Başbakan’ın ‘yargıya talimat verdik’ sözü, yürütmenin yargıyı biçimlendirmesinin özeti - AV. SEMA PEKDAŞ:

|

 Başbakan’ın ‘yargıya talimat verdik’ sözü, yürütmenin yargıyı biçimlendirmesinin özeti - AV. SEMA PEKDAŞ: A  Başbakan’ın ‘yargıya talimat verdik’ sözü, yürütmenin yargıyı biçimlendirmesinin özeti - AV. SEMA PEKDAŞ:

GÜLSEN CANDEMİR İZMİR

İzmir Barosu’nda geçtiğimiz ay yapılan seçimi Çağdaş Avukatlar Grubu’nun adayı Sema Pekdaş kazandı. İki dönemdir seçimi kazanan Pekdaş ile Baro’daki odasında, Türkiye’deki tek Çağdaş Grubun yönettiği Baro’nun neler yaptığını, son seçimlerde oylarını nasıl yüzde yetmiş artırdığını ve mevcut hukuk sistemini konuştuk.

»Ulusal refleksleriyle ön plana çıkan bir kentte, yıllardır ulusalcı isimlerin yönettiği bir Baro’ya iki dönemdir üst üste seçilmeyi nasıl başardınız?
Avukatlık Kanunu’nda barolara verilen görev, insan hakları ihlallerine karşı mücadele etmek, hukukun üstünlüğünü savunmak ve sağlamak için çalışmaktır. Dolayısı ile biz bir siyasi partinin sözcüsü olmaktan, bir siyasi ideolojinin veya partinin arka bahçesi olmaktansa, hukukun siyasetini yapmayı görev bildik. İnsan hakları ihlallerine karşı politika yapmak önemliydi ve biz bunu yaptık. Yandaşlık ve karşıtlık üzerinden politikalarımızı hayata geçirmedik. Bir siyasi harekete yandaş ya da muhalif olalım diye düşünmedik.

»Ne düşündünüz peki?

Hukukun siyasetini yapmaya ihtiyaç var. Hak ihlalleri iktidardan gelir zaten. Hak ihlallerine karşı duruş, bir muhalif tavırdır.  Bu anlamda baroların muhalif kimliği önemlidir. Bu muhalif kimliğe uygun çalışmalar yapmaktı bizim görevimiz. Baroyu baro yapan misyon da budur aslında.

»Bunu yaparken hangi saiklerle hareket ettiniz?

Meslektaş dayanışmasını önemsedik, mesleğini yaparken her türlü saldırıya, hak ihlallerine maruz kalan meslektaşlarımızı için avukat dayanışma merkezi kurduk. Avukatların görevini bağımsız ve etkin yapabilmesi için yedi gün 24 saat, tapuda, bankada, adliyelerde, karakollarda, görev yapmasına yönelik çıkarılan engellere karşı birlikte mücadele ettik. Biz oyumuzu yüzde yetmiş oranında bu nedenle arttırdık. Onlar her problem yaşadıklarında bir örgütleri olduğunu bildiler. Bu meslek, dayanışma ile yapılabilecek bir meslek, çünkü hep ihtilafın ortasında ve bir tarafta yer alıyorsunuz. Dolayısı ile bir desteğe ihtiyacınız var her zaman.

»Neler yaptınız bu süreçte?

Kurduğumuz Kadın Danışma Merkezi, adliyeye giden her kadına destek verdi,  adli süreçte kadını yalnız bırakmadık. Meslektaşlarımızın spor yapmasını sağladık, hobilerini yapabilmesi için ortam hazırladık, korolarla konserler verdik, resim sergileri açtık.…Biz hem meslektaş dayanışmasını sağladık hem de hukukun siyasetini yaparak, hukukun sesi olmayı önemsedik. Ulaşılabilen, sorunların aktarılabildiği, birlikte çözümlerin üretilebildiği bir baro yeni bir anlayıştı. Meslektaşlarımız bu yeni anlayışı benimsedi ve bizi yeniden yönetime seçti.

‘ADİL YARGILANMA HAKKI İÇİN
TÜM DAVALARI İZLEDİK’

Türkiye’nin her yerindeki hak ihlallerinde taraf olduk, bu kapsamda Hopa Davasını Erzurum’da, KCK Davası’nı Diyarbakır’da, Balyoz Davasını İstanbul Silivri’de, Oda TV Duruşmalarını, Ankara’da öğrencilerin duruşmalarını ve İzmir’de Büyükşehir Belediyesi’nin duruşmalarını takip etik. Bunların hepsi özel yetkili mahkemelerin baktığı davalardı. İzmir Barosu yönetimi olarak adil yargılanma hakkını herkes için istiyoruz. Hukuk, hakkı ihlal edilen herkesin yanında olmalı ve herkes adil bir yargılanma hakkına sahip olmalıdır.

»Çağdaş Avukatlar Grubu’nun yönetimde olduğu tek il İzmir. Neden 80 ilin hiç birinde Çağdaş Avukatlar seçimleri kazanamadı?
Bu durumun, tanınmayana bilinmeyene karşı bir ön yargıdan kaynaklandığını düşünüyorum. Biz bir dönem baroyu yönettik, iki yılda neler yaptığımızı, neler yapabileceğimizi göstermiş olduk. Ancak diğer yerlerde böyle bir imkanın olmaması belki de seçilmemelerine neden oluyor olabilir. Böyle düşünüyorum. Başka bir nedeninin olacağını düşünmüyorum.

»Çağdaş Grubun sadece İzmir Barosu yönetiminde olması bir dezavantaj mı?

Evet, sorumluluğumuz daha çok. Çağdaş Avukatlar Grubunun Baro anlayışının, çalışma yönteminin gözüktüğü tek yer burası. Biz iyi örnek olarak sürekli çok çalışmak durumundayız. Kadın başkan olmaktan kaynaklanan sorumluluklarım da var benim. Beni baro başkanı olarak değil de kadın baro başkanı olarak değerlendiriyorlar. Benim başarısızlığım dolayısı ile kadınların da başarısızlığı olarak değerlendirilecek. Sema’nın başarısızlığı değil, kadınların başarısızlığı olacak. Üstümde bu da bir sorumluluk aslında. Erkekler başarısız olunca erkekler başarısız olmuyor, başarısızlıklar kişiler üzerinde kalıyor ancak kadınlarda durum maalesef öyle olmuyor.

»Sol çevrelerin Baro’nun denge politikasına yönelik eleştirilerini duyuyoruz zaman zaman. Size de eleştiriler geliyor mu, soldan uzaklaştığınız iddialarına ne diyeceksiniz?

Hukukçu objektif olmak durumunda. Benim siyasi görüşüme hukuk uygulansın diğerlerine uygulanmasın, onlara gözüm kapalı diyemez hukukçu. Biz İzmir Barosu yönetimiyiz artık. Seçimlere Çağdaş Avukatlar Grubu olarak giriyoruz, seçildikten sonra İzmir Barosu yönetimi olarak çalışıyoruz. İzmir Barosu olarak, bütün meslektaşlarımızı temsil etmek sorumluluğu ile hakkı ihlal edilen herkesin yanında olma prensibi ile objektif bir duruş sergilememiz lazım. Kimin hakkı ihlal edilirse, siyasi düşüncesine bakmaksızın onun yanında olmamız gerekiyor. Türkiye, ‘Ben sadece benim taraftarlarımın hukuka aykırılıklarını söylerim, diğerlerine gözlerimi kapatırım’ anlayışından çok çekti. Biz objektif olmaya, hukukun siyasetini yapmaya özen gösterdik. Uzun tutukluluğa karşı çıkıyorsak, herkes için aynı talepleri dile getirdik. Hileli delil toplanmasın diyorsak yine herkes için istiyoruz. Şunlar hileli delillerle cezalandırılsın demek çok tehlikeli. Yarın o döner size geri gelir, hukuka ve hukuk devletine her zaman ihtiyacımız var.

»AKP döneminde (geçen on yıllık süreçte) hukuk hangi noktaya geldi. 2002’de Türkiye’deki hukuk sistemi nasıldı, şimdi ne durumda?
Her şey tamamen çok kötü veya iyi demek mümkün değil, ama ağırlıklı olarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiği bir dönemden geçiyoruz. Yine olağanüstü yargılamalar, siyasi iktidara göre şekillenmiş bir yargılanma sistemi var. Ben bu dönemi en iyi anlatan sözün, başbakanın söylediği ‘yargıya talimat verdik’ sözü olduğunu düşünüyorum. Bir Başbakanın bu cümleyi rahatlıkla söyleyebildiği bir dönem, yürütmeye göre biçimlenmiş bir yargı dönemini gösteriyor. Danıştay Başkanı ‘Öyle zırt pırt icraat durdurmayacağız artık, bundan böyle yürütmeyi durdurma kararları yok. Siyasi iktidar istediğini özgürce yapabilmeli diyor’ bu dönemi belirleyen sözlerdir bunlar. Yargıtay ve Danıştay Başkanları seçildiğinde de bir AKP milletvekili ‘Allahım verdikçe veriyor’ demişti. Dolayısı ile bir yandaş yargı oluşturma çabasının egemen olduğu bir dönemdeyiz. Toplum, hukuk yolu ile yeniden biçimlendirilmek isteniyor.

‘YARGIÇLARIN VİCDANLARINA
GÜVENMEK İSTİYORUM’

Bu süreçte karar verici olan yargıçların vicdanlarına güvenmek istiyorum, çünkü bir hukukçu önce vicdan sahibi olmalıdır. Vicdan sahibi hukukçuların var olduğunu düşünüyorum, umudumu kaybetmemek istiyorum. İnsanlardaki hakkaniyet duygusu bir yerde mutlaka ortaya çıkar, bu duyguyu unutturmamak için çalışıyoruz. Birtakım değer yargılarını, kavramları yaşatmak gerekiyor. Çağdaş Hukukçular olarak bu kavramları, değerleri göstermek ve unutturmamak için varız.

»Önümüzdeki iki yıl daha İzmir Barosunu yöneteceksiniz, iki yılda neler yapmayı planlıyorsunuz? Son olarak sizden bu sorunun da cevabını alalım.

Önümüzdeki dönem çalışmalarımızı kalcı hale getirmeyi, sürekli bir faaliyet halinde olmayı planlıyoruz. Meslektaşlarımızın donanımlarını artırmayı, değişen yasalara dair bilgi akışını hızlandırmayı planlıyoruz. Adli yardım mevzuatının (ekonomik nedenler ile hukuk desteği alamayanların hukuktan yararlanmasına, yargı yolu ile hakkını aramasına yönelik ) geliştirmek için çalışacağız. Bunun yanı sıra avukatsız hiçbir davanın görülmemesi ve avukat ile temsil zorunluluğu getirilmesi böylece hukuki güvenliğin sağlanarak ile maddi ve manevi hak kayıplarının yaşanmaması  için gerekli çalışmaları yapacağız. Ayrıca meslektaşlarımızın mesleğini daha etkin yapabilmesi için sürekli bir eğitim merkezi kurmak istiyoruz.  En önemlisi İzmir Barosu geçmiş iki yılda olduğu gibi adil yargılanma hakkının herkes için geçerli olması için çalışacak, hak ihlallerine karşı söz söyleyecek ve  mücadele edecek,  hakkı ihlal edilenlerle dayanışma içinde olacak, kısaca hukukun üstünlüğünü savunmak için var olacak.

»Ne olmuştu?

20-21 Ekim 2012 tarihlerinde İzmir Fuarı 4 Nolu holde yapılan İzmir Barosu seçimlerinde Bağımsız Savunma, Çağdaş Avukatlar Grubu, Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu, Demokrat Avukatlar ve İlerici Avukatlar olmak üzere beş liste yönetime aday olmuştu. Seçimler sonucunda Çağdaş Avukatlar Grubu geçtiğimiz seçimlerde aldığı bin 22 oyu yüzde yetmiş artırarak bin 729’a çıkardı, en yakın oyu alan Cumhuriyetçi avukatlar grubu ise bin 525,  Bağımsız Savunma 700, Demokratlar Grubu 474, İlerici Avukatlar ise 68 baroya kayıtlı avukatın oyunu aldı.