Demokrasi değil, çıkar kavgası

|

Demokrasi değil, çıkar kavgası A Demokrasi değil, çıkar kavgası

İBRAHİM VARLI

Bölgesel ve küresel bir hesaplaşmanın odağı haline gelen Suriye’de kriz gün geçtikçe derinleşiyor. Üçüncü yılına giren olaylar on binlerce Suriyelinin yaşamına mal olurken, çatışmalar hız kesmeden sürüyor. Fransa ve İngiltere’nin muhalifleri silahlandırmak için bastırması, muhaliflerin İstanbul’da başbakanlarını ataması, Ürdün’de kurulan askeri kamplar ve son olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “Türkiye'den “özür” dilenmesinin ardındaki ana sebep Suriye'deki gelişmelerdir” sözleri, Suriye trafiğinin önümüzdeki günlerde hızlanacağını gösteriyor.
Tüm bu gelişmeler içerisinde Kürtler kilit bir önemde bulunuyor. Avrupa Sol Partisi ve ÖDP’nin ortaklaşa düzenlediği "Suriye, Emperyalist Müdahale ve Barış: Sol Bir Alternatif Yaratmak Mümkün mü?” başlıklı konferansı için İstanbul’a gelen Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) Dış İlişkiler Temsilcisi Dr. Alan Semo yaşananları gazetemize değerlendirdi.

SİLAHA SARILMAKLA HATA YAPTILAR
Halkın başlangıçta ‘Arap Baharı’nın da etkisiyle 40 yıldan fazla bir süredir hüküm süren Baas rejimine karşı sokağa çıktığını ancak muhaliflerin stratejik bir hata yaparak silaha sarıldığını, dış müdahaleye destek verdiğini bunun da sonun başlangıcı olduğunu belirten Semo, “Suriye’de yaşananların “özgürlük ve demokrasi” kavgası olmadığını, emperyalistlerin, bölgesel ve küresel güçlerin çıkarları doğrultusunda bir kavganın verildiğini” söyledi.
Demokratik muhalefetin öncüsü yok. Dağınıklar ve ciddi bir örgütlenme eksiklikleri var. Ayaklanmayı yönetemedikleri için müdahale istediler ve sırtlarını dış güçlere yasladılar. Özgürlük ve demokrasi değil dertleri diyen Semo, muhaliflerin hiçbir dış güçten destek almadan, kendi öz güçleriyle mücadele veren ve önemli kazanımlar elde eden Kürtlerden alması gereken çok fazla dersin olduğunu düşünüyor.

»Kısa bir süre önce PYD ile ÖSO arasında bir anlaşma yapıldı. Anlaşmanın kapsamı nedir ve neden böylesi bir anlaşmaya gitme gereği duydunuz?
Kürtler açısından çok başarılı bir anlaşma oldu. Çünkü ÖSO Serekaniye’de Türkiye ile birlikte saldırmasına rağmen Kürt direnişine karşı kaybetti. Çıkmaza girdiler. Türkiye’nin “savaşacaksınız” ısrarlarına ve dayatmalarına rağmen anlaşma yapmak zorunda kaldılar. Bu bizim açımızdan bir zafer oldu. Anlaşmaya gelirsek yerel bir anlaşma bu. Temek kıstas ise Serekaniye’de silahların susması.

»Kürtlerin kazanımı ne oldu?
İlk defa muhalefet güçleri, yani Suriye Ulusal Koalisyonu Serekaniye’ye gelerek Kürt Yüksek Konseyi ile buluşup anlaştılar. Kürt bölgesini kurtarılmış bir bölge olarak kabul ettiler. Siyasi olarak Kürtler başarılı.

»Türkiye dahil olmak üzere birçok ülkenin fiili desteğini alan ÖSO ve El Nusra’ya karşı elde ettiğiniz zafer PYD açısından küçümsenmeyecek bir başarı!
ÖSO çok parçalı. Yerel savaş baronları oluşmuş durumda. Örneğin Halep’te yerel komutanların kimlerden emir aldığı belli değil. Katar’a mı, Suudilere mi, Türkiye’ye mi bağlılar bilinmiyor. Farklı merkezlerden emir alıyorlar. Her bir grup sırtını bir başka dış güce dayamış bulunuyor.

»Batı Kürdistan’ı (Rojova) rejim mi size bıraktı?
Tabiî ki hayır, o dönemde rejim güçlerini Halep’e çekmek zorunda kalınca, Kürtler de bunu fırsata çevirdi. Rejim zayıftı ve çıkmaza girmişti. İki gün süre verdik rejim güçlerine; Ya çekileceksiniz ya da savaşacağız sizlerle diye. Ültimatomumuz yerini buldu, bölgede denetim bizlerin eline geçti.

»Kürtler şu anda nerede yer alıyor?
Bu rejim değişmeli. Yıllarca buna karşı savaştı Kürtler. Demokratik bir çözüm olacak. Anayasal haklar tanınacak. Biz muhalefete karşı değiliz ancak yöntemine karşıyız. Bu savaş özgür ve demokratik bir Suriye için Suriye halkları verilmiyor. Çıkar meselesidir, kirli bir savaştır. Bir vekalet savaşıdır. Katar’ın, Suudi Arabistan’ın, Türkiye’nin emperyalizmin çıkarları doğrultusunda veriliyor. Ama ÖSO kendi gücüyle parasıyla adamlarıyla savaşırsa yanında yer alırız. En önde yer alırız. Yöntemleri karşıyız bu nedenle yokuz. Ama rejime karşıyız.

»Rojova’da tam olarak ne yaşanıyor?
Demokratik özerklik projesi uygulanıyor. Okullarda Kürtçe dersler veriliyor. Halk meclisleri var, Halk savunma birlikleri var. Gündelik yaşamı komiteler üzerinden örgütleniyor, sağlanıyor. Kürtler birleşmiş durumda, tüm kaos ve krize rağmen. Kürtler kendi kendilerini idare ediyorlar. Bunu sağlayabilmişler.

»İmralı süreci Suriye’deki gelişmeleri ve Kürtleri nasıl etkileyecektir?
Çok iyi etkiler. Türkiye’nin PYD karşıtı politikasını yumuşatacaktır. Kendi Kürtlerinle barışa giderken Suriye’deki Kürtlere savaşamazsın. Yumuşama olumlu olarak Suriye’yi ve tüm Ortadoğu’daki durumu olumlu etkiler.

»Irak Kürdistan’ı ve KDP ile de sorunlar yaşıyorsunuz?
KDP iflas etmiş bir partidir. Rojova’da yoklar, destek verdikleri partiler etkisiz. Bir etkileri olmadıkları için öfkeliler. Kendi denetimlerine alabilmiş değiller. Ankara’da KDP’ye yanaşarak, gelin Rojova’yı paylaşalım diyorlar. PYD kontrol ediyor, gelin onlarla paylaşalım. Çok kurnazca bir politika. Biz de Kürdiz gelin paylaşalım diyorlar. Adam Hewler’de kalıyor, gelin paylaşalım diyor. Gel Rojova’ya birlikte yapalım.

»Suriye krizin uzun bir süre bu şekilde devam etmeyeceği ortada. Kürtler nasıl etkilenecek?
Kürtler ‘de facto’ bir yönetime sahip. Kendilerine güveniyorlar. Kendi güçlerine kendi bölgelerine hakimler. Kim gelirse gelsin Kürtlerle müzakere etmek zorunda kalacak. Muhalefet, Türkiye kim olursa olsun. Hiç kimseye bırakmayacağız. Gelip bizimle anlaşmaya varmak zorundalar. Ne rejim ne de muhalifler Kürt bölgelerine girebilir. Savaşmaya ve çatışmaya hazırız.

»Suriye’de kriz derinleşerek sürüyor. Nereye evrilecek. Bir öngörünüzü var mı?
Bu kriz derinleşecektir. Sivil bir iç savaşa yaşanacak. Bizler için en iyi çözüm Cenevre anlaşmasıdır. Rejim gidecek, tüm toplumsal grupların içine dahil olacağı bir mutabakat sağlanacak. Alevilerin, Kürtlerin, Asurilerin içinde yer alacağı bir çözüm modeli şart.

»Silahlı muhalifler Cenevre çözümüne yanaşmıyordu başlangıçta. Diyalog çağrılarına olumsuz yaklaşıyorlardı.
O başlangıçtaydı. Muhalifler kaybettiler, iflas ettiler. Manevra yapmaya başladılar. Muhaliflerin masaya oturması için ABD bastırıyor, dışişleri Bakanı John Kerry bastırıyor. Ama bu sorun bitmez.

»Neden?
Çünkü Suudi Arabistan, Katar, Türkiye’nin muhaliflere yaptığı silah ve para desteği kesilmeden sorun bitmez. Öbür tarafta da İran ve Rusya rejime desteklerini kesmeden bu sorun bitmez. Ama bir saat içerinde de bu sorun bitirilebilir. Suudi Arabistan ve Katar’a desteğini kes dediğinizde muhaliflerin işi biter. Neden çünkü ciddi paralar alıyorlar. Paraları güçleri yok. Silahlı muhalifler binlerce dolar maaş alıyorlar. Beş bin dolar maaş alıyorlar. Türkiye’de burada kazanıyor. Türkiye bu krizden çok para kazandı.

»Nasıl?
Suudilerden parayı alıp ÖSO’ya ve diğer gruplara silah veriyorlar. Aradaki farkı ise ceplerine indiriyorlar. Suudiler ve Katar’lılar nakit para veriyor. Suudilerde silah yok. Silahı Türkiye üzerinden sağlıyorlar. Türkiye de bu paralar karşılığında muhaliflere silah veriyor. Türkiye Suudilerden ve Katar’dan aldığı paraların bir kısmını cebine indiriyor.

»PYD’nin de PKK’den destek alığı iddia ediliyor!
Kürtler kimselerden para ve silah almıyor. Ne PKK’den ne de KDP’den herhangi bir destek almış değiliz. Rojova Kürtleri kendi öz güçleriyle ayaklandılar. Kazanımlar elde ettiler.  Kürtler PKK’den Barzani’den yardım almadılar. Bu bir devrim. Korku duvarları 2004’teki Kamışlı isyanı ile aşıldı. Artık geri dönülmez noktadayız. Bu model daha az ölüme ve hasara yol açtı. Ama Türkiye ve diğer Batılı ülkeler Rojova modelinden pek bir hoşnut değiller.

»Suriye’ye yönelik olası bir dış müdahale konusunda ne düşünüyorsunuz?
Esad’a bu şekilde yapılan müdahaleyi doğru bulmuyoruz. Esad rejimi gitsin ama bu şekilde değil. Türkiye’nin silahlarıyla, Suudilerin ve Katar’ın parasıyla değil, kendi gücümüzle bunu yapabiliriz. Kürtler yapabiliyorsa diğer Suriyeliler de bunu yapabilir. Suriyeli muhalifler de Kürtlerin izlediği yolu takip edebilirdi. Bunu yapabilirdi, cihadistlerin selefi grupların gelmesine gerek yoktu.