Haziran’dan Sonra Başka Bir Mevsim Var

|

Haziran’dan Sonra Başka Bir Mevsim Var A Haziran’dan Sonra Başka Bir Mevsim Var

Önder İşleyen

İsyan ve toplumsal kalkışmalarla belirlenen geçiş içerisinde yeni bir çağa doğru ilerliyoruz. 21. yüzyılın devrimine açılan tarihsel dönemin nasıl gelişeceği, bu deneyimler içinden şekillenen sınıf mücadelesinin seyri içinde belirlenecek. On yıllardır sosyalizmin tarihsiz ve öznesiz kaldığına yönelik post-modern yaklaşımların etkisi altında biçimlenen toplumsal muhalefet, bu mücadeleler içerisinde kendi öznesini ve tarihselliğini de yeniden inşa ederek, ezberden teorilerinin yerine de somut gerçeklik içinden üretilen teorik-ideolojik çerçeveyi de şekillendiriyor.

Direnişler bu anlamda pek çok işareti içinde taşımakla birlikte, hareketin belirli yönlerine bakılarak çıkarılan özet sonuçlarla yetinmek doğru değil. Aksine, hareketin bugün büyük oranda kendini yolunu aramaya yönelen ilerleme çizgisinin parçası haline gelerek, önümüzdeki dönemin yeni mücadele formlarının oluşturulması mümkün olabilir. Hareket, toplumsal muhalefetin ve solun mevcut durumunu aşarken, henüz solun kendini aşma arzusunu ortaya koyamadığından olsa gerek, hareketi yine kendi bildik çerçevesi içinde anlamlandırmaya, kendinden menkul biçimlendirmeye dönük nafile çabalardan da söz etmek mümkün. O yüzden bazıları komik görünme riskini göze alarak "ortada ders mers yok hareket bizi doğruladı" minvalinde konuşabiliyor.

İktidar ve Sokak


Bu tür kalkışma anları elbette kimi tarihsel dönemlerde köklü düzen değişikliklerine kaynaklık etmiştir. Ancak bu yalnızca kitlelerin ayağa kalkışı ile değil, pek çok başka etkenin de varlığı ile mümkün olmuştur. Bugün neredeyse çeyrek yüzyıldır süren büyük bir suskunluk döneminin ardından yaşanan bu ayaklanmanın, bir kırılma yaratmakla birlikte düzenin köklü dönüşümünü mümkün kılacak bir iradeye henüz sahip olmadığı da ortada. Bu anlamda bir devrim anında değiliz; fakat hareketin en önemli sonucu kitleler ve sol zihninde yarattığı devrimdir.

Bu anlamda iktidarın ele geçirilme anında değil, forumlarla halkın iktidarlaşma sürecinin imkanlarının çoğaldığı bir dönemin önü açıldı. Soldan da kimilerinin bundan pek de memnun olmadığını söylemek mümkün. O yüzden olsa gerek halkın kendi inisiyatifiyle parklarda, sokaklarda geliştirdiği örgütlülüğünü yok sayıp, örgütlü olmayı "kendi biricik örgütüne üye olmakla eş tutan" bir yaklaşım sergileyebiliyor. Veya hareketin tepesine bir "bir şapka geçirerek" iktidar alternatifi yaratabileceğini düşünen sihirbazlık girişimlerine de rastlanıyor. Sonuç da bu tür hayatı kendi bildiklerini donmuş kalıplar halinde tekrarlayarak kavramaya çalışanlar için Haziran’dan sonra yine Temmuz gelecek! Artık mevsimlerin değiştiği bir dönemdeyiz.

Hareketin şimdiden düzen içi sözde demokrasi kanallarının dışına çıkmış olması, iktidar nezdinde de bir korku kaynağına dönüşmüş durumda. O yüzden Erdoğan, "bildik ve tanımlı olmayan" muhalefeti "parti ve sandık" düzlemine davetle yeniden kendi siyaset zeminine çağırıyor. Hareket ancak bunu reddedip sokaktaki demokrasi zeminini güçlendirerek parklarda, mahallelerde, iş yerlerinde halkın iktidarlaşma süreci içerisinde yıkıcı ve kurucu iradeye dönüşebilir.

Hareket ve Özne


Yeni dönemin en önemli sorunsallarından birisi de "tarihsel özne" kavramı olarak öne koyuldu. İşçi sınıfının değişen yapısından hareketle çoğu çevre, sosyalizmin tarihsel öznesini kaybettiğinden söz ederek kimlik merkezli özne arayışları ya da emekçi halk sınıflarının tek bir bileşini üzerinden –misal yeni yoksullar- devrimin öznesi türünden tartışmalar sürdürdü.

Bugün yaşanan patlama ve isyan dalgalarının gösterdiği ise neoliberal sömürü içerisinde güvencesizleşen ve yoksullaşan kesimlerle birlikte emekçi halk dinamiğinin yeniden özneleşmesidir. İfadesini kimi zaman özgürlük, kimi zaman adalet taleplerinde bulmakla birlikte; gerek gençlik kesimlerinin kendilerini bekleyen geleceksizliğe, gerek orta gelir grubunun yaşadığı ekonomik gerileme, gerekse işçi ve emekçi kesimlerinin işsizlik ve güvencesizlik dalgası altında ezilmesinin yarattığı sorunlar bu tür anlarda bir şekilde birbiriyle buluşuyor. Dolayısıyla AKP’ye karşı özgürlük arzusuyla kendini ifade eden bu direniş, bir yanıyla da sınıf mücadelesinin bugünkü biçimlenişidir. Hareket bu anlamda da bu birleşik mücadelesinin içinde, yeni tarihsel dönemin devrimci öznesini de şekillendirecektir.

Taksim’den Tahrir’e Bir Yol

Bu tartışmaların bir yanı da Tahrir’den Wall Street’e, Puerto Del Sol Meydanı’ndan Taksim’e kurulan bağdır. Kuşkusuz yeni dönemin isyan hareketlerinin birbirine etki eden ve birbirini tetikleyen yönlerinde benzerlikler mevcut. Ancak bütün bu hareketleri aynı düzlemde ele almak doğru değildir.

Bu hareketlerden ortaya çıkan birkaç noktaya baktığımızda birincisi yeni bir gençlik kuşağının mücadeleye dahil olma biçimidir. Yeni gençlik kuşağın, militanlık ve örgütlenme tarzlarıyla birbirine benzeyen hareketlerin ortak yanı esnek ağ biçimindeki ilişkilenme biçimleriyle siyasete dahil olmalarıdır. Süreklilik arz etmeyen, parlayan-geri çekilen ancak ağın içinde kalmayan devam eden gençlik kuşağının enerjisinin ve aklının üzerine inşa edilecek devrimci bir siyaset de ancak buna uyumlu başka tarzlar, formlar icat ederek mümkün olabilir. Bu anlamda örgütün tek bir biçimde ele alınmadığı, öz örgütlülükler ve sosyal zeminler içindeki ağlar üzerinden ilişkilenmiş bir hareketle bugükü isyan potansiyeli kavranabilir.

Öte yandan harekete ilişkin ikinci temel noktayı ise Tahrir Meydanı deneyimi üzerinden düşünmek mümkün. Tahrir Meydanı’nda milyonların yıllardır diktatörlük altında geliştirilen sömürüye itirazları; birinci evrede Mübarek’ten Mursi’ye, ikinci evrede Mursi’den Sisi’ye iktidar devri ile pasifize ediliyor. Ordunun rolünün değişmediği, sonuçta her şeyin dönme dolap misali en başa geri döndüğü bu durum, kitlesel kalkışma ve direnişler içerisinde halkın iktidarlaşmasına dönük zemin ve örgütlülüklerinin yaratılmasının zorunluluğunu da ortaya koyuyor.

Bütün bunların bize söylediği: Haziran sonrası zamanlar, sokaklarda, mahallelerde, okullarda, iş yerlerinde halkın söz, yetki ve karar sahibi olduğu zeminlerde halkın iktidarlaşma mücadelesinin güçlendirilmesi mevsimidir!