniyle yaratılan siyasi istikrarsızlık; ne paralı Avrupalıların karşı atakları, ne de Bolivya Kongresi’nin sabotajları Evo Morales’in yeni bir ülke inşa etmek için yürütmekte olduğu projeyi engelleyebildi.
İlk adımlarını, Küba’nın yardımıyla halkını okur-yazar yaparak, yavaş yavaş attı. Daha sonra, doğal kaynakları ulusallaştırma sürecini başlattı. Sonra, sosyal harcamaları önemli ölçüde artırdı. Özellikle, 2005 yılında, nüfusunun yüzde 75’ini temsil eden yoksul kesime (bunların yüzde 40’ını aşırı yoksullar oluşturuyor) yönelik eğitim ve sağlık harcamalarını artırdı.
Zenginleri dehşete düşürmek için ‘Bono Juancito Pinto’[1], ‘Renta Dignidad’[2] ve ‘Bono Juana Azurduy’[3] yapılanmalarıyla; annelere, çocuklarının sağlık muayenelerini yaptırmaları için mali yardım sundu. Yaşlılar için kamu emekliliği sağladı. Yoksul ailelere okul masrafları için mali destek verdi.
Evo Morales, Aralık’ın ilk haftasındaki seçim zaferinden sonra Senato ve Çokuluslu Yasama Meclisi’nde çoğunluğu elde etmeyi başardı. Vatandaşların eğitim, sağlık, altyapı hizmetleri, sigorta, ulaşım, haberleşme ve diğer hakları anayasal anlamda elde edebileceği bir “Sosyal Devlet”in kurulabilmesi için şimdi daha az engel var. Ayrıca, hâlâ nüfusunun yüzde 30’unun yaşamakta olduğu aşırı yoksulluğun, “Yaşam Planı” ile yok edilmesi tasarlandı.
Evo Morales, sabırlı ve bilge And yerlileriyle birlikte, felaket getiren Serbest Ticaret Anlaşmasını (TLC) geri çevirerek Başkan Yardımcısı García Linera’nın söylediği gibi, “Bolivya’nın tamamını yeniden biçimlendirmek için halkın tüm kesimleri arasında anlaşmalar” oluşturmayı öğrendi.
Evo Morales’in, yeni bir ülke inşa etmek için birçok arkadaşı ve destekçisi var. Fakat, Hillary Clinton’ın ağzından giderek daha yüksek sesle tehditler saçıldığı gibi, birçok düşmanı da bulunuyor.
Bolivya dikkatli olmalı çünkü o “kazanmak için doğdu”!

Vicky Peláez *