Gündelik zulmün karikatürü: 'türban pornosu'

|

Gündelik zulmün karikatürü: A Gündelik zulmün karikatürü:

Hükmetmenin porno hali: Et pazarında kılık beğenmek
 
Gündelik hayat, politikasını bize pornografi ürünlerindeki yeni trendler üzerinden adeta bağırıyor. Pornoseverlerin yeni ilgi alanı “türban pornosu”, kategorileştirmeden doğan gündelik zulmün karikatürü. Mevzu kadın bedeni üzerindeki tahakküm olunca yalnızca aksesuarlar ve tonlamalar değişiyor, facia aynı.
 
İçine doğup zoraki oynadığımız kimlik rolleri, her birimizin bedeninde zonkluyor. Sınıfımız, cinsiyetimiz, ailemiz, geleneğimiz bize bedenimizle ne yapacağımızı ve neyin abes kaçacağını bazen ısrarlı keskin bakışlarla, bazen iğneleyici veya mide bulandırıcı bir dille, kimi zamansa doğrudan fiziksel darbelerle her gün bıkmadan söylüyor, hatırlatıyor.
 
Tecavüzün eğlence programlarına meze olduğu şu günlerde, bedenimiz üzerindeki tahakkümün hangi giysi sembolleriyle meşrulaştırıldığını yeniden düşünmenin vaktidir. Ufak bir internet sörfü gösteriyor ki, “mini etek” ezberimiz artık eski moda. Şöyle bir Google’ladık mı gördük ki, porno âlemlerinin şimdiki yükselen trendi “türbanlı” pornosu imiş, “türban” porno camiasının çok talep edilen fantezi aksesuarlarından biri haline gelmiş.

“Türbanlı porno” araması sonucunda müşerref olduğumuz “türbanlı” kategorileri, türbana yönelik nefret söyleminin hangi düşüncelerle “vücuda” geldiğine dair kabaca bir fikir sağlıyor. Zira bildiğimiz gibi sitelerin malzemelerini tanıtış biçimleri, çoğunluğun talebine göre şekilleniyor.

Porno videolarının tanıtımlarında “türbanlı” için sık kullanılan sıfatlar şöyle: Güzel, bakire, evli, açılan, köylü, öğrenci, liseli, küçük, çıtır, Arabistanlı, Suriyeli, gerçek Türk, yerli, tangalı…

Videolardaki türbanlılardan genellikle “kız” diye bahsedilmesi, “bakire”, “küçük”, “çıtır”, “liseli” sıfatları, pazarlamada ucu çocuk pornografisine de uzanan bir bekaret bozma fantezisinin sıkça kullanıldığını gösteriyor. “Türbanlı tecavüz pornosu” etiketi, en açık seçik ifadelerden.

Türbanlı porno pazarında, gerçeklik hissi yaratmak da oldukça önemli. Birçok sitede, görüntülerin gerçek hayattan alındığı, kadınların gerçekten örtülü olduğu belirtiliyor. Videolar için “gerçek”, “naturel”, “gizli çekim” sıfatları kullanılıyor ve bu atmosfer çeşitli betimlemelerle dolgunlaştırılmaya çalışılıyor: “Türk türbanlı arabada sikişiyor”, “türbanlı kızımız web cam show yapıyor”, “türbanlı kız başörtüsü saçında yarak yalıyor”,  “standart türbanlı kadın genelevdeki çalışma zamanlarını kameraya almış kaçırmayın”... Bu cümleleri “evli türbanlı”, “açılan türbanlı” gibi ifadelerin yanına koyduğumuzda, arka fonda kendinden emin bir “Bakmayın öyle masum göründüklerine” nidası sesleniyor bize. Böylece alıcıya “Bunu talep etmenizde hiçbir sorun yok, rahat olun” mesajı veriliyor.

Yerli/Türk’e karşı Arap/köylü/Ortadoğulu kadın çeşitlemelerinde bağıran Oryantalizm’ler ise ayrı bir tartışma konusu.

Bir de, tüm etik filtrelerinden kurtulup, artık tam bir küçük Türkiye haline gelen Ekşi Sözlük’ten bakıyoruz vaziyete. Nefret söylemi bağlamında göz yaşartan girişler rahatça yer bulmuş. “Türban pornosu” için, “madem kamusal alana giremiyoruz, kamu alem bize girsin mottosuyla vücud bulmuş san'at eseri” gibi bir tanım, “sevgilinin türbanına boşalmak” başlığı altına “boşalmak ne kelime sıcarım bile”, “fönünün bozulmasını istemeyen sevgilinin bu isteği karşısında yapılan son derece ahlaksız eylem” şeklinde bir yorum örneğin.

Türban ile porno bir başlıkta birleşince, siyasetle cinselliği birlikte düşünmeye alışık olmayan kafalar epey karışmış ancak yorum yapma hevesi de kaybolmamış. Sonuçta ortaya politik olmaya çalışan ancak anlaşılması güç girişler çıkmış. “Dini siyasete alet edenlerle aynı seviyeye düşülmesine neden olan tiraj artırma yöntemi” şeklindeki tanımda, “seviye” ile ne kastediliyor acaba? Veya, türbanlı pornoların porno sitelerinden silinmesine tepkili bir yazarın, porno meraklısı olmadığını belirterek başladığı girişi mesela: “sanırım bayraklaştırılan türban korunma altına da alındı sonunda. bir de üniforma değil dini inancın gereği olduğu iddia ediliyor bu nesnenin hala. üniformalığı, bayraklığı da aşmış, kutsallar arasındaki yerini almış bile. ‘kafada türbanla seks olmaz, olsa da filmi çekilmez, çekilse de yayınlanmaz, yayınlanamaz!’ anlayışı egemenliğini ilan etmiş. yapacak bir şey yok; türban fantezisi olan porno severler rahibelerle idare edecek artık.” Bu sözlük yazarının derdi, öfkesi neye?

Son olarak, İtü Sözlük’ten “türbanlı porno” başlığı altındaki örnek yorumlar: “üsküdar meydanında türbanlı kızın erkek arkadaşına ağzının içine girip durumları el verdikçe bağdemcik ameliyatlarını gördükten sonra bu da mı gelecekti başımıza yerine kim oynuyomuş tepkisi verilecek porno”, "cehennem ateşiyle yak beni", "şeytana uydum dün gece","niyetimi senle bozdum" gibi film isimlerini beraberinde getirebilecek olan, konulu porno olmasının başarısını artıracağını düşündüğüm 7. sanat ürünü”.
İnternette türban ve pornoya dair bulduğumuz hemen tüm kaynaklar, Alberto Godenzi’nin tecavüz mitlerini getiriyor akla :
•    Cinsel şiddeti asıl tahrik eden kadınlardır.
•    Hiçbir kadın kendi isteği dışında tecavüze uğramaz.
•    Kadınlar gizliden gizliye kendilerine tecavüz edilmesini ister.
•    Tecavüz biyolojik bir zorunluluktur.

Porno dünyası bize gösteriyor ki, “ninelerimizin başörtüsü” ile aynı biçim dokunan o “bez parçası”, “türban” adıyla sembolleşince, bir de sokakta gezinmeye, kendi sözünü söylemeye kalkınca, başına gelenler “mini eteğin” tecrübe ettiklerinden pek farklı olmuyor. Oysa hepsi bedenimizde taşıdıklarımızdan, taşımayı seçtiklerimiz, seçmek istediklerimizden ibaret değil mi? Hepsi, evet seçene adından fazla bir anlam ifade eden, birer bez parçası değil mi?
Kadın bedeni üzerinde tahakkümse mevzu, namuslu kadınlarla porno güzelleri, mini eteklilerle türbanlılar arasında ayrım, herbirine farklı üsluplarla yaklaşılmasından öteye gitmiyor, hatta bazen o fark bile siliniyor.
Türbanlı öğrenci üniversiteye girmeye çalışınca, “türbanlı öğrenci pornosu”ndan kaçamıyor. Mini etek giyen öğrenciye de yan yana yürüdüğü ahlaklı çoğunluk “üniversite kapısından geçme hakkın olan kadın” değil, “mini etek pornosundakine benzeyen kadın” olarak bakıyor. Kamusal alandaki görüntümüz hangi imgeye daha yakın olursa olsun, ana fikir ortamıza kurulmuş, bağırıyor: “Senin hangi mekanlarda, hangi biçimle var olacağına ben karar veririm.”
 
Kurtuluş ancak bu ezber kategorilerin mağdurlarının kendi zihinlerini bunlardan tamamen temizlemesinde yatıyor. Aksu Bora’nın zenciliklerimizle ilgili analizi zihin açısı: “işaretler pek çok durumda gerçekliği göstermez, örterler.”  Kategorilerin ve kategorileştirmenin politikliğinin farkında olmak, içine konduğumuz kategorinin avantajlarına sığınmadan tüm kategorilerin içlerine deşmek, onları dağıtmak. Mesela, birbirinin derdine bakmaya, birlikte savunu yapmaya alışık olmayan “türbanlı” ve “mini etekli” sessiz çoğunluklar pornografikleştirilmeye karşı mücadelede birleşse, “başka bir dünya” daha yakın ve olası olmaz mı?
 
 
YONCA CİNGÖZ
BirGün Eleştirel Kültür
ŞUBAT 2011