Kendi rüzgârımızı kendimiz yaratacağız!

|

Kendi rüzgârımızı kendimiz yaratacağız! A Kendi rüzgârımızı kendimiz yaratacağız!

SERBAY MANSUROĞLU

Özgürlük ve Dayanışma Partisi, 12 Haziran seçimlerine devrimci bir rüzgarla hazırlanıyor. ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, iki yıl önce ‘yeniden kurulacak bir ülke için eşitlik, özgürlük, devrim’ sloganıyla seçildiği kongre sonrası emek ekseninde devrimci bir iddiayla  partiyi yeniden kitlelerle buluşturmak için yola koyulmuştu.  Aradan geçen iki seneden sonra şimdi ÖDP, devrimcilerin partisi olarak seçimlere hazırlanıyor. ÖDP ve seçimler üzerine söyleştiğimiz Genel Başkan Taş, bize devrimci ÖDP’yi, hedeflerini ve çalışmalarını anlattı.

»ÖDP için seçimler ne ifade ediyor?
Sosyalistler için her seçim dönemi, içinde bulunulan siyasal toplumsal koşullarla ilişkisi içinde anlamlıdır. Her seçim dönemi toplumdaki artan politikleşmeye bağlı olarak, toplumsal yaşam içindeki devrimci eğilimlerin derinleştirilmesi ve tüm ezilenlerinin taleplerinin yaygınlaştırılması için önemli, çok yönlü bir çalışma fırsatıdır. ÖDP siyasal mücadele tasavvurunu seçimlerle sınırlayan bir parti değildir. ÖDP seçim çalışmasını sınıfsal-toplumsal mücadele zeminlerinde yürütülen mücadelelerin güçlendirilmesinin ve düzene karşı mücadelenin geliştirilmesinin bir aracı olarak görmektedir. Siyaset olmak alternatif olmaktır. Bugün ülkemizin ve tüm emekçi sınıfların temel ihtiyacı egemen sınıf siyasetlerinin dışında gerçek bir alternatif yaratmak, iddialarına ve öz gücüne dayanan bağımsız bir devrimci-sosyalist siyasetin geliştirilmesi ve güçlendirilmesidir. ÖDP 12 Haziran seçimlerine bu temel amaçla katılmakta, kapitalizme, sermaye egemenliğine ve onunla bütünleşmiş AKP iktidarına karşı sosyalizmin ve emekçilerin sesi olmayı hedeflemektedir.

»12 yıl aradan sonra ÖDP 81 ilde kendi ad ve adaylarıyla seçime katılıyor? Bu durumun özel bir anlamı var mı?
12 Haziran seçimleri ÖDP’nin kurulmasından bu yana katılacağı 4. Milletvekili Genel Seçimi. Daha önceki üç seçime de kendi adımız ve adaylarımızla katıldık, ama bu katılım tüm seçim bölgelerini kapsayan bir katılım değildi. Bu anlamda bu seçim sizin de söylediğiniz gibi tüm seçim bölgelerinde kendi adaylarımızla katılacağımız ilk seçim olacak . Bu seçimde ülke çapında emekçilerin, ezilenlerin, devrimin ve sosyalizmin sesi soluğu ve kürsüsü olabilmek bizim için çok anlamlı ve önemli.
NE GEÇMİŞ TÜKENDİ NE DE YARINLAR...
»ÖDP önümüzdeki seçimde nasıl bir strateji izleyecek?
ÖDP geçmişi geleceği diyalektik bir bütünlük içinde ele alan bir partidir.  Kurulduğu günden bu yana “Ne geçmiş tükendi, ne de yarınlar” diyen bir partidir.  ÖDP bir yandan Türkiye’de devrimci ve sosyalist hareketin mücadelesinin bütün devrimci değerlerine sahip çıkarken, diğer yandan Che Guevera gibi “Gelecek biziz ve bunu biliyoruz!” diyerek bunun özgüveniyle geleceği bugünden kurmaya yönelmektedir. ÖDP’nin bu çağrısının muhatabı öncelikle Türkiye nüfusunun da büyük bir çoğunluğunu oluşturan gençlik olacaktır. Geçmiş devrimci miras ve onun bugünkü ak saçlı sürdürücüleri ile genç kadınlar, erkekler genç işçiler, işsizler, öğrenciler bizim bu seçimlerde temel gücümüz olacaktır. Geleceği elinden alınmaya, geleceksizleştirilmeye mahkûm edilmeye çalışılan ama buna teslim olmayan gençliğin devrimci coşkusuna ve yüreğine inanıyoruz. Teslim olmamış geçmişimizi, teslim olmaya niyeti olmayan gençlik ile buluşturacağız. Güçlü bir muhalefet mevzisi yaratacağız.

»Seçimlerde oy hedefiniz ne kadar? Ne kadar oy alırsanız başarılı, ne kadar oyun altında kalırsanız başarısız olduğunuzu varsayacaksınız?
Biz kuşkusuz seçimlerde alınacak oy toplamı bakımından hayal kurmuyoruz. Türkiye sosyalist hareketinin bu seçimlerle iktidara gelmeyeceğini biliyoruz. Bu nedenle eğer iktidar olursak diye başlayan vaatlerde bulunmayacağız. Ama devrimcilik bir yönüyle hayal kurma işidir ve halkımıza, yurttaşlara vaadimiz ve sözümüz iktidar perspektifinden kopmayan güçlü bir muhalefet mevzii kurmaktır. Oyum boşa gidecek kaygısında olanlara diyeceğiz ki  “Hayır oyunuz boşa gitmeyecek. ÖDP’ye vereceğiniz her oy AKP-cemaat iktidarının ülkemizi sürüklemekte olduğu karanlık gelecek karşısında direniş gücüne verilecek bir oy olacaktır!” Bu karanlık gelecek karşısında tek umut ışığı sosyalistlerin devrimcilerin direnme kararlılığıdır. Biz de yurttaşlarımızı korkuya değil umuda oy vermeye çağıracağız.  ÖDP’ye verilecek her oyun ülkemizdeki korku iklimini dağıtacağını, dahası zalimlerin yüreğine korku salacağını, ezilenler için de umut olacağını anlatacağız.
ÖDP’nin seçim platformundaki ölçütleri burjuva partilerinin ölçütleri ile aynı şekilde ele alınamaz. Yüzde 10 seçim barajı gibi Türkiye’nin model olarak sunulduğu Mısır ve Cezayir’de bile olmayan bir baraj ve adil olmayan bir seçim karşısında bu ucube demokrasi anlayışına karşı ÖDP’nin seçimlere katılması her şeyden önce bir direnmedir.  Ölçütlerimiz emekçilerin ve ezilenlerin öz örgütlerinin, toplumsal örgütlenmelerinin geliştirilmesiyle, eşitlikçi-özgürlükçü bir siyaset anlayışının güçlendirilmesiyle ilgilidir. Kuşkusuz alacağımız oy da bu mücadele sürecindeki başarımızın, çalışmalarımızın karşılığının bir göstergesi olacaktır.

»ÖDP’nin geçtiğimiz hafta seçim politikasını duyurduğu günlerde açıklanan “İnsanca yaşam insanca düzen”, “Geleceğimizi Kazanalım’,  “Devrimciler var” sloganlarının politik arka planında neler var?
Şu an seçim beyannamemiz hazırlanıyor ve temel çağrımız “12 Haziran’da Gençlerin, Kadınların, Yoksulların, Devrimlerin ve Sosyalizmin Kürsüsünü Kuruyoruz” olacak. Ama yukarda dile getirdiğimiz sloganları da kullanıyoruz, bunlara eklenecek yeni sloganlarımız ve çalışmalarımız da var. “İnsanca yaşam insanca düzen” sloganı çoğu insana naif geliyor. Ama sosyalizm bugün insanlıkla özdeşleşmiş durumda. İnsanlığı topyekun bir yıkıma, savaşlara, açlığa ve yoksulluğa götüren kapitalizm karşısında tek gerçek alternatifin devrim ve sosyalizm olduğunu vurguluyor. Kapitalizm insanı yalnızca ekonomik olarak yoksullaştırmıyor aynı zamanda insani olarak ta yoksullaştırıyor, insani niteliklerinden uzaklaştırıyor. Bunu anlatacağız ve yine diyeceğiz ki AKP’nin ve kapitalizmin geleceği yok. AKP’nin dayandığı neo-liberal politikaların benzerleri tüm dünyada iflas etmiştir. AKP ve kapitalizm geleceğimizi çalıyor, bunlara karşı geleceğimizi kazanmalıyız, geleceğimizi kurmalıyız. Bu noktada geleceksizleştirmeye karşı geleceği birlikte kurmaya çağrı devrimci bir çağrıdır.
Yıllardır devrimcileri sosyalistleri ezerek güzel bir ülke yaratacaklarını iddia ettiler. Her şeyin bozucusu bütün ahlaksızlıkların ve kötülüklerin kaynağı onlara göre devrimcilerdi. Onun için olabildiğince ezmeye çalıştılar devrimcileri. Ama devrimciler bu ülkede ve dünyada iyiliğin ve güzelliğin kaynağıydı. Devrimciler ülkede yeni katliamlar olmasını engellediler, devrimciler darbelere karşı mücadele ettiler, devrimciler okullarımızın mahallelerimizin faşistler ve gericiler tarafından işgal edilmesini engellediler, devletin şiddetine karşı mücadele ettiler. Ama yıllardır devrimcileri ezerek çürümüş, güzellikleri yok edilmiş, kalbi köreltilmiş sevgisiz bir ülke yarattılar. Bencil ve bireyci bir insan ve toplum yarattılar. Devrimcilerin geleneği bütün baskılara ve oyunlara rağmen yok edilemeyen bir gelenektir. O yüzden böyle bir devrimci direnişçi geleneğin bütün kötülüklere karşı yeniden yükseltildiğine ve yükseltileceğine dair bir iddiadır “Devrimciler var” sloganı. Bu memleketin yalnızca yalancısı, soyguncusu, sahtekârı yok; bu memleketin devrimcileri de var. Bunu daha fazla görecek sahtekârlar ve egemenler.

»ÖDP’nin önümüzdeki seçimlere tek katılacak olmasına özellikle CHP tarafından yükselen “oyları bölüyorsunuz” iddiasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bizim oylarımız bize, CHP’nin oyları kendinedir. Söz konusu ettiğiniz söylem her dönem devrimcilerin önüne çıkartılmıştır. 12 Eylül öncesi “Faşizm geliyor”, 12 Eylül sonrası “Faşizmden çıkmak için SHP(CHP)”, “Siyasal İslam’a karşı CHP” denildi. Şimdi de “AKP’nin tek parti diktatörlüğüne karşı CHP” deniliyor. CHP “halkın iktidarını kuracağız diyor” ama halkın iktidarı ABD emperyalizmi ile kurulmaz. Biz devrimciler hiçbir zaman CHP’yi emekçilere ve ezilenlere umut olarak sunmadık. CHP de hiçbir zaman ezilenlere ve emekçilere umut olmadı. O yüzden yalancı rüzgârlara kapılmaya, sahte umutlara bel bağlamaya gerek yok.
12 Haziran’da devrim ve sosyalizm seçeneğini temsil edeceğiz!
SOSYALİSTLERLE ORTAK EYLEME DEVAM
»ÖDP olarak seçimlere yönelik parti politikanızı belirlemeden önce bir “sosyalist odak” oluşturma yönünde çabalarınız vardı. Referandumda yan yana gelinen TKP, EMEP, Halkevleri ile neden yan yana gelinemedi? Ya da BDP’nin destekleyeceği bağımsız adayları desteklemeyi neden tercih etmediniz?
Evet, bu seçimler öncesinde, referandumda yan yana geldiğimiz güçlerle başlayan ama onları da aşan, toplumdaki tüm devrimci demokratik muhalefet odaklarını da kapsayan bağımsız, sosyalist bir odak yaratmayı hedefledik. Bildiğiniz gibi referandum sürecinde sosyalist hareket uzun zamandır ilk kez ülkedeki siyasal tartışmalarla ve iklimle etkin bir ilişki kurmayı başarmış, özellikle ideolojik ve politik etkisini hissettirmişti. Biz bu sürecin, yarattığımız etkinin devam ettirilmesi ve geliştirilmesi yönünde iyi niyetli bir çaba içinde olduk. Yarattığımız odağı “Bir Arada Yaşayalım” anlayışımız çerçevesinde Kürt hareketiyle de anlamlı ve eşit bir ilişki içerisinde seçim platformunda buluşturmayı arzuladık. Seçimlere böyle bir birliktelikle ortak logo, ortak isim ve ortak bağımsız adaylarla katılmayı istedik. O yüzden sosyalist hareketle, Kürt hareketi ve Alevi hareketi arasında toplumsal-siyasal taleplerimiz ekseninde etkin bir işbirliği yaratmak temel amacımızdı. Bu konuda ilk olarak sosyalist güçlerin yan yana gelmesi önemliydi. Bu noktada geliştirdiğimiz çabalardan sonuç alamadık. Bunun nedenleri üzerine şu anda bir tartışma yürütmeyi gerekli görmüyoruz. Ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz ki elimizden gelen çabayı gösterdik. 
Şunu da belirtmek isteriz ki, seçimlerde sağlayamadığımız birliktelik kimseyi karamsarlığa itmesin. Sosyalist devrimci güçlerin kendi aralarında kurduğu ilişki düzeyi samimi, içten, yalana, ayak oyunlarına dayanmayan bir ilişki oldu. ÖDP olarak biz de buna çok dikkat ettik ve geçmişte yaşanan olumsuzlukların tekrarlanmaması için çaba harcadık. Dolayısıyla seçim sonrasında mücadele zeminlerimizi ortak olarak güçlendirmemizi engelleyen bir durum söz konusu olmadı.
BDP’nin önerisi ise bu süreçte gündemimize geldi. Öneri bir siyasi ittifak önerisi değil, BDP’nin kendi gerçekliğinden hareketle, kendi merkezi inisiyatifinin belirleyici olacağı bir seçim siyasetiydi. Biz de var olan durum ve seçenekleri örgüte taşıdık, geniş bir şekilde tartıştık. Örgütümüz gelinen aşamada ÖDP’nin kendi politikalarını tek başına anlatmasının doğru olacağına; sosyalistlerin, devrimcilerin ve ezilenlerin seçim sürecinde temsil edilmesinin önemine dikkat çekti. Biz de şimdi bu kararın gereğini yerine getiriyoruz.
Öte yandan ÖDP olarak Türkiye’nin en önemli sorunu olan Kürt sorununu “oyumuzu düşürür” ya da “tepki toplarız” gibi toplumdaki kimi gerici eğilimlere teslim olan bir anlayışla ele almadığımızı belirtmek isterim. Biz Türkiye’nin her yerinde Kürt sorunu ve Kürt sorununa devrimcilerin bakış açısını, çözüm yollarını anlatacağız ve Kürt yurttaşlarımızın dil kimlik kültür vb. taleplerini savunacağız.
CHP SAĞA AÇILIYOR
»Sosyalistler seçimde CHP’yi nasıl görmelidir? Sizinle birlikte diğer sosyalist parti başkanlarının CHP’den aday olması yönünde çağrılar da oldu. Bu konu neden tartışılmadan kapandı?
Bu konunun tartışılmadığını söylemek doğru olmaz. Elbette ÖDP örgütü bu konuyu da tartıştı. Ancak CHP’ye ilişkin değerlendirmemizi yukarıda ifade ettik. Öte yandan CHP yönetiminin de sosyalistlere yönelik açık bir çağrısı olmadığını eklemek gerekir. CHP’ye yakın veya CHP’yle sosyalistlerin bu dönem yan yana olmasını isteyen iyi niyetli insanların çeşitli çağrıları oldu. Ama gördüğümüz kadarıyla CHP yönetimi sosyalist devrimci güçlere açılmaktan ziyade merkez sağ güçlere açılarak güçlenebileceğini düşünüyor. Bunun dışında bizim için, benim veya bir başka arkadaşım için mesele bir başka güce dayanarak parlamentoya girme meselesi değildir. Biliyoruz ki “taşıma suyla değirmen dönmez”. Bugün esas olan devrimci bir siyasetin bağımsız bir çizgide geliştirilmesidir. Biz bu siyaseti geliştireceğiz. Bu siyasetin gücüyle elbette parlamentoya da gireceğiz.
Öte yandan biz seçim çalışmalarımızı ya da siyasal varlığımızı CHP’nin eleştirisi üzerine kurgulamıyoruz. Muhalefeti eleştirerek muhalefet yapılmaz. Bizim temel eleştiri konumuz kapitalizm ve onun neo-liberal siyasetleriyle bütünleşmiş AKP iktidarıdır. Biz kendimizi ve esas olarak AKP etrafında kurulan yeni rejime karşı halkın taleplerini ve sosyalizmi anlatarak mücadele yürüteceğiz.
ÖDP devrim ve sosyalizm geleneğinin, tüm devrimcilerin partisidir.

»Birlikte kurulamayan sosyalist odak, sizi halkın ve devrimcilerin bağımsız kürsüsünü kurmaya mı yöneltti? Bu girişim aynı zamanda Türkiye Sol’unun dağınık görüntüsünü ÖDP’de bir araya getirme çabası olarak da düşünülebilir mi?
Öncelikli olarak BirGün aracılığıyla bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Seçim hakkını elde eden ve bunu kullanacak olan ÖDP’nin kürsüsü bütün devrimcilere, sosyalistlere açıktır. Ve onların da kürsüsüdür. Bu kürsüyü birlikte değerlendirebiliriz. Bunun dışında kendimizi tek sosyalist odak olarak sunmuyoruz. Sosyalist, devrimci hareketin önemli bir parçası olarak görüyoruz kendimizi. ÖDP hiçbir zaman kendisi ile yetinmedi. Toplumsal muhalefetin ve sosyalist devrimci hareketin inşası sorununu her zaman önemli bir gündem olarak gördü. Ancak bugün bu yenilenme ve sosyalist hareketi geliştirme çabası basitçe çeşitli partilerin üst kurulları arasındaki tartışmalarla sağlanamıyor. Ya da çokça örneğini gördüğümüz şekilde sürekli yeni partiler kurarak da bir yere varılamıyor. Evet, ÖDP’yi aşabilecek devrimci bir siyaset oluşturabilmek bizim kalkış noktamızdır. Seçimlerden sonra bu konuda daha pozitif adımları da atabileceğimizi düşünüyoruz. Ama bunun için ÖDP’nin bu eşiği aşması gerekiyor. ÖDP’nin bu seçimlerden güçlenerek çıkması, sosyalist hareketin toplumsal-siyasal muhalefet zemininde ve devrimci bir doğrultuda yeniden inşası çabaları için bizi oldukça cesaretlendirecektir.

»ÖDP’nin aday profili nasıl şekillenecek? Eskişehir’de tamamı kadın olan adaylar, Ahmet Şık, Selçuk Özbek gibi isimlere adaylık teklifi gibi gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Adaylarımızdan daha çok öne çıkaracağımız konu fikirlerimiz olacak. Adaylarımız bu fikirlerin sözcüsü ve temsilcisi olacak. Açıkçası medyatik aday arayışımız yok. Kendi rüzgârımızı kendimiz yaratacağız. Eskişehir’deki kadın adaylarımız medyatik olsun diye bulunmadı. Kadın meclisi oturmuş demiş ki “Eskişehir’de ÖDP’nin 6 milletvekili adayını biz kadınlar oluşturalım. ÖDP’yi biz temsil edelim”, demişler. İl örgütü toplantısında bu taleplerini kararlılıkla ifade etmişler ve bu talep il örgütü tarafından büyük ilgi görerek kabul edilmiş. Bu gelişme bizim de ÖDP adayları içinde kadınların ağırlık taşıması yönündeki düşüncelerimizle paralel olmuştur. Ahmet Şık’a adaylık önerimiz ise, onun böyle bir adaylık düşünmediğini bildiğimiz halde, onun devrimciliğine, sosyalistliğine ve dürüst gazeteciliğine sahip çıkmak ve kefil olmak için yapıldı.  Yine Selçuk Özbek arkadaşımızı aday olarak önermemiz de onun bütün dünyanın emekçilerini sömüren, ezen IMF başkanına attığı ayakkabı eylemindeki öfkeyi sahiplenmektir.
İstanbul’un göbeğinde büyük gökdelen yapmakla övünen, işçileri iliğine kadar sömüren Sapphire patronları karşısında 35 gün direnişi yürüten işçileri temsilen Mustafa Adnan Akyol gibi kardeşlerimizi aday göstereceğiz. ÖDP bu seçimlerde göstereceği adaylarıyla sosyalistlerin, devrimcilerin, ezilenlerin, gençlerin ve kadınların direnişini, taleplerini sahiplenecek, geliştirecek ve her düzeyde onları temsil edecektir.