'TAK ile herhangi bir ilişkimiz yok'

|

 A

ERTUĞRUL MAVİOĞLU

Gazetemize konuşan Bahoz Erdal, TAK örgütü konusuna açıklık getirdi: "Bunu daha önce Murat Karayılan da açıkladı. Bunların bir kısmı bizden ayrılanlardır. İnsanlar ayrılıyorlar, kimi gidiyor evleniyor, kimi maceracı bir yönelime giriyor. PKK'nin savaş tarzı kontrollüdür. Mesela bazı olaylar var ki, biz gücümüzü zor tutuyoruz."

HPG KURALI: ŞEHİRDE PATLAYICI YASAK

Hareketimizin duyarlılığı bakımından söylüyorum, arkadaşlarımız sivillerin zarar görmemesi için uyarılır. Konferans kararlarımız var. Mesela hiçbir biçimde şehirlerde bombalama eylemi yapılamaz. Net kararlarımız var: Bir şehirde patlayıcı eylemi olamaz. Mesela Şırnak’ın, Siirt’in merkezinde çok sayıda asker ve polis var, bunların ortasında bomba patlatabiliriz diye düşünülebilir. Çünkü polis ve asker buralarda rahat hareket ediyor. Hayır, patlatamayız çünkü ilkelerimize aykırı. Diyarbakır’da dershane önündeki patlama böyledir. Özür diledik bu eylemle ilgili. Patlama eylemleri şehir dışında yapılacak. Net kararımız bu. HPG eğitiminde verdiğimiz derslerde güçlerimizi bu konuda da eğitiyoruz. Şehir içinde yapılan eylemlerde düşman ne kadar zarar görürse görsün, bir sivilin parmağı bile kanasa bunun yanlış olacağını anlatıyoruz. Biz rastgele eylem yapmıyoruz. Savaşçılarımızı eğitiyoruz ve sivillere zarar gelmesinin önündeki engel de budur.  Yoksa asker, polis şehirlerde daha rahat dolaşıyor. Şehirlerde eylem yapmaya kalksak belki polise ve askere çok kayıp verdiririz ama bundan çok sayıda masum insan da zarar görür. Meşru ve haklı bir mücadele yürütmeye çalışan bir hareketiz. Eylem çizgimizi yönetmelik ve kurallara bağlamışız. O kurallar çerçevesinde birlikler inisiyatiflidir. Bunun dışında hiçbir açık kapımız yoktur. MİT ve asker çok iyi biliyor: Ben cihazdan (kapsama alanı çok geniş olan telsiz) arkadaşlarımıza bu kurallarımızı defalarca anlatmışım. Onlara kurallarımızı tekrarlatmışım. Herkes net bir biçimde bu talimatları almıştır.



KURALSIZ SAVAŞIRSAK KİMSE GÜVENMEZ
Bu kadar insan PKK’ye katıldı ve hepsi aylarca yıllarca eğitim aldı, kitap okudu, örgütün amaçlarını öğrendi. Bütün kadrolarımız PKK’nin yaşam tarzını içselleştiriyor, eylem çizgisini benimsiyorlar. Yaşama, doğaya, insana bakışımız var. Öğrettiklerimizin, söylediklerimizin aksini yaparsak bu kadar insanı biz nasıl bir arada tutabiliriz? Bizim asıl moral kaynağımız, haklılığımız ve doğruluğumuzdan geliyor. Haklı olmazsak, bu moral kaynağına sahip olmazsa insanlar, neden PKK içinde kalsınlar? Bir bölge komutanı iki ya da üç yanlış yapsa o yapı içindekiler artık onu dinlemez. Herkes rapor yazar. ‘Yanlış yaptı, uyardık, dinlemedi’ derler. Yaşam konusunda da yanlışlar olabilir. Kadrolar bunu da bize rapor ederler. Biz bu koca örgütü nasıl denetliyoruz, işte böyle. Bu örgütte kimsenin dediği dedik değildir. Kolektif bir yönetim ve örgüt anlayışı oluşturmuşuz. Bir arkadaş mutlaka koordine eder ama biz ekip çalışmasını esas alıyoruz. Herkesin söz hakkı var, iki aylık bir arkadaş bile görüşünü söyleyebilir. Günlük yaşam içinde herkes diğeriyle eşittir. Biz böyle bir örgütüz.

TÜRK – KÜRT ÇATIŞMASINI PKK ENGELLEDİ
Batıda linç olayları oluyor. Cizre’de, Şırnak’ta kaç Türk’ün yaşadığını oradakiler bilirler. Fakat bu güne kadar batıdaki linç olayları karşısında Kürdistan’ın herhangi bir bölgesinde karşı linç yaşanmadı. Bunun nedeni çok açık. PKK, linç olaylarına karşıdır. Bizim savaşımız Türk-Kürt savaşı değildir. PKK olmasa bunlar da çığırından çıkar. Bu devletin değil, PKK’nin sayesindedir. Devlet elinden gelen kışkırtmayı yapıyor. Türk-Kürt çatışması çıkması için bütün zemini hazırlıyor fakat PKK bunun önünde engel oluyor. Kürt gençleri linçler karşısında çok öfke duyuyorlar. Biz söylediğimiz zaman ‘tehdit’ olarak algılanıyor ama Şerafettin Elçi de söylemişti. Onun ‘Barış ve uzlaşma için son şans’ deyişi önemlidir. Kendisi bizim siyasal hareketimizden de değildi.  Burada önemli olan Önderliğin rolüdür. Şimdi söyleyeceklerimi, ‘Öcalan’ı serbest bırakmak için konuşuyor’ diye yorumlayacaklar. Öyle değil. Bunu propaganda yapmak için söylemiyorum. Hiçbir şeyi devlete beğendiremiyoruz. Önderlik olmasaydı, o çağrıyı yapmasaydı, hiçbir savaşçımızı geri çekilmeye ikna edemezdik. Esirleri de Önderlik istediği için serbest bıraktık. Bize karşı savaşmış insanlardır, suç işlemişlerdir, neden bırakalım ki? Ama Önderlik bir çağrı yaptık ve serbest bıraktık. Tüm bunları sağlayan Önderliğin etki gücü ve iradesidir. “

HPG İÇİNDEKİ KADINLARIN BİRİMİ ÖZERK
YJA Star(Star Özgür Kadın Birlikleri), HPG içinde kadın arkadaşların örgütüdür. Kadın arkadaşlar özerktir. Mesela bir bölgeye 20 kadın arkadaş  mı gidecek, kimlerin gideceğine biz değil onlar karar verirler. Kendi konferanslarını kendileri yaparlar, kendi yönetimlerini kendileri oluştururlar. Kendi yaşamlarını kendileri örgütlerler. Biz onlara karışamayız. HPG’nin kendi kural ve yönetmelikleri dışında kendi kural ve yönetmeliklerini de oluştururlar.

TAK’I PKK’DEN AYRILANLAR KURDU
TAK ile herhangi bir ilişkimiz yok. Bunu daha önce Murat Karayılan da açıkladı. Bunların bir kısmı bizden ayrılanlardır. İnsanlar ayrılıyorlar, kimi gidiyor evleniyor, kimi maceracı bir yönelime giriyor. PKK’nin savaş tarzı kontrollüdür. Mesela bazı olaylar var ki, biz gücümüz zor tutuyoruz. Diyarbakır’da 2006’de çoluk çocuğun vurulduğu olay. Böyle olaylar gençlerde öyle bir öfke yaratıyor. PKK’nin disiplini olmasa, inanın Türk-Kürt savaşı çıkar. Herkesin PKK’ye bu öfkeyi kontrol ettiği için teşekkür etmeli. PKK gücünü kontrol eden, anlayışı olan bir örgüt. PKK’yi yok ederseniz o zaman nasıl bir şiddet doğacağını herkes görür. 



Osman Öcalan da önderliğe bağlıyım diyor, TAK da önderliğe bağlıyım diyor. Bizden kaçan insanlar  arasında profesyonel eylemciler var. Sabotaj, suikast konularında uzman olanlar da var. 30 yıldır savaşıyoruz, çok deneyim kazandık, bizden kaçanlar da çok eğitimlidir. Bazılarını devletler kullanıyor, mesela haber alıyoruz; bizden ayrılanlar KDP’de, YNK’de askeri eğitim veriyor. PKK insanları etkiliyor. Ama bizim disiplinli bir örgüt yapımız var. Önderliğe bağlıyım demek PKK’liyim demek değildir. PKK gerçekten bir şanstır. Gençlerdeki öfkeyi görüyor herkes. Bu öfkeyi kontrol eden, doğru yola kanalize eden PKK’dir. PKK olmasa, belki her devletin parmağı bile işin içine girer. Kürtler artık eski Kürtler değil. İşkence yaparım, aşağılarım, yok sayarım, onlar da boyun eğerler. Bu devir çoktan geçti. Son üç yıl içinde on bin tutuklu, Ahmet Türk’e saldırı, çoluk çocuk demeden Kürtlere uygulanan şiddet. Bunların hepsi Kürtlerde boyun eğme değil, aksine başkaldırı ve büyük bir öfke hissi doğruyor. PKK işte bunu kontrol altında tutuyor. Bütün Kürtleri etkileyen bir PKK, tüm karmaşayı engeller. Türkiye’de doğru dürüst bir sosyolojik analiz yok. Filistin olduğu zaman çocuklar taş attığında günlerce değerlendirmeler yapıyorlar. Olay PKK’ye gelince bütün bu analizler başka bir biçim alıyor.

AYNUR DOĞAN BİLE YASAKLANIYOR
Geçenlerde Aynur Doğan’ı dinledim televizyonda. ‘Ben konser yapamıyorum, bize salon vermiyorlar’ diyordu. Bizden biri değil, hatta bize mesafeli olduğunu da söylüyor. İstanbul’da da neler yaptılar konser sırasında. Amerika’daki siyahların durumunu, onların yaşadıklarını düşündüm, bunu duyunca. Sahne vermiyorlar, konser yaptırmıyorlar, her zaman bahaneleri var. Fakat Aynur Doğan’ın başına bunların gelmesi çok açıktır. Kürt olduğu için engelleniyor. Bu kadar ayrımcılığa maruz kalan bir toplumuz. Aynur Doğan benim eleştirdiğim biridir. Sanatla siyaset bir olmaz demişti. Ama ‘Keçe Kurdan’ ile tanındı ve o şarkı savaşan Kürt gençlerini anlatır.