L. Doğan Tılıç yazdı: Son pişmanlık!

|

L. Doğan Tılıç yazdı: Son pişmanlık! A L. Doğan Tılıç yazdı: Son pişmanlık!

 Gezi protestoları boyunca Ertuğrul Günay’ın her biri birer vicdan sesi olan “cıvıldaşma”larını okurken, “geç olsun da güç olmasın” diye geçirdim aklımdan.

Gerçi, AKP’ye katılmasına gerekçe olarak sıraladıkları bence ne kadar “boş” idiyse, vicdani cıvıldaşmalarının iktidar cenahında bir karşılığı olabileceğini sanmak da o kadar boştu.

AKP’nin elde avuçta ne varsa satıp savarak ekonomiyi yürütme anlayışının ve

ben yaptım oldu” tavrıyla kedisinden başkasını dinlemeyen otoriterliğinin vardığı noktada kah “yetmez ama evet” diyenlerin, kah Günay gibi bizzat AKP saflarına geçip destek verenlerin payı büyük.

Yine de, Günay’ın Gezi mesajları, “zararın neresinden dönülse kardır” gibi özdeyişleri anımsatacak nitelikteydi.

Çok daha iyileri de vardı, ama ilk aramada karşıma çıkan şu mesajlara baksanıza: “Bir kadına başörtülü olduğu için saldıran her kimse Allah kahretsin! Bir park yüzünden bunca anneyi ağlatanları da Allah bildiği gibi yapsın!”, “İstanbul’da, kamunun elinde kalmış birkaç parça yeşili bina/AVM yapıp ranta kurban etmek mi doğru, koruyup, insanların yararına sunmak mı?”, “Bu bir ağaç fetişizmi değil; İstanbul’da, şehir içinde kalan birkaç yeşil alanı tüketim/rant/kar hırsına teslim etmemenin mücadelesidir.

Lakin, şimdi her toprak parçasını bir rant alanına çeviren iktidarın, kendi kutsallarından saydığı ve köklerini bağladığı Menderes’in hatırasını da satılığa çıkarması karşısında aynı özdeyişlerin Günay’ı teselli etmeye yeteceğini sanmam.

Konu malum; Menderesler’in aylarca yargılanıp tutuklu kaldıkları, sonrasında da asılarak idam edildikleri YassıadaBakan Günay’ın da çabaları ile Demokrasi Müzesiyapılmaya çalışılırken, ne olduysa oldu, önce yapılaşma izni olmayan sit alanı olmaktan çıkarıldı, sonra da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yaptığı bir planla adanın yüzde 65’inde yeni inşaat izni çıkarıldı.

AKP iktidarı, ekonominin çarklarını döndürmek için gerekli parayı bulmak adına kentleri birer rant alanına çevirdi ve “deli para”ları çekecek “çılgın projeler”i birbiri ardına sıralayıp duruyor.

Eh, özelleştirip satılacak fabrika falan kalmadı tabii. THY’nın kamuya ait hisseleri de satılacak, ama oradan gelecek para düzenin diş kovuğunu bile doldurmaz.

Yassıada’nın yüzde 65’ini inşaat alanına çevirmek, kentten rant devşirmeye dönük diğer çılgın projelerle kıyaslandığında ne kadar çılgın sayılır bilmiyorum, ama “muhafazakar demokrat” zihniyet için “hatıra” itinayla muhafaza edilecek bir şeyse eğer, en azındanGünay’ın deyimiyle “Demokrat Parti’nin hatıralarına saygısızlıktır”.

Sayın Günay yine güzel söylemiş: “Yassıada, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca tamamen tarihi ve doğal koruma kurallarına bağlı kalarak 27 Mayıs yargılamalarının ortamını canlandıracak bir anı müzesi olarak tasarlanmıştı. … Şimdi bu tasarıdan vazgeçilmesini ve yeni yapı yoğunlukların oluşturulmasını doğru bulmuyorum. Yassıada’nın demokrasi tarihimizdeki özel ve acı verici yeri, bu alanı fazlaca ‘turistik’ hale getirmeden mümkün olduğunca özgün yapısıyla korumayı gerektirmektedir. Yapılaşmayı arttırmak ve yargı süreci dokusunu yeni binaların arasında seyirlik hale getirmek, adaya uygun olmadığı gibi 27 Mayıs mağduru Demokrat Partililerin hatıralarına da özensiz ve saygısız bir düzenleme olacaktır.

Çok doğru! (Madımak’ın bir “Utanç Müzesi”ne dönüştürülmemesi orada yanan canların hatıralarına özensizlik olduğu gibi).

Ancak, “Zararın neresinden dönülse kardır” diyen bu güzel dilin, “Son pişmanlık” konusunda da özdeyişleri var! 


L. DOĞAN TILIÇ