Tupamaros: Modern zamanların ‘Robin Hood’luğundan devlet başkanlığına

|

Tupamarolar ya da MLN (Ulusal Kurtuluş Hareketi), 1960 ve 1970’li yılların ortalarına kadar özellikle Montevideo bölgesinde etkili olmuş Marksist şehir gerillası hareketi. 1960’tan itibaren ordu ve batılı devletlerle kurduğu ittifaktan da güç alan iktidardaki muhafazakâr sağ Blancos (Beyazlar) partisinin ekonomide baskıcı yapısına karşı direnişin odağı ‘Tupamaros’ hareketi oluyor. 1950’li yıllara kadar görece refah toplumu olan Uruguay, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada tarım ve hayvancılık ürünlerindeki fiyatların düşmesi, ana geliri tarım ve hayvancılık olan ülkenin mali krize girmesine sebep oluyor. Özellikle tarım sektöründe çalışanlarda büyük rahatsızlıklar oluşuyor. Krizden çıkmanın reçetesi olarak tarımda uygulanan teşvikler ve devletin tarımda uyguladığı destek alımlarının kaldırılması ve küçük çiftliklerin birleştirilip uluslararası şirketler adına üretim yapacak yerler haline getirilmesi küçük çiftçilerin ayaklanmasına sebep oluyor.
»SİMGELEŞEN BİR İSİM: SENDİC
Tupamaroların kurucu lideri Raul Sendic’in adı ilk kez çiftçi eylemlerinin örgütleyicisi olarak duyuluyor. Hukuk fakültesi öğrencisi olan Sendic’in ismi gün geçtikçe çiftçiler, işçiler ve öğrenciler arasında simgeleşmeye başlıyor. Blancos hükümetinin legal alanda siyaset yapan muhalif kesimlere uyguladığı baskıcı faşist yönetim tarzı; muhaliflerin Raul Sendic önderliğinde, içlerinde günümüzün Uruguay Devlet Başkanı ‘El Pepe’ lakaplı Jose Mujica’nın da bulunduğu bir grubun birleşip silahlı devrim teorisi etrafında örgütlenmesi sonucunu doğuruyor. Hareket, diğer silahlı Marksist örgütlerden farklı olarak geniş yığınların harekete katılımını ve dar kapsamlı silahlı mücadele stratejisini benimsiyor. MLN’ye Tupamarolar denmesinin sebebiyse, İnka İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra İspanyollara karşı uzun süre And Dağları’nda savaşan İnka komutanı Tupac Amaru’dan geliyor.
»HEDEF, EMPERYALİSTLERİ KOVMAK
MLN programının ana hedeflerinden biri de ülkedeki emperyalist güçleri kovmak. Güney Amerika’da emperyalizme karşı savaşın ilk simgesinin İnka yerlisi Tupac Amaru olmasından dolayı, yaptıkları ilk silahlı eylemden sonra yayınladıkları bildirilerinde, MLN hareketinin ‘Tupac Amaru’nun takipçileri olduğunu söylemelerinin, halk arasında ‘Tupamaros’ diye anılmaya başlanmalarının nedeni olduğu söyleniyor.
Ülkede baş gösteren yoksulluk ve işsizlik döneminde bankalardan ya da büyük marketlerden gasp ettiklerini yoksul mahallelerde dağıtmalarından dolayı halk arasındaki Tupamarolara olan sempati büyüyor ve hareket gün geçtikçe kitleselleşiyor. Modern zamanların ‘Robin Hoodları’ denmesinin nedeni de bu, zenginlerden aldıklarını halka dağıtmalarından dolayı böyle bir yakıştırma yapılıyor. Örgüt yaptığı eylemlere genellikle bir espri katmayı da ihmal etmiyor.
»ESTETİZE EDİLMİŞ ŞİDDET
Hatta bu yüzden, Tupamaroların eylem biçimleri için ‘estetize edilmiş şiddet’ sözü bazı yazarlar tarafından kullanılan bir kavram olmuştur. Tupamaroların dünyada en çok yankı getiren eylemleri; 1970’te FBI Ajanı Don Mitrione’nin kaçırılıp, sorgulandıktan sonra infaz edilmesi oluyor. Don Mitrione, Güney Amerika’da değişik ülkelerde kontrgerillanın örgütleyicisi ve işkence teknikleri üzerine eğitim veren bir ajan olarak tanınıyor. Olay dünyada epey ses getiriyor. Hatta olay sinemaya konu oluyor. Politik sinemanın ustalarından Costa Gavras’ın ‘Sıkıyönetim’ filmi bu olayı anlatır.
1973’te ordunun yönetimi ele almasıyla örgüt zaten aldığı darbelerden dolayı gerilediği için, silahlı mücadeleyi sonlandırıyor. Tupamaroların liderleri ve militan kadrosu ya öldürülüyor ya da on iki yıl sürecek hücre hapsi cezaları alıyor. 1985’te ülke demokrasiye dönünce çıkarılan afla, içlerinde örgütün kurucusu Raul Sendic ve Jose Mujica gibi liderlerinde bulunduğu kadrosu serbest bırakılıyor. Montevideo, Tupamaroların serbest bırakıldığında tarihi günler yaşıyor. Özellikle kentin yoksul mahallerinde büyük kutlamalar yapılıyor. MLN aftan sonra legal alanda sol partilerin oluşturduğu ‘Geniş Cephe’ koalisyonuna katılıyor. Raul Sendic yaptığı açıklamada “Eğer önümüz legal alanda kesilmezse silahlarımızı gömeriz ama tersi olursa silahlı mücadeleye bıraktığımız yerden devam ederiz” diyerek politik tutumlarını açıklıyor. Katıldıkları her seçimde oylarını artıran Geniş Cephe koalisyonu 2004’te seçimleri kazanıyor ve iktidara geliyor. Tabare Vazguez Devlet Başkanı, eski Tupamaro Jose Mujica Meclis Başkanı oluyor. 2009 seçimlerini yeniden kazanan Geniş Cephe koalisyonu bu sefer Devlet Başkanlığına El Pepe yani Jose Mujica’yı seçiyor. Böylece kırk yıllık uzun ve çetin mücadelenin sonucunda, Tupamaros legal yoldan yönetime geliyor.
Aslında kendine has farklı bir hal olmakla beraber, Uruguay’da konuştuğum insanlar durumdan gayet memnun. Ama El Pepe’den, özellikle yoksul halk kesimlerinden beklentiler yüksek. Yeni devlet başkanının Latin Amerika’nın diğer sosyalist devlet başkanlarına göre işinin daha kolay olduğu rahatlıkla söylenebilir. Ülkenin yaşam standartları diğerlerine göre çok yüksek, kıtanın en eğitimli halkı Uruguay’da yaşıyor ve entelektüel düzeyi diğer Latin Amerika ülkeleriyle kıyaslanamayacak kadar yüksek. Sağlık ve eğitimde çok büyük problemler yok, ülkenin ekonomik varlıkları düzgün yönetildiğinde herkese yetecek kaynakları var. Halkın demokrasi kültürü gelişmiş ve halk örgütlü, yani kısacası Latin Amerika’nın İsviçre’sinde ‘El Pepe’nin başarılı olma ihtimali yüksek. Zaman her şeyi gösterecek, ama benim kişisel kanaatim bundan sonra Uruguay’da büyük kırılmalar olmayacağı yönünde. Ama sonuç olarak kıtanın genelindeki gelişmelerden bir şekilde etkilenmemeleri de imkânsız. Uruguay siyasetini burada bırakıp, Ciudad Vieja yani Eski Şehir’e dönüyorum.

BARIŞ KARADENİZ
bariskaradeniz74@gmail.com