ANAS JOUDEH: İslamcılar çoktan Talibanvari toplum inşasına başladı

|

ANAS JOUDEH: İslamcılar çoktan Talibanvari toplum inşasına başladı A ANAS JOUDEH: İslamcılar çoktan Talibanvari toplum inşasına başladı

İBRAHİM VARLI

Anas Joudeh Şam’da yaşayan Suriyeli bir muhalif. İki yıl önce başlayan olayların ardından kurulan Suriye Devletini İnşa Akımı'nın sözcülerinden. ÖDP’nin Avrupa Sol Partisi adına hafta sonunda gerçekleştirdiği "Suriye, Emperyalist Müdahale ve Barış: Sol Bir Alternatif Yaratmak Mümkün mü?” konferansı için İstanbul’a gelen Joudeh “Suriye’de Emperyalist Güçlerin Müdahale ve Politikaları” başlıklı oturumunda “içerden birisi” olarak önemli değerlendirmelerde bulundu. Joudeh ile Suriye’de yaşananlara dair konferans sonrasında verimli bir sohbet yapma imkânımız oldu.

ORTADOĞU’DA HÂKİMİYET MÜCADELESİ
Suriye'deki mücadelenin Ortadoğu'yu hâkimiyet altına alma mücadelesi olduğunu belirten Joudeh, Suriye'deki çatışmaların sonucunda kazananın Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) olması durumunda da demokratik, eşit, özgür bir ülke kurulmayacağı kanaatinde. Paneldeki konuşmasında Katar ve Suudi Arabistan gibi Körfez Arap ülkelerinin muhalifleri beslediğini söyleyen Joudeh "Körfez'den gelen dalgaya kapılmamak gerekir" ifadelerini kullandı. Esad karşıtı demokratik muhalefetin önemli ismi Joudeh, bu aşamada Esad'ın gitmesinin yıkım olacağını, tüm itirazlarına rağmen Esad'ın kalması gerektiğini söyledi. Joudeh, Suriye’de yaşananları kendi penceresinden gazetemize anlattı...

»Kendinizi muhalefetin neresinde konumlandırıyorsunuz?
Biz “de facto” bir siyasi partiyiz. 2011 yılının Mart ayındaki ayaklanmanın ardından kurulduk. Muhalefetin arasındayız, ama demokratik muhalefeti ve demokratik bir geçiş sürecini benimsiyoruz.

»Suriye’deki Demokratik Değişim için ulusal koordinasyon komitesi ile ilişkileri ne durumda?
Onlarla da ilişkilerimiz var. Hatta birkaç hafta önce bir araya geldik onlarla “Demokratik Sivil İttifak” adında bir sivil platform kurduk. Platformun içerisinde çok sayıda grup ve örgüt var. Platformun bir heyeti geçtiğimiz günlerde Moskova’daydı. Sorunun barışçıl ve demokratik çözümü için girişimlerde bulundu. Bir heyet şu anda Washington’da bir diğer heyet ise BRICS ülkelerinde (Brezilya, Hindistan, Rusya, Çin ve Güney Afrika) temaslarda bulunuyor.
»Siz tam olarak ne istiyorsunuz, talepleriniz neler?
Bizim iki isteğimiz var. Öncelikle Rusya ve ABD gibi büyük güçler arasında imzalanan Cenevre sözleşmesini hayata geçirmek, bu sözleşme gereğince demokratik bir geçiş süreci için Beşar Esad’ı ikna etmek. İkincisi ise silahlı muhaliflere destek veren ülkeler üzerinde baskı oluşturmak. Ayrıca ülkedeki politik partilerin de bu oluşuma katılarak inisiyatif almasını sağlamak.
»Ne kadar umutlusunuz bu süreçten?
Şu aralar biraz daha iyimser olabiliriz. Hem Rusya Dışişleri hem de ABD Dışişleri Bakanı’nın “masaya oturulsun” yönündeki açıklamaları umudumuzu artırıyor. Tabii şu an cennette değiliz. Her şey yüzde yüz olumlu gidiyor diyemeyiz ama umutluyuz. Umutlu olmak zorundayız.

EL NUSRA GİBİ CİHADİST ÖRGÜTLERİ MUHALEFETTEN SAYMIYORUZ
»Siz muhalefetinizi demokratik yollarla dile getiriyorsunuz. Silahlı muhalefeti nasıl değerlendiriyorsunuz?
Silahlı muhalifler çok geniş bir skalada yer alıyor. Bir kısmı daha önceden tanıdığımız insanlar. Ayrıca ordudan atılan subaylardan da tanıdıklarımız var bunlarla iletişim halindeyiz. Onlarla daha önceden de iletişimimiz vardı. Ancak silahlı muhalefet derken El Nursa gibi örgüt ve insanlardan bahsediyorsanız biz onları muhalefet olarak görmüyoruz. Onlar bambaşka bir şey, alakamız yok. Bunlar için bir çözüm bulmamız gerekiyor. Şam çevresinde belli ateşkes koşullarının sağlanması için ordu ve bu yerel silahlı gruplarla görüşüyoruz. Üyelerimizin bir kısmı bu silahlı gruplarla yakından ilişki içerisinde. Bire bir olarak tanıyoruz. Onları belli bir demokratik eksene çekmek için bu militan ve örgütlerle diyalog halindeyiz.

»Muhalifler ülkenin ne kadarında kontrolü ele geçirmiş durumda?
Tam bir bilgiye sahip değiliz. Ancak genel bir değerlendirme yaparsak, Halep’in kırsal kesimi ile ülkenin doğusunda Irak sınırında ve de ayrıca Şam kırsalında ÖSO ve El Nursa güçlerinin olduğunu söyleyebiliriz.

»Silahlı grupların ele geçirdiği bölgelerde neler yaşanıyor? Halkın tepkisi nasıl?
Olayların ardından Suriye’nin kuzeyine önce çeteler geldi. Yağmalama, hırsızlık olayları aldı başını gitti. Korku ve endişe hâkimdi. Halk büyük sıkıntılar çekti. El Nusra bu bölgeleri ele geçirince kendi şeri hukukunu uygulamaya başladı. Örneğin hırsızlık yapanların elini kesebilirlerdi, öte yandan bira içen birisinin kafasını kesebilirlerdi. Karmaşık bir ilişkiler yumağı oluşturdular. Korku saldılar. Ancak bu durum aşırı muhafazakâr kesimlerin sempatisini de kazandı. Ama buna karşılık çok sayıda kişinin de tepkisini çekti. Irak sınırındaki Deyr El Zor’da Taliban tarzı okullar kurmaya başladılar. Aynı haberler Halep’ten de geliyor.

»Taliban türü örgütlenme korkutmuyor mu?
Elbetteki korkutuyor. İnsanlar da yavaş yavaş oradaki radikal İslamcı örgütlere karşı başkaldırmaya başlıyor. Huzursuzluk var. İnsanlar, diktatörlüğe karşı radikal İslamcıları iktidara taşımak için ayaklanmadılar. Bunu kabul edeceklerini sanmıyorum. Bu konuda savaş verilmesi gerekiyor. Biz de böyle düşünüyoruz. Oradaki insanlar da bunun farkına varıyorlar yavaş yavaş.