Birlikte mücadele ederek kazanacağız

|

Birlikte mücadele ederek kazanacağız A Birlikte mücadele ederek kazanacağız

MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI ALİ EKBER ÇAKAR:
Birlikte mücadele ederek kazanacağız

YAŞAR AYDIN

TMMOB Makina Mühendisleri Odası 44. Genel Kurulu’nu bugün Ankara’da Kocatepe Kültür Merkezi’nde topluyor. Türkiye’nin dört bir yanından gelen mühendisler bir yandan mesleki sorunları tartışırken diğer yandan da ülkenin içinde bulunduğu durumu kamuoyu ve meslektaşlarıyla paylaşacaklar. MMO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar kongre gündemini BirGün’e değerlendirdi.

»Hem MMO’yu hem de Türkiye’yi zorlu bir süreç bekliyor sanırım. Bugün itibariyle geride kalacak olan son iki yıllık süreci değerlendirir misiniz?

Gerçekten Türkiye ve meslektaşlarımız, doğal olarak da birliğimiz zor günler yaşadı, hâlâ da yaşıyor. Her gün toplu iş cinayetlerinin yaşandığı bir ülkedeyiz. Hak isteyen herkes copla, gazla cezalandırılıyor. Kadınlara yönelik şiddet ve öldürme olaylarındaki artış ürkütücü. Barış istemi zorla bastırılıyor. Düşünce özgürlüğünden, adil yargılanmaktan bahsetmek ülkemizde neredeyse olanaksız. Bu ülkemizin bir yüzü.

Diğer yüzünde emekleri için direnen Savranoğlu, Bosch, Hey Tekstil işçileri var. Sağlık hakkı için, gerici ve piyasacı eğitime karşı direnenler var. Toprağını suyunu satmayanlar var. Türkiye’nin bu yüzü umut olmaya devam ediyor. TMMOB ve bağlı odalarla umudu büyütmek için mücadelemize devam ediyoruz.

AKP’nin izlediği emek karşıtı politikaların bizi de etkileyeceğini biliyorduk. AKP’nin fütursuzca uyguladığı yeni liberal programlar sonucunda, mühendislik ve halkımız aleyhine olan ekonomi, sanayi, istihdam politikaları hız kazandı. Tüm düzenlemelerde sermaye gözetildi. AKP’nin ustalık dönemi dediği şeyin, daha çok işsizlik ve yoksulluk olduğunu anladık. Yine bu dönem TMMOB ve bağlı odaların siyasal iktidar tarafından yeniden düzenlenen mevzuatlar ve peş peşe çıkarılan KHK’lerle baskı altına alınmaya, etkisizleştirilmeye çalıştığı dönem oldu.

»Bu dönemde TMMOB ve bağlı odalar iktidarın merceğine girmiş gözüküyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

TMMOB ve diğer meslek örgütleri olarak kamusal bir görev yürütüyoruz. Bu iktidar dönemiyle sınırlı olmayan ama bu dönemde pervasızlaşan bir baskıyla karşı karşıyayız. Mevzuat değişiklikleriyle etkisizleştirmeye çalışıyorlar.

Mevzuat düzenleme çalışmalarıyla mesleki denetim ve birçok hizmet sunumu Odamızın elinden alındı. Hükümet genel seçimler öncesinden başlayarak çıkardığı KHK’larla ülkenin bütün imarını ve koruma alanlarını ranta açmayı amaçlanıyor. Aynı zamanda, meslek ve uygulama alanlarımızı daraltıyor, mühendislik disiplinlerini yok sayıyor.

Hükümetin TMMOB ve bağlı odaların mevzuatlarına bu kadar yoğun ilgi göstermesinin arkasında, kuşkusuz oluşturmaya çalıştığı rant anlayışının karşısında ciddi bir engel olarak görmesi var. Ama bu kural ve hukuk tanımaz tavırlardan meslektaşlarımızla birlikte halkımız da büyük zararlar görecek. MMO yılların bilgi birikimi ve deneyimli meslektaşlarımızla hizmet veriyordu. Bizi cezalandırmak, ekonomik anlamda zayıflatmak için atılan adımlar ülkemize ve insanımıza büyük zararlar verecek.

»Oda olarak bu baskılara karşı bir eylem planı oluşturuyor musunuz?

Bütün bu konular önümüzdeki yeni dönem için birer mücadele başlığı oluşturuyor. Yeni durum ve yeni dönem, her şeyi yeni baştan planlamamızı gerektiriyor. Örgütlü üye ilişkilerimizi yeni yöntemler de ekleyerek geliştirmemiz, daha fazla üyeyle temas kurmamız ve onları örgütlü üye ağına dahil etmemiz gerekiyor. Odanın mevcut gücünün korunması gerekiyor. İl ve bölge kongrelerimizde bu konuları tartıştık. Şimdi burada yapacağımız tartışmalarla süreci bir eylem ve mücadele planı haline getireceğiz.

»Gördüğümüz kadarıyla karamsar değilsiniz…

TMMOB ve MMO’da oluşan birlik en üst düzeyde. Bu korunmalı ve geliştirilmeli. Disiplinimizi, dayanışmamızı ve örgütlülüğümüzü her koşulda geliştirmek, Odamız ve TMMOB’a yönelik olası ani saldırılara karşı hazırlıklı olmak bizim görevimiz. Ayrıca şunu söylemek isterim ki TMMOB tarihi bu ve benzeri türde baskı ve yıldırma politikalarına karşı verilen mücadeleler tarihidir. Mücadele geleneğimiz yıllar içinde oluştu. Örgütlü gücümüzü pekiştirerek bu saldırıları da püskürteceğimize inanıyorum. Bu yüzden sürece dair en ufak bir karamsarlık hissetmiyorum. Sadece omuzlarımızda büyük sorumluluk olduğunu biliyorum. Yılların birikimine dayanan, çok sayıda meslektaşımızın, hepimizin emeği ve özverisiyle oluşturulan demokratik, emekten ve halktan yana TMMOB örgütlülüğünün korunarak sürdürülmesi, bu dönemin bize yüklediği en kritik sorumluluktur. Mesleki sorumluluklarla toplumsal sorumluluklarımızı, meslek alanlarımızı koruma ve genişletme çabalarıyla kaynaştırıp bütünleyerek, yolumuza direngen bir tarzda devam etmeliyiz.

»AKP iktidara demokrasi vaadiyle geldi. Ama anlattıklarınız aslında durumun tam tersi olduğunu söylüyor. Oysa AKP birçok liberal ve sol düşüncede aydını ikna etmiş gözüküyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye yüzünü AB’ye dönmüş ve demokratikleşiyordu. AKP ve liberaller böyle anlatıyordu. AB eliyle demokratikleşme masalının yanlışlığı bir yana AKP’nin gerçek yönelimi hiçbir zaman demokrasi olmamıştır. Eski Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin yerini alan özel yetkili mahkemelerde gazeteciler, öğrenciler, aydınlar, akademisyenler, hak arayan toplum kesimleri, milletvekilleri hükümsüz şekilde yargılanıyor. Uzun süreli tutukluluklar, yasal alanda siyaset yürüten insanların KCK operasyonlarıyla tutuklanması, Hopa vb davalarda görüldüğü gibi bütün muhalefet kesimlerinin sindirilmesine dair çabaları var AKP’nin. Odamız ve TMMOB’nun de karşı çıktığı pek çok dönüşümün referandumda kabul edilmesiyle birlikte, yargı başta olmak üzere, devlet içerisinde AKP ile çelişkili hiçbir yapı kalmadı, yeni rejimi inşa etti. ABD politikalarına tabiiyetiyle düzen içi unsurların en güçlü dinamikleri arasında yer alan Cemaat, bugün gölge bir iktidar aygıtı olarak çalışıyor. Polis ve özel yetkili mahkemeler bu yeni rejimin kuruluşunda en önemli rolü üstlenmiş durumda.

Kürt sorununda 90’ların savaş çizgisine dönülmesi, Uludere’de 34 köylünün katledilmesi olayıyla bir kez daha görüldü. Tüm bu yaşananlar “liberal demokrasi” vaazlarıyla bazı aydın eskilerinin, bazı sanatçıların, medya şakşakçılarının ve gerçekte toplumsal tabanları olmayan “yetmez ama evet” aymazlığındaki marjinal liberal sol çevrelerin yanıldığını ve bizim, TMMOB’un tutumunun ne kadar doğru olduğunu gösterdi. Artık kimsenin AKP’nin demokrasi yalanlarına inandığını sanmıyorum. Sol liberal ve solcu olarak bilinip hâlâ o cenahtan konuşanların ise artık solcu olduğu fikrinde değilim.

»Türkiye dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinin başında geliyor. Bir yandan da işsizlik sürekli artıyor. Bu rakamlardaki çelişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Müthiş bir aldatmacayla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum. AKP hükümeti dünyanın en yüksek büyüme oranlı ülkesi olmakla övünüyor. IMF’ye göre ise krize en yakın ülke Türkiye. Dünya Bankası’na göre de dış kaynak gereksinmesinin milli gelire oranının yüzde 10’u aşmasına dayalı kırılganlık ölçütü açısından Lübnan, Nikaragua, Arnavutluk, Jamaika ve Gürcistan’dan sonra, en kırılgan ekonomi Türkiye ekonomisidir.

Türkiye, Dünyanın oransal olarak en yüksek cari açığının yaşandığı ülke durumunda. Ekonominin halk için iyiye gitmediğinin başka göstergeleri de var. İşsizlikte gerçek rakamlar yüzde 20 dolayında. AKP işsizlik oranını istatistiki oyunlarla düşürüyor ama İspanya ve Yunanistan’dan sonra en yüksek işsizlik oranına sahip ülke olduğumuzu da gizleyemiyor. Bu gerçekleri biz değil emperyalist kuruluşlar raporlarında söylüyor.

AKP bu karanlık tabloyu daha da derinleştirecek yasal düzenlemeler yapıyor. TBMM gündemindeki Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısı bunlardan sadece ikisi.

Emek-gücü piyasasının yeniden yapılandırılmasını hedefleyen “Ulusal İstihdam Stratejisi” bu doğrultudaki düzenlemeleri çeşitli yasalara parça parça yedirme yöntemiyle uygulanıyor. Esnek çalışma modelleri, mesai saatlerinin yeniden düzenlenmesi, özel istihdam büroları-geçici iş ilişkisi ve bölgesel asgari ücret, çalışanların aleyhine olarak yeniden düzenleniyor.

Büyük sanayi üretimi, tarımsal üretim ve yerli kaynak kullanımının büyük orandaki tasfiyesiyle ülkemize ithalat cenderesi altında diz çöktürüldü. Bugünkü iktidar Türkiye’yi tam bir bataklığa sürüklemektedir.

»Söyleşimizin sonunda kongre salonunda bulunan meslektaşlarınıza ve okurlarımıza MMO adına nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

AKP, ABD desteğiyle sermaye, bürokrasi, ordu, emniyet, yargı, medya, bilim kurumları ve üniversiteleri kendi etrafında blokladı. Altyapıda sınırsız piyasacılığa, üstyapıda ise dini muhafazakârlığa ve faşizan yöntemlere dayalı yeni bir rejimi inşa etti. 12 Eylül sonrasında sürdürülen yeniden yapılanma süreci, AKP eliyle sıçratılarak büyük oranda tamamlandı.

Manzara karanlık. Ama yılgınlığa düşme ve geri çekilme zamanı değil. Mesleğimiz, onurumuz, bağımsızlığımız için, sanayileşmeyi, planlı, tam istihdamı ve toplumsal refahı hedefleyen bir kalkınma için, gerçek bir siyasal ve toplumsal demokratikleşmeyi, bir arada kardeşçe yaşamayı hedefleyen bir toplumsal düzen için; yeni kuşaklara güzel bir gelecek bırakmak için daha fazla çaba sarf etme zamanıdır.

Bu mücadeleyi, yüreği ülkemiz ve halkımızdan yana atan demokratik oluşumlarla birlikte verme zamanıdır. Emperyalist politikaların seçeneksiz olmadığını, yaşanabilir bir ülke ve dünyanın olanaklı olduğunu anlatma zamanıdır.

TMMOB ve bağlı odalar ülkemiz ve halkımızdan yana bir meslek örgütü olarak, tüm olanaklarını, bütün mesleki birikimimizi ülkemizin gelişmesi, sanayileşmesi, kalkınması ve demokratikleşmesi için seferber etmeye devam edeceğiz.

Ülke kaynaklarının talan edilmesine, savaş ve işgallere, etnik düşmanlıklara, sosyal devletin tasfiye edilmesine, her tür gericiliğe, meslek alanlarımızı da saran işsizliğe, gelir dağılımındaki adaletsizliğe, meslek uygulama alanlarımızın daraltılmasına, tüm antidemokratik uygulamalara, halkımız ve ülkemiz aleyhine geliştirilen politikalara karşı, ülkemizin aydınlık güçleriyle birlikte bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinde bağımsız çizgimizle yerimizi almayı sürdüreceğiz.

Ülkemizin aydınlığa çıkması için tüm emek ve demokrasi güçlerine ve bu gücün içinde örgütlü duruşuyla güven veren Odamıza ve TMMOB’a sonsuz ihtiyaç var. Bunu hiç unutmayalım.