Yaşamın yağmalanmasına karşı Sinop halkı direniyor

|

Yaşamın yağmalanmasına karşı Sinop halkı direniyor A Yaşamın yağmalanmasına karşı Sinop halkı direniyor

YAŞAR AYDIN/BİRGÜN

Dokunulmamış güzelliği ile, ekolojik tarımsal ürünleri yeni gelişen turizm olanakları ile kendini anlatacak olan Sinop, çok başka gündemlerle karşımıza çıkıyor. Nükleer, termik ve hidro-elektrik santral (HES) yatırımları Sinop’un en önemli gündemi olmuş durumda. Doğal yaşama geri dönüşümü mümkün olmayacak zararlar verecek bu enerji yatırımlarını kabul etmeyen Sinop, Türkiye’deki ekoloji mücadelesinin en önemli merkezlerinden biri. Bugün Sinop’un her metre karesinde bir enerji yatırımı yapmaya kararlı olanlara karşı teslim olmayan, direnen bir halk ve onların temsilcileri BirGün’ün konuğu oldular. Ev kadınından, köylülere, Belediye Başkanlarından Milletvekillerine kadar herkes bir olmuş haykırıyor. “Sinop’u kar hırsınıza teslim etmeyeceğiz”

Bu şehir santral istemiyor
Şengül Şahin(Yeşil Gerze Çevre Platformu)
Sinop’ta çevre ve yaşam mücadelesi bir kentin mücadelesi olduğu kadar her yaştan ve meslekten kadınların da mücadelesidir aslında. Bunlardan en öne çıkanlardan biri 24 bileşenden oluşan Yeşil Gerze Çevre Platformu(YEGEP) sözcüsü Şengül Şahin. İnanmış ve adanmış hayatların her şeyden ve herkesten daha güçlü olduğunu bize bir kez daha gösteren Şengül Şahin’e verelim kulağımızı:“Gerze halkı olarak, Anadolu Grubu’nun Yaykıl Köyü mevkiine termik santral kurmak için lisans başvurusu haberi aldığımız o kara günden beri mücadeleye devam ediyoruz. Mücadelemizin lokomotifi Yeşil Gerze Çevre Platformu adı altında bir araya geldiğimiz organizasyon oldu. Örgütlü çalışmalara başladık. Protestolarımıza her gün bir yenisi eklendi. Ayancık, Samsun, İstanbul, Ankara, Amasra, Bartın, Bergama gibi pek çok bölgede eylemdaş olduk. YEGEP, sokak mücadelesinden hukuksal mücadeleye her alanda vardı artık. Danıştay’a açtığımız ilk davayı kazandık. Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) süresinin başladığı süreçte ilçemizde termik santral kurmak isteyen Anadolu Gurubu, köylere ve Gerzelilere yardım paketleri dağıtmaya başladı. Okullara kendi sahibi olduğu firmalarında logoları olan formalar, toplar dağıtmak istedi. Yeni yıl, bayram deyip kargo şirketleri aracılığı ile evlere paket paket çikolata, koli dağıtmaya çalıştı. Duyarlılığını Gerze halkı gösterdi ve yapılan yardımları reddetti. YEGEP olarak dağıtılan paketleri firmaya geri göndermek isteyen halkın kulağı olduk. Takip ettik, engelledik. Köylerden kovduk. Köy köy bilgilendirme toplantıları yaptık. İlçe merkezinde bir büro açtık. Çalışmalarımızı her gün nöbet tutan arkadaşların da desteğiyle büromuzdan yürütmeye devam ettik. Paneller yaptık. 8460 imza topladık. İmzaları, Cumhurbaşkanlığından tutun da başbakanlığa, çevre bakanlığına gönderdik. Gerze sokaklarını “Termik Santrale Karşıyız” pankartları ile donattık. Tüm mali yükü dayanışma içerisinde çözerek karşıladık. 25 Nisan 2010’da, 11 bin nüfuslu ilçemizde 14 bin kişiye yakın katılımla dev bir miting gerçekleştirdik. Haftalarca çadırlarda nöbet tuttuk. Pes etmedik. Geldiklerinde teslim olmadık. Gerze’den tüm ülkeye yaşam mücadelesinin önemini bir kez daha anlattık.”
 
Yaşam hakkımız çalınamaz
Hale Oğuz (Sinop Çevre Dostları Derneği)

Çernobil Nükleer Santrali’nin patladığı 1986 yılından bu yana beş yakınını kanserden kaybeden Hale Oğuz, kurucusu olduğu ve şu anda Başkanlığını yürüttüğü Sinop Çevre Dostları Derneği (Kuruluş Tarihi 1993) ile Nükleer karşıtı mücadelenin simge isimlerinden biri. Hale Oğuz, Sinop Nükleer Karşıtı mücadeleyi anlattı:
“Sinop’ta nükleer santralinin varlığını ilk olarak Greenpeace üyelerinin kendilerini TEK Genel Müdürlüğü kapısına zincirlemeleri ile 1994 yılında öğrendik. Çernobil Nükleer Santral felaketinden çok fazla etkilenmiş olan ilimizde bu durum kabul edilemezdi. Önce bilinçlenmek için halktan yana ve doğru bilgi aktaracak insanlara ulaşmak için çok çaba harcadık. Sonra onlarca salon toplantıları yaptık ve peşinden meydanlarda Nükleersiz Yaşam Şenlikleri düzenledik. Mücadele zor, öfkeli ama hep renkli oldu. Doksanlı yıllarda Sinop ta mücadeleye damgasını vuran Eski Belediye Başkanımız Sayın Ali Karagülle’nin ‘’CESEDİMİ ÇİĞNERLER’’ sözü oldu. Birçok nedenden hükümetlerden destek alamadı ve hizmet üretmekte zorluk çekti ama hep Gönüllerimizin Başkanı olarak kalacak. 2005 yılı sonunda AKP Hükümeti ile yeniden gündeme getirilen Nükleer Santrale karşı yeniden mücadeleye başladık. Neredeyse AKP dışındaki tüm siyasi partilerin ve Sinop ta aktivitesi bilinen tüm sivil toplum kuruluşlarının katıldığı Sinop Nükleer Karşıtı Platformu’nu kurduk. Hiçbir nükleer güç, hiçbir nükleer gücün rüşvet gücü, hiçbir nükleer gücün politik gücü, hiçbir nükleer gücün bilim adamları, basını, şirketleri yaşam hakkımızı elimizden alamayacak!”

Şirket rüşvet dağıtıyor
Osman BELOVACIKLI(Gerze Belediye Başkanı)

Gerze Belediye Başkanı Osman Belovacıklı, bir yandan ilçesinin turizm merkezi olması için uğraşırken diğer yandan yapılmak istenen termik santrale ve HES’lere karşı mücadele ediyor. Başkan Belovacıklı, Gerze halkının taleplerinin herkes tarafından dikkate alınması gerektiğini söylüyor:

“Biz Sinop ve Gerze’nin turizm, eğitim şehri olmasını istiyoruz. Tarım alanlarımızda ekolojik tarım yapalım istiyoruz. Bu konuda da yıllardır uğraş içerisindeyiz. Anadolu Gurubu’nun Gerze Yaykıl Köyünde yapmak istediği termik santrali ilçemiz için felaket anlamına gelecektir. Biz Anadolu Gurubu’nun gücünden çekinmiyoruz. Hukuk, bilim ve vicdanlar bizim yanımızda. Neredeyse tamamı SİT olan, tarım arazisi olan bir alanda termik santrali kuracaklar. Bunu yaparken de her türlü yolu deniyorlar. Burada yaşamayan yaşlı köylülerden toprak satın alıyorlar (Bu toprakları on yıllığına bir köylü yurttaş kiralamış, parasını peşin ödemiş şimdi de tarım yapıyor), okullara, camilere rüşvet niteliğinde yardımlar yapıyorlar. Meseleyi o kadar ileri götürmüşler ki köyde içki içen yurttaşları tespit edip kendi markaları olan içkileri yolluyorlar. Halkımız hepsini ret etti. Dimdik termiğe karşı durdu, durmaya devam ediyor.

Tıksıra tıksıra değil ayakta öleceğiz
Ahmet Tiryaki (Yaykıl Köyü Muhtarı)

Sinop’ta termik santralin yapılacağı Gerze’nin Yaykıl Köyü direnişin kalbi. Bu konuda hiç kuşkusuz ödünsüz tavrı ile muhtar Ahmet Tiryaki öne çıkıyor. Tiryaki, yüzlerce yıllık tarihi olan köyleri savunduklarını söyleyerek, şirketin ve hükümetin bu büyük yanlıştan dönmelerini istiyor:
“Üç senedir bütün köy olarak termik santrallere karşı mücadele ediyoruz. Başta gerçekleri bilmiyorduk. Termik santral olan yerlere gittik. Hayat bitmiş. Suyu su değil, havası hava değil, tarım bitmiş. Yani millet yaşayan ölü. Bu kadar insan karşı. Neden vazgeçmiyorlar. Öyle kolay değil. Millet para kazanacak pisliğini biz çekeceğiz. Biz de burada öleceğiz. Bizi öldürmeden kimse burada termik santral yapamaz. Termik santral yapıldıktan sonra yavaş yavaş tıksıra tıksıra öleceğiz zaten. Öyle öleceğimize bu mücadelede ölelim. Ben bu köyün kamu görevlisiyim. Terörist değilim. Bu köylü de değil. Ama otobüslerle jandarma polis taşınarak üzerimize gelindi. Bunları bize reva görenler yanlış yapıyor. Rüşvete baskıya rağmen biz direneceğiz. Sonuna kadar da direneceğiz.” 
 
Turizm ve eğitim şehri olacağız
Engin Altay (Sinop Milletvekili)

Sinop Milletvekili Engin Altay, çevre mücadelesinin en önemli karakterlerinden biri.  “Halka rağmen hiçbir şey olamaz diyen ve Sinop halkının Ankara’daki sesi olmaya çalışan Altay’la Sinop’taki yaşam ve çevre mücadelesinin geldiği düzeyi ve geleceği konuştuk:
“Sinop ili sosyo-ekonomik olarak çok gelişmiş bir şehir değil. Ama doğal güzellikleri ile öne çıkan bir şehir. Maalesef AKP hükümeti Sinop’u bir enerji çöplüğü haline getirmek istiyor. Termik santraller, nükleer ve HES’lerle şehrimize geri dönüşü olmayan büyük zararlar verecek yatırımlar planlanıyor. Her meselede millet iradesini öne çıkaran Başbakan 12 Eylül Referandumu sonrası ‘Halkımız referandumlara alışmalı’ demişti. Ben de Sinop’ta referandum istiyorum. Bakalım bu konu ile ilgili halkımız ne diyor? Dayatmadan vazgeçilmeli. Halka rağmen yapılan bu tür girişimlerin yapılması dayatmadan başka bir şey değildir.

Ayancık tehdit altında
Sinop’un Ayancık ilçesi Termik Santral tehdidini yaşarken esas tahribatı hiç beklemediği yerden HES’lerden gördü. Ulusoy Holding’in sahibi olduğu HES projesi, kelimenin tam anlamıyla Ayancık ilçesinin üzerine karabasan gibi çöktü. Santral inşaatı sırasında çıkan hafriyatın gelişigüzel depolanması sonucu ilçe merkezi her yağışta heyelan tehdidini yaşıyor. Bu tehlike devletin resmi kayıtlarında da belirtilmiş. Ayancık Çevre Platformu Dönem Sözcüsü Ercüment Sarısoy “Tehlike biliniyor ama önlem alınmıyor” diyor. Sözcü Sarısoy Ayancık’taki gelişmeleri şöyle anlattı:
“Ayancık olarak termik santraline karşı verdiğimiz mücadele HES’leri gölgede bıraktı. Bu yüzden mücadelede geç kaldık. Ama hafriyatta yaşanan vurdumduymazlık ilçe halkını canından bezdirdi ve isyan noktasına getirdi.

Ayancık HES inşaatını yapanlar doğada telafisi mümkün olamayan hasarlar oluşturmakta, ağaçları katletmekte ve yöre halkımıza maddi ve manevi büyük zararlar vermektedir. Söylediklerimizi doğrulayan ilgili kurumlarca düzenlenen raporlar, ceza tutanakları ve şirket yetkililerinin yapmayı taahhüt ederek imzaladığı ama yerine getirmediği protokoller elimizde mevcut. Biz diyoruz ki su ve ağaç yoksa hayat da yoktur. Bu nedenle Ayancık’ta suyumuza ve ağacımıza yani hayatımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.

Ayancık Çevre Platformu olarak termik santrallere ve HES’lere  karşı olan mücadelemiz devam edecektir.”