JORGEN PETERSEN: Bir kez daha ABD’nin yağma savaşına tanık oluyoruz!

|

JORGEN PETERSEN: Bir kez daha ABD’nin yağma savaşına tanık oluyoruz! A JORGEN PETERSEN: Bir kez daha ABD’nin yağma savaşına tanık oluyoruz!

ABD liderliğindeki koalisyon güçleri Afganistan ve Irak’ın ardından Libya’ya da saldırdı. Saldırı her zamanki gibi “insani müdahale” söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Savaşa yönelik tepkiler ise giderek artıyor. ABD ve Fransa’nın Libya’ya yönelik saldırısına ilk destek veren ülkelerden birisi de Danimarka’ydı. Danimarkalı komünistler hem saldırıyı başlatan Washington’a hem de saldırıya ilk gününden beri destek sunan Kopenhag hükümetine tepkili. Libya saldırısını sert bir şekilde eleştiren Danimarka Komünist Partisi Genel Sekreteri Jørgen Petersen’le Almanya’da yayınlanan Junge Welt gazetesinden Freja Wedenborg görüştü.

 

»Danimarka Komünist Partisi NATO’nun Libya saldırısına şiddetle karşı çıkıyor. Hangi gerekçelerle bu saldırıya karşı çıkıyorsunuz?

Çünkü ABD ve onun sadık müttefikleri bir kez daha “insani yardım” bahanesi adı altında bir yağma savaşı yürütüyor. Gerçek şu ki Libya büyük bir petrol rezervine sahip ve ABD başta olmak üzere Batı dünyası bu rezervleri kontrol altına almak istiyor. Fransa ise petrol karteli TOTAL’in çıkarlarını kollamak amacıyla Libya’ya özel bir ilgi ve yakınlık gösteriyor.

 

»Libya’ya yönelik saldırılar uluslararası kamuoyuna demokratik bir yönetimin inşası gibi çeşitli gerekçe ve argümanlarla pazarlanıyor.  Asıl hedef bu değil mi?

ABD’nin demokrasi ve özgürlük bahanesiyle müdahale ettiği ülkelerin hiçbirinde demokratik bir yönetim kurulamamıştır. Savaşın ardından demokratik bir rejim kurulabilir mi? Tartışılır. Bu savaşın ardından demokratik bir hükümetin kurulup kurulamayacağı meçhul! Şimdi şu isyancılara bakalım bir: Bingazi’deki ulusal konseyin üyelerinin çoğu kısa bir süre öncesine kadar Muammer Kaddafi’nin emrinde çalışmış olan kimselerdir.

 

»Askeri müdahaleye sunulan bir başka argüman ise Batı’nın Kaddafi’nin kendi halkını öldürmesine seyirci kalamayacağı şeklinde?

Libya’da sivil halka yönelik hiç kuşku yoktur ki şiddet var. Fakat buna karşılık savaş ve sonrasında halka yönelik daha fazla şiddete başvuruluyor. Bu iç savaş uzun sürecek ve savaşın Libya’daki farklı ekonomik ve toplumsal gruplara yönelik bir savaşa dönüşmemesi için hazırlıklı olmalıyız. Bu politik kaos Irak savaşında bir milyonun üzerinde insanın yaşamına mal oldu. Benzer bir durum Libya için de geçerli olabilir. Emperyalizm benzer argümanlarla her yıl dünya genelinde milyonlarca insanın yaşamına mal oluyor. Tabii medya sürekli insani felaket ve toplu katliamlardan bahsedince insan serinkanlı bir kafayla düşünemeyebiliyor. Sonuçta etkileniyorsunuz. Ama buna rağmen politik davranmak ve düşünmek zorundayız. Eğer emperyalist hegemonyaya karşıysak politik düşünmek ve davranmak zorundayız. Danimarka gibi bir ülkenin bu yağma savaşına ortak olması çok kötü.

 

»Savaşın alternatifi ne olabilirdi?

Savaş başlamadan önce Afrika Birliği ve Latin Amerika ülkelerinin örgütü ALBA iki umut verici öneri sundu. Birinci öneri Afrikalı örgütler adına Güney Afrika lideri Jacop Zuma bir diğeri ise Venezuela lideri Hugo Chavez tarafından sunuldu. Her iki öneri de Libya hükümeti tarafından kabul gördü, isyancılar tarafından reddedildi. Danimarka ABD’nin arkasına takılacağına, görüşmeler ve olası bir çözüm için tavrını ortaya koymalıydı.

 

»Ama isyancılar da uçuşa yasak bölge talep etti. Bu sizin için yeterli değil mi?

Libya’da bir iç savaş yaşanıyor. Yabancı güçler her iki tarafı destekledikçe, çatışmalara müdahil oldukça da savaş kısa sürede sona erecek gibi değil. Acilen gerekli olan şey uzlaşma ve arabuluculuk.

»Arap Ligi de askeri operasyonu destekledi!

22 üyeli Arap Ligi’nde sadece 11 ülke uçuşa yasak bölge için oy kullandı. 3’ü karşı çıktı 8’i ise destekledi. Batı ülkelerinin çıkarları doğrultusunda hareket eden bu sekizli grup, Suudi Arabistan’ın himayesinde bulunan Körfez’deki Arap ülkeleriydi ve bu ülkeler bölgedeki her türlü isyanı ve ayaklanmayı bastırmak için ellerinden geleni yapıyor. İlk adım olarak daha geçtiğimiz günlerde muhalefetin isyanını bastırmak için sivillere karşı kullanılmak üzere Bahreyn’e Suudi askerleri gönderdiler. Şimdi bu ülkelerin Libya’daki isyancılardan yana tavır belirlemesi oldukça absürt bir durum olarak göze çarpıyor.

 

»Bir itiraz daha: Askeri müdahaleye gerekçe olarak BM’nin kararı gösteriliyor.

Birleşmiş Milletler’in (BM) yardımıyla bir emperyalist savaşa ilk kez girişilmiyor ki. BM kararı oldukça tartışmaya açık. Örneğin; Uçuşa yasak bölgeyi kim uygulayacak ve bu süreç ne kadar sürecek belli değil. Tamamen ABD ve müttefiki Avrupa ülkelerinin inisiyatifine bırakılmış, onların belirleyeceği bir durum. Bu nedenlerle Libya kentleri BM güçleri tarafından değil NATO tarafından bombalanıyor.

Almanca’dan çeviren: İBRAHİM VARLI

http://www.jungewelt.de/2011/04-01/052.php