NESREEN HASAN: İslamcıların getireceği gelecekten korkuyoruz

|

NESREEN HASAN: İslamcıların getireceği gelecekten korkuyoruz A NESREEN HASAN: İslamcıların getireceği gelecekten korkuyoruz

İBRAHİM VARLI

Çatışma ve kriz ortamlarının en büyük mağduru kuşkusuz ki kadınlarla çocuklar oluyor. Suriye bunun en çarpıcı kanıtı. Yüz binlerce kadın ve çocuk ülke içerisinde ve komşu ülkelerde kurulu bulunan kamplarda yaşam mücadelesi veriyor. Suriyeli Kadınların Barışı Grubu sözcülerinden Nesreen Hasan ÖDP’nin
Avrupa Sol Partisi adına düzenlediği
"Suriye, Emperyalist Müdahale ve Barış: Sol Bir Alternatif Yaratmak Mümkün mü?” konferansı için geldiği İstanbul’da
sorularımızı yanıtladı.
Konferans sonrasında kısa bir sohbet etme imkânı yakaladığımız Hasan, Suriyeli kadınların dramına ve onları bekleyen tehlikelere dikkat çekiyor. Hasan “Çoğu kadın eşini, çocuğunu veya bir yakınını kaybetti. Kadınların yaşadıkları sosyal ve iktisadi zorluklar bir yana, komşu ülkeler tarafından sömürüye uğrayarak seks işçisi yapılmaya zorlandılar. Sadece Türkiye’deki kamplarda yüzlerce tecavüz vakası var, Ürdün’deki kamplarda HIV yayıldı” diyerek yaşananların iç yüzünü anlattı.
»Suriye’de kadınlar, çocuklar bu çatışma ortamından nasıl etkilendi?
Hem ülke içerisindeki hem de ülke dışındaki kamplarda kalan kadınların en büyük sorunu eşlerini, kocalarını kaybetmeleri. Bu nedenle ekonomik anlamda büyük bir yıkım içerisindeler. Yaşamlarını idame edecek güçten yoksunlar. Çocuklar ise okullar kapatıldığı için en büyük mağduriyeti yaşıyor. Birçok okula da mülteciler yerleştirilmiş durumda. Açık okullar da birçok belge istediği için çocuklar kayıt yaptıramıyor. Biz bunlara karşı mücadele verdik, veriyoruz. Artık tek bir belge ile okullar kayıt yapabiliyorlar. Kadınlara iş ve meslek sağlıyoruz.

»Şam’ın bu çalışmalara yaklaşımı nasıl? Devletten destek alabiliyor musunuz?
Biz politik bir örgüt değiliz, dolayısıyla politik bir duruş sergilemiyoruz. Bu nedenle ne hükümetten ne de muhaliflerden bir baskı görmüyoruz. İşlerimize karışmıyorlar. Bu konuda rahatız. Ancak artık hükümet ile son dönemlerde irtibata geçmek zorunda kaldık. Çünkü özellikle çocukların eğitimlerine devamı ve bürokratik engellerin aşılması için rejimle iletişime geçmek zorundayız.

»Suriye yönetimi BM ve UNICEF’in kuruluş felsefelerine aykırı olarak ülke içerisindeki kamplara bilinçli olarak yardım yapmadığını, ya da çok az yardımda bulunduklarını iddia ediyor!
BM ve UNICEF çalışıyor. Suriye içerisinde 2.5 milyon mülteci var. İmkânları ölçeğinde yardım yapmaya çalışıyoruz. UNICEF geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaptı “Kaynağımız ve olanaklarımız sınırlı” diye. Örneğin sadece Tartus’ta 500 bin mülteci var. Ağırlıklı olarak Suriyelilerden aldığımız topladığımız destek ve kaynaklarla insanlara  yardım etmeye çalışıyoruz. Gelen yardımların bir kısmı da çeteler tarafından yağmalanıyor. Çaldıkları yardımları kendi bölgelerinde dağıtıyorlar. Sivil toplum örgütlerinin yaptığı yardımlar çalınıyor. Kimler çalıyor bilmiyoruz.

»Bu yardımları çalan kimler? Silahlı muhalifler mi, rejim birlikleri mi?
Hangi örgütler yardım alıyor bilmiyorum açıkçası. Bu konuda somut bir bilgiye sahip değiliz.  Ancak örneğin Ürdün hükümeti uluslararası kuruluşlardan ve ülkelerden gelen yardımların yüzde 60’ını kendisine alıyor, geri kalanını kamplarda dağıtıyor. Burada büyük bir vurgun yapıyor.

»Radikal İslamcıların işbaşına gelme olasılığı korkutuyor mu sizi? Zorla baş örtmeler, şeriat hukukunun egemen kılınmak istenmesi vs…
Evet, tabii ki böyle bir korkumuz var. Büyük bir korku içerisindeyiz. Korkumuz olmasaydı bu platformu kurmazdık. Suriye’deki tüm kadınlar benzer korkular içerisinde. Radikal İslamcı grupların Halep’te ne tür bir rejim kurmaya çalıştıklarını görüyoruz. İslamcı bile değiller bu radikaller, garip bir İslami anlayışları var. O kuralları gördüğümüz için sadece korkmakla kalmıyoruz, mevzilerimizi korumaya çalışıyoruz. Ayaklanıp bunların (radikal İslamcı grupların) karşısına dikilmeye ve bunlarla yüzleşmeye kararlıyız.