Doğru bildiğimiz yoldan sapmadan yürüyeceğiz

|

Doğru bildiğimiz yoldan sapmadan yürüyeceğiz A Doğru bildiğimiz yoldan sapmadan yürüyeceğiz

iNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI SERDAR HARP:
Doğru bildiğimiz yoldan sapmadan yürüyeceğiz

YAŞAR AYDIN

TMMOB inşaat Mühendisleri Odası 43. Olağan Genel Kurulu bugün Ankara’daki Genel Merkez binasında başladı. Üç gün sürecek kongre öncesi İMO Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Harp ile geçen iki yıllık süreci ve önümüzdeki döneme ilişkin hedefleri konuştuk. Başkan Harp net konuştu: “Her türlü baskıya rağmen İMO doğru bildiklerini söylemeye devam edecek.”

»TMMOB ve İMO son bir yıldır aleyhine çıkarılan KHK’ler ve yasalarla boğuşuyor. Siyasal iktidarın size dair bu ilgisini neye bağlıyorsunuz?

2010’un Mart ayında gerçekleştirdiğimiz kongreden bu yana iki yıl geçti. Bu iki yıl neoliberal anlamda siyasal dönüşümün en hızlı yaşadığı yıllar oldu. Uzun yıllardır devam eden neoliberal sistemin inşasında ciddi yol alınmıştı. Ama siyasal toplumsal alanda da bunun uzantılarını yaratmak gerekiyordu. Dolayısıyla AKP iktidarı kurumların dönüştürülmesi ve yasal mevzuatların değiştirilmesi konusunda bu iki yılı iyi değerlendirdi. Anayasa değişikliği, torba yasalar, bunlara bağlı olarak çıkartılan mevzuat var. Yargının denetim altına alınması, polis ve ordunun üzerinde hegemonya süreçleri neredeyse tamamlandı. Ülkeyi ve mesleğimizi yanlış noktalara sürükleyen bu değişimlere karşı tepkimizi doğal olarak dile getirdik. Üyelerimiz ve halkımız için bu tepkiyi göstermeliydik.

Bu dönemde aynı zamanda özelleştirme süreci ülkenin doğal kaynaklarına kadar uzandı. HES projeleri bunun en önemli göstergesi. Tüm toplumsal dokuyu zedeleyecek plansız, hesapsız projeler yapıldı. Doğal olarak bölge halkının tepkisini çeken projeler oldu. İMO, her zaman olduğu gibi halkın yanında siyasal iktidarın karşısında oldu.
Tüm bu süreç içerisinde aldığımız tutumun TMMOB ve bağlı odalara yapılan saldırıyla çok ciddi ilişkisi var.

»inşaat ve rant yıllardır Türkiye’de neredeyse birlikte kullanılan iki kelime. iktidarlar İMO’yu ranta giden yolda engel olarak görüyor olabilirler mi?

Sadece bu iktidar değil 70’lerden beri iktidar olan tüm siyasal yapıların inşaat sektöründen finanse edildiği çok net. Ama AKP hükümeti tek başına mevzuat ve yasaları oluşturma yetkisine sahip olması nedeniyle çok daha pervasız olarak yapıyor. Kentsel dönüşüm dedi, bu alanda oluşan kentsel rantı birilerine aktardı. Yoksul halkı kentin dışına itecek, boşalan alanlarda ortaya çıkan kentsel rantı peşkeş çeken anlayışa İMO biraz da ironi yaparak rantsal dönüşüm diyor.

TMMOB ve bağlı odalar bu rant yaklaşımının karşısında oldu. Kentsel dönüşüm insan odaklı yapılırsa anlamlı olabilir. Tarihi, ekonomik, kültürel ve sosyal boyutları olan bir yaklaşımla yapılmalıdır. Ancak, siz sadece yoksul halkın arazilerini alıp birilerine peşkeş çekiyorsanız bu kentsel dönüşüm değil. Dolayısıyla da biz 3. köprüye karşı çıkarken de MARMARAY’ı desteklerken de farklı bir yaklaşımımız yoktu. 3. köprüyle birlikte bir taraftan su kaynaklarımız yok edilecek, diğer taraftan ormanlar yerleşime açılacak, 5 milyon yeni insan şehre çekilecek ve İstanbul yaşanılır bir yer olmaktan çıkacak. Biz buna itiraz ettik. Toplu taşıma, özellikle de raylı taşımanın hep yanında olduk.

iMO talan düzenine karşı, kuruluşundan bu yana kim yaparsa yapsın direndi. Bu iktidarları rahatsız etti. Uzun süredir bu böyle. En son olarak Devlet Denetleme Kurulu incelemelerde bulundu. TMMOB ve bağlı odalarda bir tane bile usulsüzlük bulamadılar. Bu sefer de “Siyaset yapıyorsunuz” dediler.

»KHK’ler ve mevzuatta yapılan değişiklikler odayı nasıl etkileyecek?

Biz bu değişikliklere itiraz ettiğimizde hükümet “kaynakları kesiliyor ondan itiraz ediyorlar” diyor. Hiç ilgisi yok. Para işi bir şekilde çözülür. Tüm bu yaşanan değişikliklerde halkımız doğrudan doğruya etkilenecek. Biz bu uyarılarımızla kamu görevimizi yerine getiriyoruz.

Torba yasalarla, KHK ile Odaları bakanlıkların alt müdürlüklerine bağladılar. Yetkileri kısıtladılar. Örneğin odaların tuttuğu Sicil Durum Belgesi zorunluluk olmaktan çıktı. Oysa bu, yaşadığımız büyük depremler sonrası gündeme gelen ciddi bir kontrol mekanizmasıydı. Sicil tutma görevi odalara aitti. Oda niçin sicil tutar. Kaliteli ürün çıkması için, uygun yapılar inşa edilsin diye, meslektaşlarının yetkinleşmesi için sicil tutar. Şimdi kaçak mühendisler ve yetersiz ürün çıkma süreci başlayacak ve sonuçlarından doğrudan doğruya halkımız etkilenecek. Mesleki niteliğin ve kalitenin yükseltilmesi için konulan bir zorunluluğu ortadan kaldırıyorlar. Böylece iMO ve TMMOB'a bağlı Odaların kamusal bir görevi yapmasının önüne engel çıkarıyorlar.

Denetimsiz bir mesleki faaliyetin önünü açarsanız yarın büyük sorunlarla karşılaşacaksınız demektir. Yapı Denetim firmalarıyla bu süreci yürütmeyi öngörüyorlar. Ama ortada yapı denetleme uzmanlığı ve yetkinliği içeren bir yasa yok. iki yıllık bir mühendis hangi birikimle, hangi bilgiyle neyi denetleyecek? Dolayısıyla bu değişimler aslında iMO ve TMMOB'a bağlı odalara saldırı gibi görünse de aslında kamuya halka saldırıdır. Çünkü halkın sağlıklı konutlarda yaşama hakkı var, bu Anayasadan gelen bir haktır. Elimizden alınan şey budur.

»Denetim mekanizmasının ortadan kaldırılması güvenli ve sağlıklı konutların varlığına da şüphe düşürür. Bu anlamda yeni bir bina, sağlıklı bir bina anlamına gelmiyor diyebilir miyiz?

Kesinlikle diyebiliriz. Bununla da yetinmediler yasal düzenlemeyle kamu binalarını tamamen kontrol dışında bıraktılar. 2.000'e yakın TOKİ şantiyesini 17 müşavir firma denetliyor. Kadrosu yok. Kendilerine ve yetkililere de sorduk, kabul ettiler. Biliyoruz ki afetlerde en çok zarar gören kamu binalarıdır. Buralarda da yoğun nüfus yaşar. Bunlar hastaneler, okullar, yurtlar, cezaevleridir.  Bunların sağlıklı üretilip üretilmediği çok önemli bir konu.

TOKİ'nin inşaatı yapacağı araziyi kamulaştırma, projelendirme, imal etme ve satma yetkisi var. Tüm süreçler TOKİ’de başlayıp TOKİ’de bitiyor. Peki kim denetleyecek? Hiçbir aşamasında denetim yok. Denetim görevi kamuda olmalıdır. Ama kamu tasfiye edildi. DSi, iller Bankası, Karayolları'nı tasfiye ettiniz. Buralarda yetkinleşen mühendisleri işten çıkardınız, şimdi de kadrom yok diyorsunuz.
iMO, kamu görevi yükümlülüğüyle yaşanan tüm olumsuzlukları ifade eden, nasıl olması gerektiği konusunda görüş bildiren bir örgüt. Bu nedenle insanımızın doğrudan yaşamını etkileyecek denetim konusundaki hassasiyetimiz ve ısrarımız devam edecek

»Bilgilendirme çalışmaları örgüt içine mi yoksa kamuoyuna mı olacak?

Biz iki alanı ayrı düşünmüyoruz. Kendi örgütümüzü ve kamuoyunu bilinçlendirmeyi hedefleyen bir çalışmayı başlattık, önümüzdeki dönem devam ettireceğiz. Müthiş bir dezenformasyon var. Buna karşın halkı bilgilendirme çalışmalarımıza ara vermeden devam edeceğiz. Gerektiğinde sokağa ineceğiz. TMMOB örgütlülüğü 12 Martları, 12 Eylülleri atlattı. Bu güçlüklerin de üstesinden gelecek güce sahiptir. Kamu adına, halk adına kazanılmış hakların ve yetkilerin devredilmesine sesiz kalmak mümkün değildir. Biz faaliyetlerimize devam edeceğiz. Onlar ne yapmaya çalışırlarsa çalışsınlar. Biz söyleyeceğimizi söyleyeceğiz.

Şunu açıklıkla söyleyebilirim ki meslektaşlarımız bu bilince erişmiş durumda. Hangi şubeye giderseniz gidin herkes aynı şeyi söyleyecektir. Çünkü bu düşünceler halk adına söylenen sözlerdir.

Biz bu değerleri kolay kazanmadık. Halktan ve emekten yana bir örgüt olmaya devam edeceğiz.

Meslek Odaları sağduyudur. Siyasi iktidarların yanlış yapmasını engelleyen, uzmanlığı, birikimi olan örgütlerdir. Bir yıllık mühendisten okuldaki profesöre kadar hepsi bizim üyemiz. Bu anlamda ciddi bir üretkenliğimiz, enerjimiz var. Mesleğimizin yapısal ve siyasal anlamda sorunlarına dair çok ciddi önerilerimiz var. Kendilerini yanlış yapmaktan alıkoyacak yapılar olarak görebilseler bizi, sorun çözülecektir. Bire bir görüşmelerimizde bunları anlatıyoruz. Sayın Bayraktar’la görüşmemizden sonra kaygılarımızı anladığını ve çok faydalandığını söyledi. Ama burada bitmiyor. Siyasal dengeler ve başka şeyler devreye girdiğinde her şey başkalaşıyor. Farklı bir mecraya doğru gidiyor. Rantsal politikalar ön plana çıkıyor.

»Kongrenin temel mesajı ne olacak?

TMMOB ve İMO tek başına sadece mesleki konulara eğilen bir örgüt değil. Türkiye’de ve dünyada yaşanan siyasal süreçlerle mesleki sorunların birbirine bağlı olduğunu bilir.

Türkiye yine zor günler yaşıyor. Önümüzdeki günler Suriye’ye yönelik savaş çığlıkların atıldığı, Kürt bölgesinde silahların daha yoğun kullanıldığı günler olacak. Türkiye’de barışın, kardeşliğin, özgürlüğün hâkim olduğu bir dünya içim mücadele etmeye devam edeceğiz. Özgürce, baskıdan uzak mesleğimizi yaparken, onurlu bir hayatı sürdürme gayreti içerisinde olacağız.

Afet yasası rant yasasıdır

»Bir yandan odaların yetkilerini elinden alma çalışmaları sürerken diğer yandan kamuoyu tarafından 2B ve Afet Yasası diye bilinen yasalar da çıkarılıyor. İMO olarak bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

iki yasa da çok önemli ve büyük tehditler içeriyor. Afet Riski Taşıyan Alanların Dönüştürülmesi Yasası’nın alan tarifinde toprak var. Türkiye’nin toprak anlamında yüzde 92’si afet riski taşıyor. Yasa bize şunu diyor: “Oradaki binalar sağlam ya da çürük olsun bölge afet riski taşırsa ben yıkabilirim.” Bu düzenleme afete karşı mücadele için yapılan bir şey değil. Kentlerde envanter çalışmaları yaparsanız, afetlere karşı binaların dayanıklılığını ölçersiniz, bir kısmını yıkıp yeniden yaparsınız, bir kısmını güçlendiririsiniz. Ama siz bu yasaya dayanarak sağlam bir binayı yanındaki çürük binayla birlikte bölge afet bölgesi diye kendinize yıkma yetkisi alıyorsunuz. Bu nasıl mücadele?..

Bu yasayı yapıya göre değil toprağın yapısına göre yaptığınız anda bunun altında başka bir şeyin olduğu ortaya çıkar. Yasa adı altında kentsel değerlerin bir biçimde birilerine aktarılma çabasıdır. Geçmişte birtakım yasalarla koruma altına alınmış yerleri de buna dahil ediyor ve bu sürece itiraz dahi edemiyorsunuz. Halk da itiraz edemiyor. Böyle bir yaklaşım olabilir mi. Tapunun dahi bir önemi yok artık.

2B ve 2A arazileri için çıkarılan yasanın da bundan hiçbir farkı yok. Bunlar tamamen rant anlayışıyla ortaya çıkarılan ve tüm doğal kaynaklarımızı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakan yasal düzenlemeler.