Adalet, beraberlik ve eşitlik istiyoruz

|

Adalet, beraberlik ve eşitlik istiyoruz A Adalet, beraberlik ve eşitlik istiyoruz

RÜYA YÜKSEL

Halkların Demokratik Kongresi’nin düzenlediği Ortadoğu Konferansı’nın katılımcılarından biri de İran Emek Partisi üyesi Massoud Djalili’ydi. Suriye’de Yaşananlar, Dış Müdahaleler ve Türkiye Siyaseti başlıklı oturumun konuşmacılarından biri olan Djalili ile halkın İran’da bölgedeki gelişmelerden ve ambargodan nasıl etkilendiğini konuştuk.

»Arap Baharı olurken İran’da durum nasıldı, nasıl karşılandı? Oradaki sol ve muhalefet nasıl?
Zaten İran’da öyle örgütlü bir açıktan çalışma yok. Demokratik örgütler de yok. Kadın kolları, insan hakları hareketleri var ama onlar da hep hapse girip çıkıyorlar. İran’da ilk başta halk tarafından hareketler desteklendi. Ama bu bir şeyi değiştirmez. Sonuçta bu hareketlerin emperyalistler tarafından el konulmasına ve kendilerine çekilmesine tepki gösteriyor insanlar. Reddediyorlar. Mübarek’in gidip de Mursi’nin gelmesi hiç fark etmez. İran’da, özellikle bu Ortadoğu ülkelerinde bir antiemperyalizm hareketi, böyle bir düşünce var. Bunu o çerçeve içerisinde daha çok siyasi gruplar söylediler ve bunun gelişmesini umut ediyorlar. Ellerinden geldiği kadar yardımcı olmak istiyorlar. Bugün burada buluşmamızın sebeplerinden biri bu.

»“Sol buradan güçlenecek, bir avantaj sağlayacak” şeklinde yorumlar yapıldı konferanstaki konuşmalarda. Siz nasıl düşünüyorsunuz?
Şartlar öyle halde ki şu anda hitap edeceğimiz insanlara böyle bir reçete yazamam Türkiye için. Genelde ortama bakarsak, demokratik kuruluşlar, antiemperyalist, gericiliğe karşı hareketler milleti çekiyor. İşçiyi de kamu çalışanını da çekiyor. Kamu çalışanlarının en yükseğindekini de çekiyor. Ona da hitap ediyor. Hatta orta kesimin yükseğinde de... Bakıyorlar şu anda çıkarları tehlikede. Bundan yola çıkarak doğru bir siyaset uygulaması gerekli ve halklara göstermeli ki “Biz sizin yanınızdayız.” Bu güç verir. Hem siyasi gruplara hem de halklara. Ben çok müspet buluyorum, iyi bir izlenim aldım buradaki konuşmalardan da. Bir de, henüz sola herkes iyimser bakmıyor. Çünkü hiç bir zaman sol iş başına gelmedi ki görsünler, isteklerini veriyor mu vermiyor mu. Şimdiye kadar sola karşı hep zıt propaganda yapıldı. Mesela “Komünistler ana baba tanımaz” derler. Çok hassas şeylerden içeri giriyorlar. “Komünistler istediği adamla yatar” diyorlar, namus üzerinden. Din propagandası tabi sola karşı daha çok. Bu izlenimi halkların gözünden silmek lazım. Bu tür demokratik hareketler buna çok yardımcı olur. “Ben şu Marksist Leninist partiyim” propagandası pek halkın içinde yürümüyor. Tabii ki aydın işçi kesim içinde çok etkili. Yol gösteriyor. Ama siyasetçilerin çeşitli yöntemler denemeleri lazım. Bir şartla, sloganlarında “antiemperyalizm, gerici güçlere karşı toplumda adalet, beraberlik, eşitlik” olmalı. Bunu siz nerde söylerseniz söyleyin peşinizden gelirler.

»İran halkı ambargodan nasıl etkileniyor?
Ambargodan halk çok etkileniyor. Bu ambargodan Amerika’dan daha fazla İran rejimi faydalanıyor. Çünkü millet sokağa çıkamıyor, derdini anlatamıyor, bağıramıyor ve rejim diyor ki “Bak bize ambargo uygulanıyor, savaş halindeyiz.” Bunu kullanarak konuşanı yazanı içeri atıyor. Bu ambargonun sonucu olarak İran’da baskı arttı. Siyasi ve ekonomik bakımdan mollalara bir şey olmadı. Bir aile ayda bir kilo et alamıyor. Fiyatlar yükseliyor. Öyle bir duruma geldi ki tüccar kepenk kapattı. Mollanın peşinde olan sermaye bile kepenk kapattı. Onlar da zorluk altında. Karaborsadan mal alacaklar, dört misli ödeyecekler ve 8 misline millete satacaklar. Millette para yok. Dükkanlar boş kalıyor. Onlar da sokağa döküldü. Tabii ki bu ambargoyla yıkılmaz İran rejimi çünkü o da petrolünü karaborsada satıyor. Petrol olmasaydı bambaşkaydı İran. Petrolünü satıyor, istediğini yapıyor. İki hafta önce Amerika’dan 189 milyon dolarlık buğday aldı. Sen nasıl ambargo yapmışsın? Ama onlar “Çünkü millet aç kalır” diyorlar buna. Millet aç zaten. İlaç bulunmuyor. Bize hep telefon geliyor “Şu ilacı alın gönderin” diye. Yarın bakarsın Irak’ın durumuna düşeceğiz. Irak’taki gibi çocuklar ölecek. Biz bunlara karşıyız. Ambargoya, iç saldırıya karşıyız. Ancak İran rejimi bir tek halkları tarafından götürülmeli. Kimse bizim avukatımız olamaz.

»Şu an İran rejimi ile halk arasındaki durum ne? İnsan hakları hareketinin susturulduğunu söylediniz. Kadın hareketi için ne söylersiniz?
İran’daki devrim sırasında ve devrimden sonra kadın hareketleri, kadın mücadelesi biz erkekleri utandırıyor. Biz bu mücadeleyle iftihar ediyoruz. Hem iftihar ediyoruz kadınlarla hem de utanıyoruz. Feminist, demokratik gruplar, sanatçı grupları, insan hakları grupları var ama bunların da yine çoğu yakalanıyor, içeri atılıyor.

»Türkiye-İran ilişkilerini ve AKP’nin Arap Baharı’na rol model olarak gösterilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
AKP demeyelim. AKP devletin bir koludur, devleti yönetir. Türkiye devleti diyelim. Türkiye devleti siyaseti NATO’nun dışına çıkamaz. Kendi başına bir karar veremez. Bunlar senetlerle tespit edilmiştir. AKP olur, BKP olur, ne olursa olsun bunlar bu ortaklığın içinde olduğu sürece Amerikan siyaseti ve NATO siyaseti ne derse onu yerine getirmek zorundadır. Başka bir yolu, çaresi yok. Orada burada antiemperyalist pozlar veriliyor, onlar sözde. İsrail ile ilişkileri var. Hem silah alıyorlar, hem adamlarını eğittiriyorlar. Gerisi film.
Burası eskiden beri, hem Rusya’nın olduğu Sovyetler Birliği’ne karşı bir platform oldu hem de şu anda da büyük bir stratejik rolü var Ortadoğu için. Amerika burayı öyle kolay kolay bırakmaz. Hem de komünist birisi iş başına gelse bile bırakmaz. Çökertmeye çalışır onu.
(http://english.al-akhbar.com/node/9130)